İç Mekân Kurgusu - Sema TOPALOĞLU

KP48
KP
Vazgeçilmez olan mekâna ait olma duygusudur, bu hissiyatı mutlaka vermek durumundasınız. Aidiyet de samimiyetle oluşturulur.

4 Floors, İstanbul © Cemal Emden

● Hayatımızın her anını bir mekân içinde geçiriyoruz. Mekânın hayatımız içindeki rolüne ve nasıl tanımlanması gerektiğine geçmeden önce sizin tanımlarınızla başlayalım. Mekân, iç mekân ve iç mimari tanımları sizin için ne ifade ediyor?

Mekân insanı saran, aidiyet hissi veren ve bu çerçevede yönlendiren, duruşunuzu bildiren çok önemli bir olgudur. Ben mekânı her şeyden önce sürreal bir durum olarak görüyorum. Mekânı gerçek olmayandan gerçeğe çevirmekse, farklı bir oyun. Herkesin çocukluğundan aklında mekânla ilgili bir takım senaryolar kalıyor. Dolayısıyla bilinçaltında mekânla ilgili bir takım beklentiler oluyor. Yaşadığı mekânlar kişilerin farkında olmadan kişiliklerini, hayata bakışlarını oluşturuyor. Çocukluğunu köyde geçirmiş bir bireyle modern müze gibi çok tanımlanmış evde yetişmiş birey arasında karakter olarak tamamen zıtlıklar var. Bu durum da bize mekânın tamamen insanın beklentilerini, duruşunu, karakterini ve hayata bakışını ne kadar etkilediğini gösteriyor.

Doğa, herkesin kullandığı bir kavram olabilir ama gerçek mekân aslında doğadır. Bunu bize duruşuyla anlatır. Doğadaki mavi, suyun akışı, yeşilin bin bir rengiyle duruşu, bitkinin sezonlar boyunca değiştirdiği; sarıdan kırmızıya, mordan eflatuna geçişleri… İşte gerçek mekân budur.

● Yapılar önce mimari kimliği ile ortaya çıkıyor. Sonrasında iç mekân – iç mimari devreye giriyor çoğunlukla. Bu sürecin iç mekân ve mimariye nasıl bir etkisi oluyor?

Aslında bu disiplinler kaçınılmaz şekilde birbirleri ile bütünlük oluşturuyorlar. Yapı bambaşka bir ruh haliyle oluşurken; formlar, geçişler, malzeme, fonksiyonlar, beklentiler, coğrafya, mimarın bakış açısı içeriği belirliyor. Orada kurgulanan yaşantılar, kullanıcıların beklentileri, asla ve asla bağımsız değildir ancak içerideki detay ve fonksiyona dair yapısal işler belki yapının özünde mimariyi sentezleyerek onun morenı oluşturur. Mimar bütüne bakabilir fonksiyonları ve genel duruşu belirler tüm strüktürü oluşturur. Sonrasında da kurgulanan bu sahnede detayı mekân tasarımcısına bırakır. Bazen de çok farklı, bütünden bağımsız boşluklar ve farklar yaratma iznini tasarımcıya verir. Bu aslında bir alış veriştir; mimarın, içmimarın, tasarımcının birlikte çıktığı bir yolculuktur. Bu yolculuk tamamlandıktan sonra da dekorasyona gidilir. Mekânın tasarımıyla dekorasyon da aynı şeyler değildir, kesinlikle birbirinden bağımsızdır. Çünkü mekân içinde bir duruş, kimlik ifade etmek zorundasınız. Bunu da mimariden yardım alarak kurgulayabilirsiniz. Mimariden bağımsız bir iç mekân tasarımını zaten hiçbir şekilde düşünemiyorum.

4 Floors, İstanbul © Bahadır Taşkın

● İç mekânda mekân ruhunu yansıtan ve mekânı kullanacak kişilerin beklentilerini de karşılayan bir kurgu oluşturmanın vazgeçilmez adımları nelerdir?

Öncelikle izleyiciye ve kullanıcıya yeni deneyimler kazandırmalısınız. Yeni bakış açıları, yeni görgüler, yeni beklentiler yaratmalısınız. Bu da farkı ortaya koymak, sıradan olmayı yok etmek demektir. Vazgeçilmez olan mekâna ait olma duygusudur, bu hissiyatı mutlaka vermek durumundasınız. Aidiyet de samimiyetle oluşturulur. Samimiyet, tasarımı yaparken ona aşkla bakmak demektir. Malzemeyi, rengi, ışığı, dokuyu doğru bir şekilde harmanlayarak bu hissi vermelisiniz. Siz orada bir platform yaratıyorsunuz, bir alt yapı kurguluyorsunuz tabii ki kullanıcıya ve kullananın beklentileri için de izin veriyorsunuz. Kullanıcının fonksiyon beklentisini estetikle ya da o günkü güncel deneylerinizle, geçmiş deneyleri de özümseyerek kurguluyorsunuz ama prensipte siz siparişle iş yapıyorsunuz. Kullanıcının istekleri ve beklentileri mutlaka olmalı fakat bunun karşılığı onun anladığı dilde olmayabilir. Bu anlamda benim için çok önemli olan şeyse yeni, deneysel işler göstermek. Hem kullanıcı için hem de izleyici için malzemeye başka türlü bakmak, gerçek bir duruşla o kurguyu yaratmak gerekir.

● Mekânı dekore etmekle o mekânı kurgulamak arasında nasıl bir ayrım var?

Kurgu prensiptir. Kurgu sırasında kullanılan malzemenin, mimarinin ve o coğrafyanın etkisi ile binanın kaburgasını oluşturursunuz. İç mekânı da sabit mobilyalar kullanarak ya da yatay ve dikey yüzeylerle oluşturursunuz. Bazen mimarinin elemanlarını çıplak bırakabilirsiniz, bazen de onları örtebilir, gizleyebilirsiniz. Mimar, tasarımcı aslında karar vericidir. Dekorasyonsa daha güncel, daha kişiye özeldir. Mekânı yuva yapmak dekorasyona girer, yani mekân kişiye ya da o gruba göre özelleşmeye başladığında dekorasyon devreye girer, asıl ayırt edici durum budur. Sosyal mekânlarda daha az dekorasyon görürsünüz çünkü genele hitap eder. Her türlü kullanıcı orada kendine bir yer bulabilir. Dekorasyon ise konusu belli, kişiye özel, spesifik işlerde daha yoğun kullanılır.

Hürriyet Gazetesi Atrium, İstanbul / Uğur Bektaş

● Son yıllarda iç mekân algısının farklı bileşenleri daha çok ön plana çıkıyor. Sağlık, psikoloji, ergonomi, akustik, aydınlatma... Bu unsurlar konusunda bilinenlerin artması doğru analiz ve doğru kurgulara nasıl katkı sağlıyor?

Günümüzde azalan kaynaklar ve dünyanın gittikçe ekonomik ve sosyal yapılarla zorlaşması, coğrafyalar arasındaki çok keskin sınırların kalkmış olması var olana tekrar bakmayı gerektirdi. Herkes kendine geldi. Bir kez daha bakmak, öğrenmek, yorumlamak ve ders almak zorunda kaldı. Gençler lüksün tanımını değiştirdi. Kişisel bakım, kişisel beklentiler farklılaştı, kriterler daha da zorlaşmaya ve keskinleşmeye başladı. Lüksün tanımı değişirken turizmin de tanımı değişti. İnsanlar önce seyahati yalnızca denize girmek olarak algılarken şimdi sağlık turizmi, kültür turizmi gibi çeşitlendirdiler. Yani birey olmakla birliktelik arasındaki bu az, kısıtlanan ve gittikçe yok olan kaynaklar zorlaşan küresel dünyada bu normlara daha da bağlanmak ve farkındalığını arttırmak zorunda kaldı. Biliyorsunuz ki mimari, dönemleri belirler. Bölgenin sosyoekonomik durumuna dair ipuçları verir. Şehir, bölge planlamaları da aslında bunu gösterir. Mesela çok sert yönetimlerde meydanları göremezsiniz. Daha sert daha donuk fasatlar görürsünüz ama insana önem veren yönetimlerde daha hafif daha esnek planlar görebilirsiniz. Günümüzde bilgiyi paylaşmak, bilgiye ulaşmak teknolojiyi hat safhada kullanmak ve araştırmak önemli. Araştırdıkça farkındalık artıyor.

● İç mekânı kurgularken doğru bir kurgu oluşturmakla mimari egonun uzantısı olan imza atmayı dengelemek mümkün mü? Nasıl?

Mümkün olmak zorunda galiba çünkü mimarlar, tasarımcılar egoları yüksek olan, hevesleri istekleri ve prensipleri olan insanlar. Ne yazık ki yalnızca bugün bilinçli bir toplumda ve dünyanın zor gidişi karşısında bir işin yalnızca imza değerini taşıması mümkün değil. Aynı zamanda o dönemin isteklerini, politikalarını, sosyoekonomik durumlarını iyi sentezlemek zorunda. Yalnızca ego yeterli değil ama egosuz bir tasarım dünyası da düşünemiyorum.

Hürriyet Gazetesi Atrium, İstanbul / Uğur Bektaş

● Bize biraz son dönem projelerinizden bahseder misiniz?

Son 4 senedir arınmakla ilgiliyim; arınmak azalmak derinleşmek. Kim olduğum, nereye gittiğim ve bu tasarım serüvenimde bir aşık olarak aşklarımı nereye götürdüğümü kritik etmekle geçirdim. Hem yurt dışı hem de yurt içi projelerim var. Stüdyomu Haliç’te bir workshop atölyesiyle beraber açtım ve buraya çok önem verdim. Zaman açısından ve maddi açıdan bir yatırım yaptım, bunun uzantısı olarak da Karaköy’de minik bir galeri açtım. Aslında orası eğitim, mimarlık ve sanat anlamında bir buluşma noktası, bilgi iletişimi platformu. Yakın geçmişte yaptığım objeleri, mobilyaları, projeleri bir tasarımcı olarak sunmak ve şehirde bir izleyici kitlesi, bir röper noktası yaratmak istedim. Kendimce bir kütüphane açtım diyebiliriz. Heveslerimi izleyicilerle paylaşıyorum. İnsanlar oradan objeler satın alabiliyorlar. İnsanların dünyalarına girebilmek için ille de büyük projeler yapmanız gerekmiyor, sizi ufacık bir objeyle de anlayabiliyorlar. Onlar o objede sizin vasıtanızla kendilerine ait bir şeyler buluyorlar. Benim projelerim aslında her zaman çok heyecanlı oluyor çünkü ben üretimlerimi aşkla yapıyorum, inanıyorum, mutlu oluyorum. Doğrusunu isterseniz kendimi bazen bir duvar ustası gibi hissediyorum bazen de bir terzi gibi… Değişik düşüncelerle var olmak için inandığım gibi, içimden gelerek çocuksu heves ve hayallerimi hiç kırmadan devam ediyorum. Samimi olmak ve korkmadan üretmek önemli, işte ben bunu yapıyorum!

● Son olarak bu alanda ilerlemek isteyenlere önerileriniz neler olur?

Ülkedeki gençliği başarılı buluyorum ve yabana atmamak gerektiğini düşünüyorum. Yalnız biraz tembellik var, hazıra konmak istiyorlar. Her şey önlerine tepsiyle sunulsun istiyorlar ama bu onların geriye gitmelerine sebep olur. Aynılaşmaktan uzaklaşmak için çokça araştırma yapmalılar, sanatla daha da ilgili olmaları gerekir. Ben buyum - şuyum demekten vazgeçip kendilerini ikinci plana koyup çalışmaları önemli. ■
http://www.showroom-kiev.com.ua

showroom-kiev.com.ua/category_176.html

www.ukrterminal.kiev.ua/