Aydan VOLKAN

KP32
KP
"Özellikle son on yılda büyük kentlerimizde kentsel ölçekteki pek çok projenin bu kadar kapalı bir şekilde, neredeyse fütursuzca inşa ediliyor olması şaşırtıcı olmasa da üzücü bir durum. Bir yandan gelişen inşaat sektörü için sevinirken bir yandan da çok değerli kamusal kent arazilerinin ve imkânlarının bu şekilde harcanmasına üzülüyorum."

1- 2012 siz ve ofisiniz için ödül ve başarılı çalışmalarla geçen bir yıl oldu. Bu başarılı yılın ardından 2013 ve ilerisi için hedeflerinizi nasıl revize ettiniz?

Geçtiğimiz sene yoğun ve bir o kadar da verimli bir yıl geçirdik. Singapur’da düzenlenen Dünya Mimarlık Festivali’nde ofis kategorisinde MAPFRE projemiz finale kaldı. Öte yandan Ormanada projemiz ise hem konut hem yerleşim kategorilerinde Avrupa Gayrimenkul Ödülleri’nde ödüle layık görüldü.
Ofisimiz geçtiğimiz sene iş yoğunluğumuz nedeni ile bir miktar kalabalıklaştı ve ikinci ofisimizi açtık. Açıkçası daha kalabalık bir kadro ile çalışmayı tercih etmesem de işlerin büyüyen kapasitesi nedeni ile buna mecbur kaldık. 2013 yılında bu kadroyu daha fazla büyütmeden devam etmeyi arzu ediyoruz. Önümüzdeki sene de yine sistemli bir şekilde işverenlerimizin ihtiyaçlarını karşılarken nitelikli mimarlık ürünleri ortaya koymak için çalışmalarımıza devam etmeyi hedefliyoruz.
Ofisimizde çalışanlarımızın her birinin mimarlık dışında uğraşmayı sevdiği yaratıcı başka faaliyetler var. Yoğun çalışma temposu içinde bu alanlara zaman ayrılmasını çok önemsiyorum. Hatta bunu teşvik etmek ve çalışanlarımızın bu alanlardaki üretimleri ve ilgilerini birbirleri ile paylaşmaları için kendi içimizde bir nevi iletişim yayını olarak çalışacak bir blog sistemini hayata geçirmeye başladık. İleride bu blogu web sitemizden bizimle ilgilenenlerin de okuyabileceği şekilde açmayı düşünüyoruz. Ayrıca ofisimizde o an üstünde çalıştığımız bir projeyi bir hafta sonunda mimarlık son sınıf öğrencileri ile kısa süreli bir workshop konusu olarak çalışmayı planlıyoruz. Bunun yanı sıra havalar ısındıkça bahçemizde mimarlık, kentleşme ve başka alanlardaki konusundaki uzman kişilerle sohbet toplantıları yapacağız. Bu etkinliklerimizi yoğun iş hayatımızda biraz nefes alabilmek ve kendimizi ve dolayısı ile mimari üretimimizi beslemek için önemsiyorum.

2- Mesleki birikiminizde yirmili yıllara geçtiniz. Mimar diplomasını aldığınız günden bu yana bizzat sizin mimari yaklaşımınızda, görüşlerinizde sizi bile şaşırtan değişimler var mı?

Benim için ‘şaşırmak’ her yaşayacağınız anı heyecan ile karşılamaktır. Mimarlık üretimimizde her yeni proje tasarımı benim için heyecan ile karşıladığım anlardır. Bu anlar ile mezun olduğum günden bugüne mimari proje üretimi beni hem çok şaşırtmış hem de çok geliştirmiştir.
Öte yandan özellikle son on yılda büyük kentlerimizde kentsel ölçekteki pek çok projenin bu kadar kapalı bir şekilde, neredeyse fütursuzca inşa ediliyor olması ise şaşırtıcı olmasa da üzücü bir durum. Bir yandan gelişen inşaat sektörü için sevinirken bir yandan da çok değerli kamusal kent arazilerinin ve imkânlarının bu şekilde harcanmasına üzülüyorum. Kamu yöneticilerinin daha ucuza daha hızlı ve daha büyük yapılar yerine daha nitelikli ve daha uzun ömürlü ve çok iyi planlanmış projeleri tercih edeceği dönemlerin geleceğine herkes gibi ben de inanmak istiyorum.

3- Projelerinizi şekillendirirken her zaman öncelikli olan unsurlar hangileri?

Öncelikli unsurumuz elbette işverenimizin ihtiyaçlarını ekonomik, hızlı ve estetik bir şekilde çözecek projeyi üretmek. Ancak sadece bununla tatmin olmuyoruz ve işverenimize ürettiğimiz projenin kamusal faydalarının potansiyellerini de anlatıyoruz. Çoğunlukla özel sektörden işverenlerimiz olmasına rağmen yapıların kamusal mekânlarının hem o yapılara hem de mimari ortama zenginlik katacağına inanıyoruz. Bu yüzden özel yapı olmasına rağmen pek çok projemizde kamusal alana sağlanan imkânlar tasarımlarımızda öne çıkıyor. Tüm bunların yanı sıra, yeni malzemelerin, sistemlerinin ve detayların projelerimizde kullanılmasına özen gösteriyoruz. Yapılarımızın estetiğinde gündelik genel geçer tasarım trendleri yerine çok daha nötr ancak uzun sürede takdir edilecek bir görsel algı peşinde olduğumuz bir kimliğimiz var. Çevreye duyarlı, enerji tasarrufu yüksek, bakım maliyeti düşük ve uzun ömürlü yapılar yapmaya çalıştığımızı da eklememiz lazım.

4- Özellikle tercih ettiğiniz mimari proje çalışmaları var mı? Bu tercihlerinizi yönlendiren nedenleri paylaşır mısınız?

Ofisimizin işleri çok geniş bir yelpazeye dağılmış durumda. Sadece spesifik bir fonksiyonda uzmanlaşmış bir mimarlık ofisi olmadık. Konuttan ticarete, rekreasyondan kültür yapılarına dek pek çok alanda çalıştık ve çalışıyoruz. Ancak eğitim yapıları, hastaneler, oteller ve ofis yapıları portfolyomuzda ağırlıklı bölümleri oluşturuyor. Bunların içinde tabii ki hastaneler ve eğitim yapıları diğerlerinden daha kompleks ve açıkçası bizi daha meşgul eden yapılar ancak bir o kadar da bu yapıların iyi bir şekilde çözülmesi konusunda uzmanlaştığımız için bizi daha çok tatmin ediyor.


5- Kent merkezlerinde yer alan projelerde, projenin bulunduğu ortamla uzun zamandır oradaymış gibi bütünleşmesi aynı zamanda etkilenen tarafların beklentilerini karşılaması arasında nasıl denge kuruyorsunuz?

Daha önce debelirttiğim gibi; gündelik geçici trendlerden kaçınıyoruz. Projelerimize bakıldığında Kreatif Mimarlık Ofisi’nden çıktığını belirten belirgin bir karakteristik imza bulmanız zordur. Özellikle bundan kaçındığımız için değil ancak sorunuzda sorduğunuz gibi o yeni yapının etrafını rahatsız etmeden sanki hep orada varmış gibi davrandığını hayal ederek tasarım yapıyoruz. Formlarımız kullanıcının ihtiyaçlarını ve yapıyı kullanan veya yakın çevresinde etkilenecek insanların ihtiyaçlarını gözeterek ortaya çıkıyor. Bu da hem işverenlerin hem de kullanıcıların, o yapıdan etkilenenlerin tatmin olduğu yapılar anlamına geliyor.

6- Projenin kendi içinde taşıması gereken bütünlüğü sağlarken ortak kullanıma açık ama sirkülasyonu da doğru sağlaması gereken alanlar nasıl tasarlanmalı?

Sirkülasyon alanlarını yapıların, kullanıcıların kamusal mekânları olarak düşünüyoruz. Ofis, hastane, eğitim yapısı gibi pek çok yapıda insanlar günlerini masalarında, daha küçük mekânlarda geçiriyorlar. İnsanların birbirleri ile karşılaştığı, iletişime geçtiği, günlük rutinlerinde soluklandığı alanların bu sirkülasyon alanları olduğunu ve bu alanların iyi çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu alanlar bir anlamda binanın sokak ve meydanlarını oluşturuyor. Kimi zaman kapalı kimi zaman açık veya yarı açık olabiliyor bu sirkülasyon alanları. Dolayısı ile bazen salt binanın kullanıcıları için tasarlanırken bazen de dışarıdan gelenlerin de kullanabileceği karma alanlar bir yapıda yer alabiliyor. Bu alanların insanların kısa süreli karşılaşma, oturma, dinlenme, soluklanma gibi ihtiyaçlarını giderirken içinde bulunmaktan keyif alabilecekleri bir ortam olmasına dikkat ediyoruz.
7- Karma projeler ile kentler kendi içinde daha küçük ama kendine yetebilen kentlere bölünürken ana kent ölçeğinde aralarındaki ilişkileri doğru kurgulamak için neler yapılmalı?


Öncelikle duvarları kaldırmalı. Salt kendine yeten güvenlikli site mantığından vazgeçemediğimiz sürece kendi içine kapalı, kente faydası olmayan alanlar yaratmaya devam ediyoruz. İnsanların birbirine daha güvenmesi gerekli ve bu mimarların, plancıların çözebileceğinden büyük bir sorun. Siteler yapılmasın demiyorum. Ancak bunlar geçirgen yerleşimler olmalı ki kentler sağlıklı bir şekilde gelişebilsin. İşverenlerimizi bu konuda ikna etmeye çalışıyoruz pek çok projemizde.

8- Amacı yaşam alanları arasında geçiş sağlamak olan bağlantı noktalarında gelecekte nasıl değişiklikler olabilir?

Bağlantı noktalarından kastınız eşik mekânları, transfer noktaları sanırım. Bunlar sadece geçiş yapılan yerlerden öte çok kısa süreli vakit geçirilebilecek mekânlar olmalı. Sadece ticari fonksiyonlarla desteklenmesi yerine bu tür mekânlarda her tür kesime hizmet sağlayacak, insanların oturmasını, dinlenmesini ve beklemesini kolaylaştıracak kentsel peyzaj düzenlemeleri ve elemanları da yer almalı.

9- Son dönem gerçekleştirdiğiniz projeler ve varsa gerçekleştirmek istediğiniz projeler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kamusal hizmet verecek projelerimiz, nitelikli mimari üretimleri dışında çok geniş tabanlı hizmet verecek yapılar olması sebebi ile bizleri çok onurlandırır. Güncel olan kamusal projelerimiz, öğrencilerin önemli bölümünün tam burslu okuduğu Piri Reis Üniversitesi Ana Kampüsü ve Öğrenci Yaşam Merkezi, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Hastanesi ile LÖSEV (Lösemili Çoçuklar Vakfı) Hastane, Okul ve Konaklama Kompleksi.

10- Son olarak, kariyerini şekillendirme aşamasında olan mimarlara neler söylemek istersiniz?

Her şeyden önce mimarlığın bir meslekten daha çok, bir kültür ve yaşam şekli olduğunu her zaman hatırlamalarını tavsiye ederim.Öte yandan şüphe duymanın kararlı olmak kadar değerli bir şey olduğunu mutlaka fark etmeliler. Şüphe; sorgulamanın, genel kabullerin yıkılmasının ve kalıpların dışına çıkmanın ilk adımı. Kendi projelerine bile şüphe ile bakabildikleri takdirde daha iyi bir mimar olacaklarına eminim.■
www.best-cooler.reviews

http://bestseller.reviews/10-top-latte-machines-for-coffee-lovers/

www.bestseller.reviews/five-best-variants-of-retractable-baby-gates-lets-compare/