Dünya Dostluk Günü

KP
tanışma…


Alparslan Özarpat
Üniversiteyi kazandığımızda ODTÜ Mimarlık’ı kazandınız diye bir zarf geldi. Oryantasyon için bölüme kaydolmadan önce yaz sonu gibi tüm öğrenciler okula çağrılmıştı. Bugünkü stadyumda tıpkı mezuniyet zamanlarında olduğu gibi bütün bölümlerin yerleri ayrılmıştı. Oraya gittiğimde ikinci kişiydim, biri herkesten önce gelip oraya oturmuştu. O, Alptekin’di. Onunla tanışmamız böyle oldu. Sonra okulda diğer arkadaşlarımızla olduğu gibi bir arkadaşlığımız oldu. Bazı ilişkiler kopmuyor. Ofisimizi kurarken durumlarımız müsaitti. Alptekin ile birlikte başladık.

Orçun ile olan hikayemiz ise İstanbul’da bir şantiyede çalışırken başladı. O başka bir firmada çalışıyordu. Hani bazılarıyla daha rahat anlaşırsınız, daha çok aynı şeyleri düşünürsünüz, hayatın belli bir düzeninde aynı seviyesindesinizdir. Onunla da kanımız uyuştu, o dönemden sonraki karşılaşmamızda benim gittiğim şantiyede o firmadan Orçun’u alıp bize katılmasını sağladım. Alptekin de bize böyle katıldı. Bir dönem bir firmada üçümüz bir arada çalıştık. Sonrasında bu işi kurmaya karar verdiğimizde hepimiz için doğru zamandı.

Alptekin ile önce sınıf arkadaşı, sonra ekip arkadaşı, sonrasında ise ortak olduk. 11 yıl oldu. Ortaklıktan çok keyif aldık, sıkıntı yaşadığımız tek bir günümüz olmadı diyebilirim. Hiç kavga etmedik. Herkes eşit olduğunun bilincinde. Kimse, benim dediğim olacak gibi bir söylemin içine girmedi. Hepimiz eşitiz ve hepimiz birbirimize aynı derecede saygı göstermeliyiz.

Benim arkadaşım benden daha çok gezdi diye sevinebiliyorsanız dostsunuzdur. Benim sayemde, ben bu işi yaptım ya da ben işin bu kısmını tuttuğum için benim arkadaşım rahat ediyor diyebiliyorsanız ortaklığınız yürür. Herkes ortağını biraz daha ön plana çıkarırsa yürür. Biz ortaklığımızdan son derece faydalandık. 3 kişi olmanın, belli bir deneyime sahip üç mimarın bir arada olması bize çok değer kattı. Bizi hızlı büyüttü. Bu ortaklık sayesinde hepimizin bireysel olarak büyüyeceğinin belki beş katı fazla büyüdük birlikteyken. Bunda girişimci yönümüzün de etkisi oldu. Gücümüzü paylaştırıp o işleri üç kişi olmanın verdiği cesaret ve iş gücüyle yönettik.

Alptekin Yıldız
ODTÜ Mimarlık'ı kazanmıştım. Okulun oryantasyon gününde okula gittiğim zaman, her bölüm için ayrılmış olan oturma yerleri arasında bize ayrılan yere oturdum. Gittiğim zaman mimarlık bölümünün oturma alanında kimseler yoktu. Sanırım biraz erken gitmişim. Benden sonra Alparslan geldi.:) Alparslan bölümden tanıştığım ilk kişi olmuştu.

Okul sonrası vatani hizmeti bitirdikten sonra iş arıyordum. İstanbul'a gitme düşüncem de bulunuyordu. Sınıftan ortak bir arkadaşımız Alparslan'a İstanbul'a gitme düşüncemden bahsetmiş. Bu konuşma üzerine Alparslan beni arayıp çalıştığı firmada mimar pozisyonunda birilerini aradıklarını söyledi. Bu vesile ile ben de İstanbul'a geldim. İş arkadaşlığı ile devam eden durum bizi bugünkü ortaklığa kadar getirdi.

Aslında Orçun ile iş arkadaşı olarak başlayan süreç bizi ortaklıkta birleştirdi. Bir dönem üç arkadaş olarak aynı firmada çalışmıştık. Yıllar sonra, hepimiz için de doğru zaman olduğunu düşündüğümüzde ofisimizi açtık.
 
Orçun Özkan
İTÜ Mimarlık bölümünde 1999 yılında lisans eğitimimi tamamladım. İstanbul'da bir firmada çalışırken Alparslan ile tanıştık. Daha sonra aynı firmada çalışmaya başladık. Alptekin'de bizimle aynı firmada çalışmaya başlamıştı. İş arkadaşlığımızın yanında güzel de bir dostluk oluştu aramızda. Bir zaman sonra da kendi işimizi yapma kararı alarak Yoo Mimarlık'ı kurduk.

fikir ayrılıkları…

Alparslan Özarpat
Fikir ayrılıklarımız oluyor, elbette. Masada bir şey tartışırken mutlaka birimiz bence böyle olmalı dediğinde hepimiz o yönde gitmiyoruz. Birisi az da olsa öne çıkmalı, diğerleri de, o öyle diyorsa bir bildiği vardır demeli. Masadan mutlaka anlaşarak ayrılmalı. Bizim toplantılarımızda kimsenin aklında başka bir soru işareti olmadan kalkılır. Sonunda uzlaşı yolu bulunur. Bunun bir formülü var mı bilmiyorum ama önce ben dememek, arkadaş olmak fark yaratıyor, arkadaşınızın iyiliğini de düşünüyorsunuz. Aynı amaca koşmak önemli. Bunun yanında aynı demografik yapıdan, benzer ailelerden geliyor olmak, yetiştiriliş tarzınız ya da aynı sosyal statüden geliyor olmanız da önemli. Bizim şansımız bu oldu.

Her grubun bir yaramaz çocuğu vardır. Bu durum bizde sadece küçük şeyler için geçerli. Genel olarak bu tip durumlarla karşılaşmıyoruz. Biz, belki de zaman içinde daha rasyonel bakmayı öğrendik, bu nedenle birbirimize yakınız.

Alptekin Yıldız
Her konuda hemfikiriz diyemiyorum. Bu mümkün olmasa gerek. Fakat çok fikir ayrılıkları da olmuyor açıkçası. Olduğu zaman bir noktada buluşuyoruz illaki… Bir toplantı olduğu zaman bazen bir konu üzerinde farklı düşünceler içerisinde oluyoruz. Bu durumu kısa sürede çözüme kavuşturabiliyoruz.
Birbirimizi arkadaş olarak çok iyi tanıyor olmak da sürecin çözüme kavuşmasını hızlandıran faktör.
Ayrıca fikir ayrılığı olduğu zamanda Alparslan'ın ikna edici bir yönü de vardır.:)

Orçun Özkan
Çok fazla fikir ayrılıklarımız olmuyor. Konular üzerinde bazen farklı görüşlere sahip olsak da aslında hızlı şekilde sonuca ulaşabiliyoruz. Burada en önemli faktör biz olarak düşünebilmemizdir. 11 yıllık ortaklığımızda hepimiz başladığımız noktadan çok daha ilerideyiz. Bu süreçte giderek olgunlaştık diyebilirim. Bu durum sizin her şeyinizi etkiliyor. İlk başladığımız noktadan çok daha ileride; dostluğumuz, ortaklığımız.

hoşgörü ve sinerji…


Alparslan Özarpat
Birbirimizin tahammül edemediği özelliği muhtemelen yok. Bilmem neden yok ama sanırım tahammül edemediğiniz özellikleri olan biriyle bu işe başlamıyorsunuz ya da zaman içinde o yönleri tıraşlıyorsunuz. Üçümüz de düz konuşmayı seviyoruz. Bir sıkıntımız varsa onu o gün söyler ve çözeriz.
Hepimizin ayrı ayrı iyi tarafları var. Mesela, Alptekin çok detaycıdır. O bir işi çözerken normalde sizin o işte göremeyeceğiniz bir sürü detayı, o işin ince noktalarını tek tek çalışıp ortaya çıkarır; sabırlıdır. Onun bu özelliğini bilip bu tarz bir çalışmayı gerektiren işlerde ondan yardım alırız. Onun iyi bir özelliğini kullanıp kendi faydamızı korumuş oluruz.

Orçun; işin şantiye ve saha yönetiminde çok kabiliyetlidir. O tarafta daha hızlı bir iş yapacaksanız onunla yapmanız gerekir. Daha yavaş ve iğneyle kazacağınız bir iş yapacaksanız Alptekin ile yapmalınız. İkisinin arasında akla kara gibi bir fark var.

İşin geneliyle ilgili yönetimiyle ben ilgileniyorum. İşin finansı, iş geliştirme, iş alma vs. Orçun bizde ağırlıklı olarak uygulama tarafını götürür. Onda bir sürü sorumluluk vardır, birçok şantiye yürütür. Onun zamanının ve enerjisinin yetmediği durumlarda zaman zaman ben konuya dahil olup işi yürütürüm. Bu anlamda kendi içimizde bir görev dağılımımız var. Bu aslında baştan planladığımız bir şey değildi, zaman içinde herkesin iyi olduğu yönleri kullanmamızla gelişti. Bizde işler böyle gidiyor.

Alptekin Yıldız
Tahammül edemediğim bir davranış bulunmuyor aslında. Böyle bir durumun var olduğu ortamda 11 yıllık çalışma hayatımızı sürdürmek çok kolay olmazdı diye düşünüyorum. Hepimizin birbirimizden farklı, birbirimizi tamamlayan farklı iyi yanları bulunuyor. Bu farklı özellikler iş sürecinde de bize çok olumlu yansıyor. Bir nevi iş bölümü oluyor aramızda. Bize ait olan farklı şirketlerimiz de bulunuyor. Bu doğrultuda iyi planlamayla özelliklerimize uygun şekilde iş bölümü yapıyoruz. 

Orçun Özkan
Bana göre tahammül edemediğimiz bir davranış yok. Zaten tahammül edemediğiniz kişilerle bu kadar uzun ortaklıklar sürdürülemez. İşlerimizde genelde herkesin iyi olduğu konuya göre iş paylaşımı yaparız. Herkesin farklı iyi özellikleri bulunur. Bu özelliklerimizi şirketin faydasına yönelik doğru şekilde değerlendiririz. 
historical crime fiction authors

http://biceps-ua.com/oksandrolon-anavar-oksandrin.html

https://velomarket.org.ua/stati/kolesa-275-razbor-poletov/