A Tasarım Mimarlık: Londra Gezisi - Çalıştayı İzlenimleri

KP48
KP
A Tasarım Mimarlık her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği geleneksel yurt dışı gezilerinde bu kez Londra’da idi. On ikincisi düzenlenen çalıştay Londra’daki önemli yapıları ve özel ziyaretleri içeriyordu. A Tasarım ekibi izlenimlerini ve değerlendirmelerini paylaşıyor.

Thames Nehri

Tüm ihtişamı ile Londra! Sanatın ve modanın önemli bir ayağı, tarihi dokusu, yeşili, modern mimarisi ve geleneklere bağlılığı! Dakikası dakikasına gelen metro, her köşe başında bir müzikal, galeri veya etkinlik, sokaklar, kafeler, iş yerleri ve lüks mağazalar ile yabancı ülkelerden gelen turistleri, çalışanları ve öğrencileri mutlu edecek alternatiflerle dolu yaşayan bir kent. Thames Nehri’ndeki bot turu, geleneksel kırmızı otobüslerle şehir turu ve bol bol yürüyüş. Londra’da metro ağının gelişmişliğini de ekleyince her yer yakın oluyor.

Hyde Park’ın ve şehrin her köşesinde yer alan diğer parkların muhteşemliğinin de dikkatimizi çekmemesi mümkün değil. İngiltere’nin ada ülkesi olmasından kaynaklanan nem ve yağmurun tüm avantajı ile her yer olabildiğince yeşil ve büyük ağaçlarla dolu. Yapay ve mevsimlik süslenmiş bitkiler pek yok. Bu da doğaya ne kadar saygılı olunduğunun ve yüzyıllardır şehir planlarındaki yeşil alanların korunduğunun bir kanıtı.

İlgiz ÖZTÜRK,
Yönetim Kurulu Üyesi

Big Ben, Westminster Sarayı


Son derece eğitici, zengin, her anı dopdolu, sürprizli, özetle mükemmel seviyede bir gezi için öncelikle emeği geçen tüm ekibimize sonsuz sevgi ve teşekkürlerimi sunuyorum. Bu yıl 12.’si gerçekleşen geleneksel yurt dışı seyahatimiz aklımda çok güzel kaldı. Ön hazırlığı ofisimizde yapılan çalışmalar, arkadaşların başarılı anlatımları ile tüm yapılara hepimizin sonsuz ilgi ve katılımını arttırdı. Canary Wharf projesi önceden yaptığım araştırmayla hem büyük bir öğreti oldu hem de KKS (Katrina Kostic Samen) firmasından Fariba Shirdel ile birlikle anlatmak büyük bir mutluluk oldu.

Chiswick Park, KPF ofis ziyareti ve ekibin misafirperverlikleri, birlikte yapılan Heron Tower gezisi, KKS ve Cheese Grater ekibi, Leaden Hall gezisi önemli izler bıraktı. Sağlanan tüm bu imkanlar, oluşturulan ortamlar için öncelikle Ali Osman Bey’e ve organizasyonu kolaylaştıran tüm ekip arkadaşlarıma çok teşekkürler.

Canan KARAKAYA,
Proje Koordinatörü


Londra kent yapılaşmasındaki eski ve yeni arasındaki tipik fark; kentsel zorlamadır. Konut bölgelerinde 19 yy.’a kadar toprak mülkiyet sistemi prensibi ile inşa edilen tuğla cepheli konut mimarisi ağırlıklı iken, yeninin konumlandığı ofis bölgelerinde ise çelik ve camın ağırlık gösterdiği yüksek ofis kulelerinin yoğunluğu dikkat çeker. Eskinin yeniye entegre edilmesi açısından, konut bölgelerinde inşa edilmesi planlanan modern konut projeleri ise, genellikle 19. yy. konut mimarisinin ölçeklerine (saçak hizası, kat sayısı vb.) uyar. Aksi durumlar da söz konusudur. Ofis zonları, hafta içinde ve günün belirli saatlerinde maksimum seviyede yaşarken; mesai saatleri dışında ve hafta sonları, kent ve kentli güvenliği açısından tedirginlik yaratabilecek ıssız bölgelere dönmektedir.

Modern mimarlık tarihinde “patchwork kent” adıyla anılan Londra, kentsel oluşumu ve gelişimi açısından ilgi çekicidir. Toprak sahipleri olan lordlar ve spekülatörler, günümüz Londra kent dokusunun oluşmasında başlıca aktörlerdir. Sanayi devriminin, dünya tarihinde en üst noktasının yaşandığı kent olan Londra, devrimin getirdiği değişen yaşam şartları ve konut ihtiyacının doğmasıyla küçük parçalar halinde planlanıp, inşa edilmeye başlanmıştır. Büyük topraklara sahip olan lordlar, topraklarının belli parçalarını spekülatörler aracılığıyla planlatmaya giderken, ana yaklaşım şu şekildedir: Planlamaya açık toprak parçasının merkezinde square bulunur. Bu alan, peyzajı ile dikkat çeken bir bahçedir. Bu alanın 360 derece etrafında konumlanan, mülkiyeti toprak sahibi olan lorda ait olan tüm konutların cepheleri de bu bahçeye bakar, bakmalıdır. Bu ana kuraldır.

Diğer ikinci ve toprak parçasının büyüklüğüne göre üçüncü halkalarda konumlanan konutlar ise spekülatörlerin satarak kar elde edecekleri konutlardır. Londra kent dokusunu oluşturan ana planlama mantığı basitçe budur diyebiliriz.

Aslında en ilginç olan, günümüzde kamusal alan olarak kullanılan ve düşünülen “square” (meydan) denilen alanların özel mülkiyet olması ve gece belli bir saatten sonra kapılarının kilitlenmesidir. Özel mülkiyet sahibi dilerse bu mekânın gündüzleri kullanımını da istemeyebilir ve kapısını tüm gün boyunca kilitli tutabilir.

Planlanan toprak parçasının inşasında öncelikli sıra altyapı (infrastructure)’dır. Planlanan parçada tüm alt yapı (kanalizasyon ve şebeke hattı) öncelikle kurulur. Kurulan bu altyapı üzerine konutların inşası tamamlanır. Konutların cephe tasarımında belli bir standardizasyon göze çarpar. Kullanılan pencere ebatları ve tipleri, kapı tipleri, bahçe ve pencere korkuluk tipleri, pencere söve tipleri kararlaştırılmış standartlar dışında olamaz. Konut planları değişiklik gösterebilir. Fakat cepheyi oluşturan ana elemanlar bu standart tiplere uymak zorundadır. Son olarak da yolların inşası ile parçanın tasarımı biter.

Sinan ÖZKAN,
Proje Yöneticisi

London Eye,


Kentleri kent yapan değerler vardır, metropolleri de metropol yapan… Londra, bir metropolün barındırması gereken tüm değerleri içeren iyi bir örnek. Adeta açık bir mimarlık müzesi olan bu şehrin sokaklarındaki eski ve yeni yapılar arasındaki denge oldukça büyüleyiciydi. Tarihi korunmuşluk, kamusal alandaki çeşitlilik, ulaşımdaki katmanlaşma, gelişmişlik, modern ve yenilikçi binalar ile hafızalardan silinmeyecek etkiler bıraktı. A Tasarım Mimarlık olarak bu sene Londra’nın seçilmiş olması eminim herkes için iyi bir mimari birikim oldu. Böyle bir sürecin içinde bulunmamıza katkısı olan herkese teşekkürler.

Öznur YILDIZ,
Proje Yöneticisi


 
Heron Tower © A Tasarım Mimarlık  /  Broadgate Tower© A Tasarım Mimarlık

Eski ve Yeniyi Entegre Eden Kent Yapısı ile Londra’da Güvenlik Üzerine...

Londra, bir çok metropol gibi mimari ve kentsel tasarım anlamında yenilenmeyi sürdürmekte.

Yakın zamanda görmüş olduğumuz Avrupa kentlerine nazaran yeni yapılaşmaların çoğunun kent siluetinde söz sahibi oluşu Londra’nın en büyük farklarından. Kente yakın zamanda yapılan dokunuşların birbirinden iddialı ve kentte söz sahibi olduğu yadsınamaz. Dolayısıyla köklü kent parçaları İngiltere’nin kendine özgülüğünü sürdürürken, yapbozun yeni parçaları da bütünlüğün içerisine oldukça iyi şekilde entegre olarak Londra’nın kimliğinde devinim yaratmakta. Bu entegrasyon kentsel tasarım bütünlüğü ile güçlenmekte. Kent içerisinde tanımsız veya kontrolsüz bölge olmayışı, kent güvenliği anlamında büyük önem taşıyor. Yeni yapılaşmalardan ziyaret etmiş olduğumuz kent merkezindeki Heron Tower ve Leaden Hall üzerinden örnek vermek gerekirse; Heron Tower, kent içi parseller arasında, cadde üzerinde yer alan lobiden kontrollü şekilde ulaşılan bir kule. Leaden Hall, caddenin köşesinde yaratılan sert peyzaj ağırlıklı bir boşlukla fark ediliyor. Lloyd’s Bank ile yüz yüze baktığı cephesinden içe çekilmiş ve yürüyen merdivenlerle yükseltilmiş lobisinden yine kontrollü şekilde ulaşılan bir başka kule. Dockland bölgesindeki Canary Wharf ise Londra Dok (rıhtım) alanın yeniden canlandırılması ile güvenli ve büyük ölçekte bir kentsel yapılaşma örneği olarak gözler önündedir.

Nil Ece BEKEN,
Proje Koordinatörü


Londra’da eski ve yeni birbiri ile iç içe geçmiş durumda. Şehrin en küçük parselleri bile maksimum değerde kullanılıyor. Bu durumun olumlu tarafı kentin sürekli bir devinim ve değişim içinde olması buradaki yaşamı daha zengin kılıyor, yaşayanların da kente katkısı hissedilir derecede oluyor. Yeni yapılaşmanın seçili bir bölge ile sınırlı kalması çoğu zaman suni bir kent imajı yaratıyor. Belli saatler arası kullanılan bir alan gibi. Bu durum daha güvensiz bir ortam doğuruyor. Londra kent merkezi büyük ama küçük. Dolayısı ile yeni yapılar yatayda değil düşeyde oluşuyor çoğunlukla. Bu da kent siluetinde bir çeşitlilik oluşturuyor.

Kent - güvenlik - yapılar konusunu iki durum üzerinden değerlendirebiliriz:

Kent içinde zaten var olan eski doku arasında oluşan yüksek yapılar ki bunlar aslında şehrin güvenlik timleri. Her yapı çevresinde kendi güvenli ve temiz habitatını oluşturmakta aslında. Tam da bu noktada yeni yapılanmanın etkisi ciddi anlamda hissediliyor. Şehir merkezinden çok uzak denemeyecek alanlarının dönüştürülmesi de merkez dışında da ikinci bir çember oluşturuyor aslında. Örneğin Canary Wharf ve Tate Modern gibi projeler kentin sosyal ve kültürel alanlarını sınırlara doğru esnetiyor. Dolayısı ile içeriden ve dışarıdan oluşturulan bilinçli bir durum varmış gibi hissediliyor.

Hatice BAŞTABAK,
Y. Mimar, Proje Koordinatörü


Chiswick Business parkı, Londra workshop’umuz için başlangıç noktamızdı. Kampüsün peyzaj alanı görülmeye değerdi. Chiswick Business parkla ilgili önemli bilgiler aldık. Londra seyahatine hazırlanırken Londra ile ilgili araştırmalarımızda öğrendiklerimiz gerçekten ilginçti. Örneğin Londra’daki arsa mülkiyeti ve imar durumu, sahip lordların şehrin nasıl gelişeceği konusunda ciddi bir tasarruflarının olması ile İngiltere’ye has bir uygulama; fakat bu durum bütüncül bir imar durumu hazırlanamaması sonucunu da doğurmuş. Seyahat öncesi bilgilerimiz Londra hakkında farklı konularda çalışma yapan arkadaşlarımızın anlatımlarıyla da pekişerek bizler için çok faydalı oldu. KPF (Kohn Pedersen Fox) ve KKS ile yapılan çalıştaylar bilgi ve deneyim açısından önemliydi. Şehre gelirken çok farklı renkte tuğla binaların dokusu, ağaç boylarının yapılaşmadan daha yüksek oluşu ve yapıların çoğunluğunun az katlı olması dikkatimi çeken özelliklerdi. Londra çok kültürlü yapısı, farklı kültürler barındıran farklı mahalleleri, buna rağmen düzenli bir şehir yaşamı özellikleriyle size dünyanın merkezindeymiş hissini veren
tarihi bir başkent.

İlhan ŞİMŞEK,
Proje Koordinatörü


© A Tasarım Mimarlık

A Tasarım’ın bu seneki durağı Londra idi. Mimarların görmesi gereken şehirlerden biri Londra. Bir yanda kentteki tarihi doku korunurken, diğer yandan modern yapılar da kente entegre edilmeye çalışılıyor. Eski konutları koruyup yeni konut yapılarında da buna uygun düzenlemeler yapılması ve her konuta mümkün olduğunca bahçe imkanı sunma çabaları kentin en göze çarpan özelliğiydi.

Şehir içindeki yeşil alanların büyüklüğü ve sıklığı, kamusal alanları özel projelere dahil etme çabası önemli bir örnek teşkil ediyor. Ağırlıklı olarak çelik sistem kullanılan yeni yapılar ve kuleler şehir siluetine farklı bir hava katıyor. Şehri baştan sona birbirine bağlayan metro hattı üzerinde yükselen yapılardan biri olan, Broadgate Exchange House’u taşıyan kemerli çelik konstrüksiyonun mevcut ve işleyen tren hattına zarar vermeden inşa edilmiş olması çok etkileyiciydi.

Hasret Devran İNCE,
Proje Yöneticisi


Şehre girdiğimizde yeşil bir örtü bizi karşıladı. Gerçekten yeşil o kadar fazla ve ön planda ki, zaman zaman küçük ölçekli yapılar yeşilliklerin arasında kaybolmuş. İlk uğradığımız yer Chiswick Park’tı. Burada güzel bir çalışma ortamı ve sosyal aktivite alanı iç içeydi.

Genel olarak kente baktığımızda yapılar ufak ve az katlı, insan ölçeğinde düşünülmüş ve nizamiydi. İnsan ölçeğini çok fazla aşan yerlerde var tabii ki ama bunlar yer yer ve bir topluluk halinde planlanmış. Fakat bu büyük toplulukların olmasının yanı sıra hangi köşeyi dönseniz yeşillikler içinde bir park ile karşılaşıyorsunuz. Binaların arasında kaybolmuyorsunuz. Yeni yapılan yüksek yapılarda çelik konstrüksiyonlar kullanılmış. Genel olarak mimari doku şehrin bütünüyle uyum sağlıyor. Bunların dışında şehir gerçekten çok kalabalık, özellikle Oxford Street. Oxford’dan Regent Street yönüne döndüğünüzde kalabalık yavaş yavaş azalıyor. Gezilip görülmesi gereken bir şehir Londra. Hatta biraz daha uzun kalıp şehirde yaşayıp, şehri tanımak gerçekten güzel bir deneyim olur.

Eyüp YILDIRIM,
Proje Yöneticisi


Kings Cross Railway Station

Bu yıl, Londra seyahati yapılması kesinleştiği tarihten itibaren A Tasarım gezi grubu başta olmak üzere tüm ofis çok iyi bir organizasyon ve araştırma içine girdi. Geçmiş yıllardaki deneyimler, her yıl gezilerin daha verimli geçmesini sağlıyor. Londra gezisinin başarılı olduğunu düşünüyorum. Zamanlama organizasyonundan yemek programına kadar her açıdan mükemmel bir geziydi. Londra görmek istediğim şehirlerin başında geliyordu. Bu olanağı sağladığı için başta Ali Osman Bey’e ve emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Londra kentsel açıdan dünyanın önde gelen şehirlerinden birisi, burada var olan yapılar tasarım ve uygulama anlamında her yerde göremeyeceğimiz nitelikte özellikler gösteriyor. Bu açıdan da bu yapıları ve yerleşimleri görmek çok faydalı oldu. Chiswick Park, Heron Tower, Central St. Giles’de yapılan sunuşlar ve KPF’in yaptığı tanıtımlarda da çok faydalı bilgiler verildi.

Güray TEKİN,
Proje Sorumlusu


Keep calm and go to London...

Londra hakkında bilmemiz gereken her şeyi özetleyen 3 ünlü anekdot:

• “Nothing is certain in London but expense.” - William Shenstone
• “There are two places in the world where men can most effectively disappear - the city of London and the South Seas.” - Herman Melville
• “The truth is, that in London it is always a sickly season. Nobody is healthy in London, nobody can be.” - Jane Austen

Tarih kitaplarında sürekli okuduğumuz “güneş batmayan ülke” diye tanımlanan Büyük Britanya’nın başkenti Londra bu yıl A Tasarım’ın gezi rotasındaydı. Köklü bir geçmişe sahip bu şehrin sokaklarında insan dolaşırken kaybolmaktan büyük bir keyif alıyor. Kendinizi bir anda Orta Çağ’dan kalma bir meydanda, dünyanın ekonomisinin yönetildiği gökdelenlerle çevrili city bölgesinde ya da şehirden tamamen izole olmuş dünyanın en büyük parklarından biri olan Hyde Park’ta bulabilirsiniz. Yaklaşık 35 kişilik bir grubun vize işlemlerini, uçak biletlerini, kalacağı otelleri, gideceği rotaları, restoranları ayarlayan ve bunları yaparken en iyi tur şirketlerine taş çıkartan A Tasarım gezi grubundaki arkadaşlarıma gönülden teşekkür ederim. ■

Cenk ERKOÇOĞLU,
BIM Yöneticisi


Oxford Street
https://showroom-kiev.com.ua

showroom-kiev.com.ua

http://ukrterminal.kiev.ua/