Doğayla Barışık Tasarım Nasıl Olmalıdır?

KP

Adnan SERBEST Doğayla Barışık Tasarımı Açıklıyor.

Doğayla barışık tasarım nasıl olmalıdır? 

Yeni dünyanın yaşam kültürüne ve çalışma alanlarının odağına insanı koymak... İnsan odaklılığın ve tüm düşünce yapılarının yeniden yorumlandığı, yeni bir dünya düzeninde, yepyeni standartların ve açılımların arifesinde, yeni bir  dönemin eşiğindeyiz. Durup akıl yürütmek ve gelecekte karşımıza çıkabilecek olası sorulara cevap verebilmemiz için; düşünce sistematiğimizi tümden değiştirmemiz gereken yeni bir döneme giriyoruz. Bugüne kadar neyi nasıl yapıyorsak,  bundan sonra daha nasıl farklı ve verimli bir biçimde yapabiliriz fikrini durup, akıl yürüterek, tekrardan tasarlamamız gereken yeni bir dönem. Hümanist, insancıl bir dönem...

Yaratıcı endüstriler, standartlar ve bir dizi kurallarla sınırlandırmaya çalışan bu yeni düzen, geçmişten gelen olumsuz referansların üstüne kurulu. Belli oranda yaratıcılığı sınırlandıran, büyük oranda olumlu yönlendiren bu yeni  düzen içinde, doğayı ve mimariyi, mimari etiği ve mimarlığın sosyal sorumluluğunu tekrar masaya yatırıp, irdelemek gerekmektedir.

Doğayla barışık olmak ya da olamamak... Önce varsa sorunu arayıp bulmak, sorunu ortaya koymak... Geçen yıl bilim adamları, balinalar üzerinde yapılan bir araştırmada, derin denizlerde yaşayan balinaların kanında olması gerekenden  bin kat fazla cıva oranına rastladı; derin denizler bu kadar kirliyken... Kıyıya vuran balinaları kurtarma çabaları geliyor gözüme... Yüzlerce insan balinaları açık denizlere itmeye çalışıyor. Balinaları kurtarmak ya da derin denizleri kirletmemek arasındaki açık ilişki... Tüm yapabildiklerimiz palyatif çözümler midir?

Doğayla barışık olmak tek taraflı bir ilişki midir? Doğa insanoğlunun ve tüm yaşamın yakın bir gelecekte, yüzyıl diyelim, defterini dürmeye hazırlanırken; kendini sıfırlayıp, olası yeni bir yaşam için hazırlık yapmaktadır.  Bize kalan geçmişteki tüm olumsuz referanslar üstüne yeni temiz bir başlangıç yapabilmemizdir. Burada durup akıl yürütelim. Yaratıcı endüstriler dünyayı kurtarabilir ya da batırabilir mi? Artık mimari, biçimsel ve ticari güzel çirkin değerlendirmelerin dışında, içerik olarak güçlü olmalı ve bir anlam da içermelidir. İnovasyon, sürdürebilirlik, recycling (geri dönüşüm) kavramları yaşamın içinde yer bulmalı.

Doğayla barışık tasarımın geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Henüz ülkemizde değilse de dünyanın gelişmiş ülkelerinde mimariye yeni şartnameler oluşturuluyor. Yağmur sularının depolanıp tekrardan kullanılabilmesine olanak sağlayan uygulamalar, gün ışığının bolca kullanılabilmesi, enerji geri  dönüşümünü, en azından kullanılan enerjinin yüzde 25 oranında güneşten alınabilmesini sağlayan cam ve panel teknolojileri, hafriyat toprağının önemli ve verimli üst tabakasının binanın çevresinde tekrar kullanılabilmesine olanak tanıyan yeni uygulamalar. Yaşanır, sağlıklı iç mekân anlayışı ve yerleşimi... Hatta dış cephe boyalarından enerji üretebilme, bina içi serbest soğutma sistemleri, yeşil binalar üzerine yeni sertifikasyon uygulamaların gündeme geldiği, yeni mimari anlayışın, ülkemizde de standartlarının oluşturulmaya çalıştığı yeni bir dönem...

Mimaride kullanılan malzemelerin, recycling (geri dönüşümlü) uygun tasarlanmış olması; yapısını içeren, biosunun çözünebilir ve geri dönüşümüne uygun tasarlanması gerekiyor. Özellikle binalarda kullanılan malzemelerin yanmazlık  ilkesine ve standartlarına uygun olması gibi...

Bu konuda başarılı bulduğunuz yapılardan örnek verebilir misiniz?

Doğayla barışık mimari örneği olan bir yapı Unilever Hamburg’un merkez ofisi. Bina, enerji tüketimini 4’te bire indiren ısıtma-soğutma sistemi ve aydınlatma sistemine sahip. Aydınlatmada ledteknolojisi kullanılarak, yüzde 70 oranında tasarruf sağlanmış. Ayrıca yapıda ısı kaybını önlemek için karakteristik özelliğini de veren giydirme cephesi mevcut. Bu bina yeşil yapı derecesinde altın madalyaya sahip ve benim beğendiğim bir yapı.
Adnan Serbest KP 25