İçeriden Dışarıya Dışarıdan İçeriye

KP40
KP
3 Mayıs Cumartesi günü Kocaeli Üniversitesi iç mimari öğrencileriyle söyleşimde içmimarların mimariyle ilişkilerini anlatmak için Georges Braque’ın vazo boşluğa biçim verir sözünü anımsatırken, görünmeyen içeriğin, onu kavrayıp biçim verene baskın oluşunun altını çiziyordum. Aynı şekilde müzik de, sessizliğe biçim verir. Notaların aralarındaki boşluklar, esler, notaların iletişim alanlarıdır ve yorumcu bu alanı biçimlerken, duyulmayanın varlığının vazgeçilmezliğini fark ettirir. Dışta olan, görünen, çevreleyen; içte olan, görünen üzerinden fark edilen içeriktir. Eski dilde zarf ve mazruf (mazruf, zarfın içeriğidir), çok tüketilen bu iç-dış ilişkisi, bir bakıma bir rekâbet, bir çatışma alanıdır ve oldum olası sanatın ve de algılamanın gündemindedir. Soyut dışavurumculuk akımının önemli isimlerinden biri olan Barnett Newman’ın sanatçı gerçeği boşluktan söküp çıkarır sözü, ya da Lao Tze’nin çamura biçim vermekle vazo varlık kazanırken vazonun varlıksız görünen işlevi fark edilir sözündeki içerinin, dışarıya baskınlığının, resim sanatındaki bence en çarpıcı örneği, Kasimir Malevich’in ünlü olduğu kadar tartışmalı, beyaz üzerinde beyaz kare diye de adlandırılabilecek yapıtıdır. Sanatçı yapıtını, sadece duygular gerçektir, sergilediğim boş bir kare değil nesnesizlik ‘non objectivity’ duygusudur sözleriyle çerçeveler. Benim için bu, içeriği yokluğuyla zirveye taşımaktır. İçeride ya da dışarıda olmak özünde bir algı bir bakıma da bir yanılsamadır. Bu birlikteliğin psikolojideki adı figür-zemin ilişkisidir. Birlikteliği sözünü özellikle seçtim, çünki figürle zeminden biri olmadan diğeri de olamaz. Üzerine çok şey yazılıp çizilmiş olan ve benim derslerimin de çok önemli bir bölümünü oluşturan bu ilişkinin, mimarinin içeri dışarı ilişkisinde de geçerliliğine inanmak için yeterli birkaç önemli bilimsel bulgu sıralayabilirim.
Figürle zemin aynı fiziksel planda olsa bile figür daha baskındır.
Zemin ve figür ancak ardarda görülebilir ama aynı anda görülemez.
Zeminin aksine, figürü daima bir kontur çerçeveler.
Bir biçime sahip olabilen figürdür.

Beyaz bir zemin üzerinde siyah bir yuvarlak biçim, zihinsel bir zorlamayla beyaz bir biçim içinde bir kara deliğe dönüşüp siyah bir zemin olarak algılanabilir. Bu tersyüz edilebilirlik kentten başlayıp, yapılar üzerinden mimarlığa iç yapılanmadan mobilyaya uzanırken her boyutunda sadece insanla çevre ilişkisi bağlamında sorgulanabilir.

Gerektiğinde tersyüz edebilir olmasına karşın temelde içeriden dışarıya bakarız ve dışarısı bakılandır demek yanlış olmaz. Kent boyutunda bu ilişkide yapılar, sokaktaki adama figür olarak dayatılır. Sokakların meydanların boşluğu kavranmaya başlandığında, yapıların sadece o boşluğu sarmaladığı fark edilir hale gelir. Kısaca yapılar içlerinden de bakılsa kent mekânlarından da bakılsa dıştır, zarftır, zemindir. Yapı mimari değildir, mimari değerler taşıdığı takdirde, bir ayna misali, yapı onları yansıtarak, fark edilir kılar. Kentlerin mimari değerler içermeyen yapı yığınlarına dönüştürme, sanatsal duygusal her türlü içerikten arındırma, İstanbul örneğinden başlayarak yönetimsel bir muhafaza etmemek, korumaya değer bulmamaktır. Korumak, ancak zaman boyutlu bir eylem olarak kurgulandığında kendi zamanımızın içeriğini inşa eder. İçeriğin iktidarları korkutması, geri kalmışlıklarının belirtisidir.

Günümüzde, içinde yaşadığımız kent örneğinde olduğu gibi, kentin makro boyutunda kurgulanmış bir iç dış oluşumu, gözlerimizin önünde büyüyüp semiriyor. Kurtarılmış bölgelerle başladı bu ayrışma. Ekonomik sıkıntıların tepe yaptığı kemikleşmiş gecekondu bölgelerinde, bölge sakinlerinin kendilerini, güvenlikleri adına kentten soyutlamaları doğrultusunda zorlanıp, dışlanmasıyla süre gitti.
Bu yapılanmanın gündemde yer almayı sürdürmesi, varlıklı kentlilerin bilinç altına yerleştirdiği, güvenliğin önceliğinin, öneminin giderek artacağı korkusu, dikenli tellerle ve kameralarla donatılmış yüksek duvarlarla korumaya alınmış yaşam alanlarının, site adıyla yaygınlaşmasını tetikledi. Nitekim, güvenli yaşam alanı anlamı yüklenme amaçlansa da site kelimesi içinde yaşayanların, ‘city’ yani şehir anlamında içerisi ve çevresindeki sağlıklı sağlıksız, her türlü gerçek kent dokusunu da dışarda tutarak, en azından bilinç altlarında, damgalanmasına neden oldu. Rant eksenli politikaların kentten silip süpürdüğü su, ağaç, çiçek, sosyalleşme alanları, oyun alanları gibi doğal olarak gelişip biçimlenip kentte yerleşik olması gereken enstrümanların ‘mış’ gibi yapan yapay eklentileriyle her şey dahil hizmet sunan tatil köylerine öykünmeye başlarlar.

Geçmişte tarihi doku içinde köy semt mahalle sakinlerinin yaşam biçimleri ciddi derecede benzeşirdi. Göç edenler bile kökenlerine bağlı olarak, kendilerine kentte kümelenecekleri bir yer bulabildiklerinde bu benzeşmeyi devam ettirdiler. Elli’li yıllardan bu yana sosyal örgüdeki en önemli değişimlerden biri de apartmanla başlayıp sitelerle noktalanmış heterojen yapılanmadır. Bunun en basit açıklaması bu yollarla bir araya gelmelerin, yaşam biçimlerinin benzeşmesi yerine ekonomik güçlerin benzeşmesiyle oluşmasıdır. Ekonomik benzeşme ulaşımda benzeşmeye de yansıyor. Ebeveynler işlerine, alışverişe, çocuklar okullarına ya da aile olarak ziyaretlere hemen tümüyle araçlarıyla, servislerle ulaşırlar. Söylemek istediğim site duvarlarının hemen ardıyla, kısaca içine yerleştikleri mahalleyle site sakinlerinin ilişkileri aileler bazında, istisnalar var ise çok sevindirici olur, hemen tümüyle kopuktur. Kısaca site duvarları içeridekilerle dışarıdakileri oldukça kesin olarak ayırmayı becerir.


Yaşam boyu kent merkezlerinde yaşamaya tutkulu olmama karşın, 12 yıldır Ümraniye ile Sancaktepe sınırında yerleşik atölyeme yakın olabilmek adına, hemen yakınında inşa edilen bir sitede yaşıyorum. Bir yıl önce sonlandırdığım sağlık yürüyüşlerim sürecinde, hemen her akşam, bir saati aşan sürelerde, çevredeki bütün sokakları dolaştım. Hem yaşam biçimlerine, hem sokağı kullanışlarına, örneğin akşam serinliğinde kaldırımlarda kurulan çay masalarının sıcaklığına yaşamlarının doğallığına şahit oldum, çocuklarla dostluk kurduğumda bisikletlerini ikram ettiler ve 50 yıl aradan sonra reddedemeyip bisiklete bindim, kentin yaşanmışlığını yeniden tadıp özlem giderdim. Benden başka böyle bir gereksinme duyana da rastlamadım. Umarım benim bilmediğim başkaları da vardır. Özlem gidermemin nedeni belki de yaşamımı, sıcak ilişkilerin çemberinin çok geniş olduğu, uzun yıllar yaşanılmış mahallerde sürdürmüş olmamdır.

Siteyle çevresi arasındaki yüksek duvarların (Görsel 1) ne tarafının içeri ne tarafının dışarı olduğu sorusunun cevabını aramaya, kendi durduğum yeri sorgulayarak başladığımda, içerde kalma çabamı zorlayan olayları unutmak kolay olmuyor. Bir gün arabamla siteye girerken güvenlikte bariyer açılıp içeri girerken sadece 10 saniye durmam gerekti. O sırada arkama yanaşan diğer bir site yaşayanı, yani teorik olarak komşum olan kişi, yürüsene anlamında klakson çaldı. Onun adına o kadar utandım ki dönüp kim olduğunu görmek istemedim. Bu sert toplumsal kopmanın bu ayrışmanın ardını doğru okumanın, içeride mi yoksa dışarıda mı olduğumuzu anlamanın hiç de kolay olmadığını biliyorum. Bildiğim ise zemin figür ilişkisi misali, aynı anda hem içeride hem dışarıda olamayacağım. Anlamı bir tarafta olmak, kısacası bu ayrışmada taraf olmak.

Atölyemin hemen ardında birkaç yıl arayla iki okul binası tamamlandı. Dikkatimi çeken en önemli ayrıntı demir parmaklıklı pencereler ve bu basma kalıp mimari değerlerden nasibini almamış bu devlet tipi okul yapısını çevreleyen demir parmaklıklar eklenmiş yüksek duvarlar oldu (Görsel 2).

Okulları çevreleyen, siteleri çevreleyen, politikacıları çevreleyen, olayları, doğru yalan beyanları çevreleyen, içeridekileri mi yoksa dışarıdakileri mi koruduğu tartışmaya da yorumlara da açık, fiziksel ya da duygusal duvarların inşa edilmesinin özendirildiği hatta zorlandığı hoşgörüye yaşam alanı bırakmayan, yeni bir evren inşa ediyoruz elbirliğiyle, bilerek ya da bilmeyerek. İçeriden dışarıya ya da dışarıdan içeriye bakarken aradaki duvarlar yerine aynalar olsa da kendimize bakabilsek ve bize neler oluyor diye sorabilsek. ■
http://showroom-kiev.com.ua

www.showroom-kiev.com.ua

http://www.showroom-kiev.com.ua/