Book Review - Ümran TOPÇU’nun kaleminden...

KP39
KP

“Cradle to Cradle: Remaking the way we make things” is an international bestseller by two writers, Michael Braungart and William Mc Donough. Michael Braungart is a 60s scientist who was well aware of environmental issues when he was a student of chemistry at Hannover University. He is also one of the founders of German Green Party.

The book begins with the all too common, like how we all watched while the greenhouse effect, the loss of species diversity, contamination of the biosphere, soil and ocean pollution and other issues were growing.

The international bestseller composes of six chapters. The first chapter begins by mentioning Titanic, which seemed impervious to almost everyone, including her captain, the crew and the passengers and how it sunk. It was a product and a metaphor of the Industrial Revolution on one hand but the famous ship poured waste into the water and smoke into the sky, on the other hand. The rules that kept it working were against the rules of nature. Industrial Revolution brought along destruction and pollution that had to be controlled. Since then the typical response to industrial destruction has been to find a less bad approach.

The second chapter is about, how being less bad is not good enough. A simple vision saying human industry damages the world is challenged by M B and W Mc D. They look to nature and try to find systems that mimic nature’s model to our commercial and environmental advantage, in which waste equals food.

As for the explanation of eco-effectiveness, a cherry tree is taken for an example. Here is its story. During the day cherry tree takes in light. As it grows, it sets in motion a number of positive effects. It provides food for animals. It enriches the eco system, cleans air and water, stabilizes soil. Cherry tree’s roots, branches and leaves harbour a diverse array of flora and fauna, all of which depend on it and on one another for the functions and flows that support life. When the tree dies, it returns to the soil. The tree is not an isolated entity cut of from the systems around it. This is the key difference between the growth of industrial systems as they now stand and the growth of nature.

This book is full of theories that help to shape the future. It can be seen as a manifesto for a better future of our planet. The subheadings of all chapters are very basic for today’s environmental reality. A subheading of Chapter 3 is about growth. What is growth? In general it is perceived as a good thing, a natural process which means getting bigger, healthier and stronger. On the other hand there is industrial growth which is questioned by environmentalists and all concerned about the rapacious use of resources and the disintegration of culture and environment. Urban and industrial growth is often referred to as a thing that grows for its own sake and not for the sake of the organism it inhabits. From 1993 to 1999 growth was a conflicting topic for Clinton’s Council on Sustainable Development. “No growth” scenario they supported frustrated the commercial players.

Chapter 6 which is the final chapter gives practical advice on putting eco-effectiveness into practice. The advices given by way of a company like Ford, which has a long and distinguished history, vast infrastructure and large number of employees. In fact companies of all sizes, types and cultures can follow these guidelines to retool their thinking and actions in service to an eco-effective vision

• Get “free of” known culprits
• Follow informed personal preferences
• Create a “passive positive” list
• Activate the positive list
• Reinvent

Transformation to an eco-effective vision does not happen all at once. A lot of trial and error, time, effort, money and creativity is necessary. The main questions to be asked are “How can we support and perpetrate the rights of all living things to share in a world of abundance?” and “What would it mean to become, again native to this planet Earth, the home of all our relations?” To this end “Cradle to Cradle” would be especially valuable for everybody who has a concern for the future. Chapter 3 is recommended in particular.


“Beşikten Beşiğe: Üretim biçimimizin yeniden şekillenmesi” uluslararası en çok satan kitaplar arasında bulunan bu kitabı Michael Braungart ve William Mc Donough yazmış. Michael Braungart, Hannover Üniversitesi’nde kimya öğrencisiyken çevre konularından gayet farkında olan 60’larında bir bilim adamı. Aynı zamanda Alman Yeşiller Partisi’nin de kurucularından.

Kitap çok genel anlatımlarla başlıyor. Yani sera etkisi, türlerin azalması, yok olması, biyosferin kirlenmesi, toprak ve denizlerin kirlenmesi ve tüm diğer çevresel tehlikeler büyürken nasıl durup baktığımızı anlatıyor.

Kitap 6 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Titanik’in öyküsü ile başlıyor. Kaptan dahil tüm mürettebat ve yolculara batmaz görünen Titanik’i ve batışını anlatıyor. Titanik’ten bir yandan bir ürün ve Endüstri Devrimi’nin bir metaforu olarak söz edilirken, diğer yandan meşhur geminin denize ne kadar zararlı atık bıraktığı ve havayı nasıl kirlettiği anlatılıyor. Onu var eden ve suya bırakan tüm yasalar aslında doğanın yasalarına karşıydı. Endüstri Devrimi beraberinde kontrol edilmesi gereken bir yıkım ve kirlilik getirdi. O zamandan bu yana endüstrinin sebep olduğu zararlarla başa çıkabilmenin yolu daha az kötü yollar aramak olmuştur.

İkinci bölüm ise daha az kötü olmanın yetmeyeceğinden bahsediyor. İnsanın var ettiği endüstrinin dünyaya zarar verdiği gibi basit bir görüşü dile getiriyor her iki yazar. Doğayı inceleyip, atığın besinle eş değer olduğu, ticari ve çevresel anlamda avantaj sağlayacak doğayı taklit eden sistemler bulmaya çalışıyorlar.

Eko-verimliliği açıklarken kiraz ağacı örneği seçilmiş. Öykü şöyle: Kiraz ağacı, gün boyu ışığı içine çeker. Büyürken beraberinde bir dizi olumlu etki yaratır. Hayvanlara yiyecek sağlar, eko-sistemi zenginleştirir, havayı ve suyu temizler ve toprağı dengeler. Kiraz ağacının kökleri, dalları ve yaprakları, her biri yaşamı destekleyen işlevleri ve akışı için birbirine ve ağacın kendisine bağımlı olan bir dizi farklı bitki ve hayvanı (canlıyı) barındırır. Kiraz ağacı ölünce toprağa döner. Yani ağaç, çevresinde var olan sistemlerden izole bir varlık değildir. Bu doğanın büyümesiyle, şimdiki şekliyle endüstriyel sistemlerin büyümesi arasındaki en önemli farktır.

Kitap, geleceği şekillendirmeye yardımcı teorilerle dolu. Bu, gezegenimizin daha iyi bir geleceğe sahip olması için bir manifesto olarak görülebilir.

Tüm bölümlerin alt başlıkları günümüzün çevresel gerçeklerine ait çok temel kavramlar. Üçüncü bölümün alt başlıklarından biri büyümeye dair. Nedir büyümek? Genel olarak içinde olumlu çağrışımlar olan iyi bir şey olarak algılanır. Büyümek, daha kuvvetli ve daha sağlıklı olmak anlamında doğal bir süreç olarak tanımlanır. Öte yandan endüstriyel büyüme sürekli, çevrecilerce ve dünyanın kaynaklarının hoyratça harcandığı konusunda kaygısı olanlarca sorgulanmakta. Aynı endişe çevre ve kültür uyumsuzluğu için de duyulmaktadır. Endüstriyel ve kentsel büyüme, içinde var olunan sistem yerine daha çok kendi iyiliğini düşünen büyüme anlamına gelir. 1993’ten 1999’a kadar büyüme, Clinton’un Sürdürülebilir Gelişme Konseyi için anlaşmazlıklarla dolu bir başlık oldu. Destekledikleri “büyümeme” senaryosu ticari tarafta olanları hüsrana uğrattı.

Altıncı ve son bölümde ise eko-verimliliğin uygulanması konusunda pratik öneriler var. Bu öneriler geniş bir alt yapısı, pek çok çalışanı, eski ve özel bir geçmişi olan Ford gibi bir firma üzerinden verilmiş. Aslında büyüklüğü, türü ve kültürü ne olursa olsun tüm firmaların aşağıdaki önerilere uyarak, doğayla ilgili düşünce ve davranışlarını yeniden düzenleyerek, eko-verimli bir vizyon geliştirebileceklerini söylüyorlar.

• Herkesin bildiği suçlardan uzak durun
• Bilinen tercih ve tavsiyelere uyun
• Kendinize pasif olumlular listesi yapın
• Bu listeyi aktive edin
• Yeniden keşfedin

Eko-etkin vizyon geliştirmek ve eko-etkin olana geçiş bir anda olabilecek bir değişim değil. Pek çok deneme ve yanılmalardan geçmek, zaman, emek, para ve yaratıcılık gerektirir. Sorulması gereken esas sorular “Bolluk içinde bir dünyayı paylaşmak için tüm canlıların haklarını nasıl savunur ve ne zaman ihlal ederiz?” ve “Tekrar nasıl tüm ilişkilerimizin evi olan Dünya dediğimiz bu gezegenin yerli halkı olmayı başarabiliriz?” olmalı. Cradle to Cradle yani Beşikten Beşiğe gelecekle ilgili kaygısı olan herkese faydalı olabilecek bir kitap. Üçüncü bölüm özellikle tavsiye edilir.
Мы предлагаем заказать и Boldever купить по вашему желанию, недорого.
Поможем вам подобрать и Примоболан купить у нашего менеджера.
Этот популярный портал на тематику Профнастил ПК-45 https://www.eurobud.com.ua/profnastil-pk-45/