Feed Forward

KP49
Özgül ATAY

İçinde yaşarken ve aklımızda sürekli bir yapılacaklar listesiyle başa çıkmaya çalışırken ne kadar hızlı akıp gittiğinin farkına varamadığımız zaman, bize yeni deneyimler ve yaşanmışlıklar katarak bir yıl döngüsünü daha tamamladı. Yeni bir yıl yeni ümitlerin, yeni kararların, yeni hedeflerin, olası yeni başarıların yardımıyla ve kocaman bir zaman dilimi oluşunun çekiciliğiyle bizi büyülerken geçen yıldan aklımızda kalanları özellikle de olumsuz etkileri silmeye yönlendiriyor. Elbette unutmuyoruz deneyimlediklerimizi. Bu en büyük zenginlik. Rotayı bulmaya, bazen de değiştirmeye yardımcı. Bir yol gösterici, rehber. Bir tehlike anında da beyin geçmiş deneyimlerimizi tarayarak bize bir çözüm sunmanın yolunu arıyor. Bir film şeridi gibi hayatımızın gözümüzün önünden geçmesinin bu yüzden olduğunu öğrenmek şaşırtıcı. Aynı zamanda doğada herşeyin nasıl bir denge ile programlanmış olduğunun altını bir kez daha çizmemizi sağlıyor. ‘Feed Forward’ önemli bir başlık. Dün; kazandırdığı deneyim, yaşanmışlık ve birikimle bugüne ve sonrasına bir ışık tutuyor. Önce her zamanki gibi bir önceki yıldan tamamlanan yılın öngörülerini hatırlayarak başlıyoruz. Sonrasında geçtiğimiz yılın değerlendirmesi ve yeni başlayan yıla dair projeksiyonlarla devam ediyoruz. Değerlendirme ve öngörülerde kesişenler de var birbirinden ayrılan yaklaşımlar da. Ayrımlar ‘siyah ve beyaz’ gibi değil. Griler daha fazla. Açık gri, koyu gri, daha koyu gri, vs. Ayrılan yaklaşımlar arasında ortak nokta ise geleceğe dair ümit beslemenin kaçınılmaz gerekliliği ve devamlılıkla ilgili ağırlığı.Burada bir kez daha dışarıya çıkıp ne kadar mucizevi bir şekilde programlanmış olduğumuza tekrar bakmak ve bunun için mutlu olmak, sanırım günlük karmaşa ve stresle başa çıkmanın da önemli bir destekçisi olabilir.

“İyi hissetmek iyi hissettirir.” cümlesini İpek Tlabar’dan duydum ve aklımın bir köşesine kazıdım. Her içeriği çok özel hazırlama gayretinin okura karşı sorumluluğumuz olduğunun bilinciyle ve bu gayret sayesinde her gün yeni birşeyler öğrenerek ilerlediğimiz yolda bu sayının kattıkları paha biçilemez bir farkındalık. ‘Mekân - Sağlık - Psikoloji’ ilişkisini Ender Saraç ve İpek Tlabar rehberliğinde irdeliyoruz. Mekânın üzerimizdeki etkileri açısından bu mimariye başka bir bakış açısı ve önemli bir katkı. Kitaplık, ‘Mutluluğun Mimarisi - Alain de Botton” kitabının Kenan Özcan’ın kaleminden analizinin 3. bölümü ile mekânın sağlık ve özellikle de psikoloji ile ilişkisini tamamlar nitelikte. Hemen belirtelim yeni kitap analizi şimdiden hazır. ‘Kutsal Mekânlara Güncel Yorumlar’ın ilkini KP29 için hazırlamıştık. 20 sayı sonra ikincisi, yine sıra dışı örnekleriyle mekân - inanç ilişkisine kısa bir yolculuk fırsatı sunuyor. Mekân ve psikoloji ilişkisi gündemimizdeyken “Mimari Ego” hakkında soru sormasak olmazdı. Cevap biraz sarsıcı olabilir ama sadece bu alanda çalışanlar için değil her meslek grubu ve her rol için yol gösterici nitelikte. Sonuçta özünde parçası olduğumuz doğa gibi, kendi dengemizi bulmanın yollarını arıyoruz. ‘İç Mekân Kurgusu’ kapsamında “doğru kurguyu oluşturmak ve imza atma ile tariflediğimiz mimari egoyu dengelemek” sorumuzun yanıtlarıyla birlikte konuya tekrar dönmemiz kaçınılmaz. ‘İç Mekân Kurgusu’ bu sayıda Hasan Mingü’nün yaklaşımıyla şekilleniyor. ‘Sıra Dışı’, ‘Çizgiden Gerçeğe’ her zamanki gibi alanının iyi örneklerini sayfalarımıza taşıyor. Öğrenecek çok şey, sorulacak çok soru, okunacak ve üzerine düşünülecek çok cevap var... Anlamak ve anlatmak üzere soru sormaya devam ediyoruz. Öğrendiklerimizden süzdüklerimizin günlük yaşamınıza katkı sağlaması dileğiyle...
https://webterra.com.ua

https://webterra.com.ua

yarema.ua