Konsept Özel - Massimo Iosa Ghini

KP40
KP
Ferrari Factory Store, © Gianluca Grassano 

Biyografi
1959 doğumlu Massimo Iosa Ghini Milan Politeknik Enstitüsü’nden mezun oldu.

1985 yılından bu yana, İtalyan tasarım sınırlarını aşarak, Bolidismo hareketi kurucusu ve Ettore Sottsass’ın oluşturduğu Memphis grubunun bir parçası olarak çalışıyor.

Profesyonel kariyeri boyunca, Massimo Iosa Ghini İtalyan ve uluslararası kuruluşlar tarafından düzenlenen konferans ve
seminerlere Made in Italy temsilcisi olarak davet edilmiştir.

Mesleki gelişimi ürün tasarımı, konut ve ofis, mimarlık, otel tasarımı, toplu taşıma, yanı sıra tüm dünyada perakende zincirlerinin tasarımı olarak; Ferrari, Capital Group, IBM Italia, CMC Group Miami, Seat Yellow Pages, Alitalia ve pekçok diğer uluslararası gruplar için ve onlarla birlikte yaptığı perakende zincirlerinin tasarımı olarak ifade edilebilir.

Çeşitle müzelerde sergilenmekte olan projeleri ABD’de Roscoe Ödülü, Chicago Athenaeum tarafından Good Design Ödülü ve Red Dot Ödülü, iF Ürün Tasarımı Ödülü ve IAI Global Green Design Award olmak üzere ödüller kazandı. Projelerinden bazıları Bienal Uluslararası Mimarlık Sergisi için seçildi. 2013’de La Triennale di Milano, onun otuz yıllık kariyerine adandı.

• Sayın Massimo Iosa Ghini, size tanıyarak başlayalım öncelikle. Bize mimarlık ve tasarıma başlama öykünüzden, bugüne kadarki eğitim ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Mimarlık eğitimime Floransa Üniversitesi’nde başladım. İki yıl sonra, Milano’yu tercih ettim ve eğitim programımı Milano Politeknik Üniversitesi’nde tamamladım. Bu benim için çok önemliydi çünkü 80’lerin başındaydık ve Milano o yıllarda yalnızca İtalyanlar için değil aynı zamanda Avrupa için büyük bir değişimin yaşandığı bir yerdi. “Yaratıcılıkla dünyada bir şeylerin değiştirilebileceği” fikri hakimdi. Giorgio Armani, Gianfranco Ferre gibi moda tasarımcıları bir yaratıcılık atmosferi yarattılar ve yaratıcılığın para kazanılabilen bir iş olabileceğini gösterdiler. Tabii bu felsefe; tasarım, mimari gibi diğer ilgili alanlara da yansıdı. Ve büyük bir yenilenme yaşandı. Yeni fikirler, yeni düşünceler… Bu kişiler arasında Ettore Sottsass da vardı. Farklı insanlarla aynı yerde aynı ana amaç için, yani yaratıcılık için birlikte bir şeyler yapmak önemliydi. Gençtim ve Matteo Thun, Michele De Lucchi gibi birçok başka genç mimarla birlikte Ettore Sottsass ile çalışmaya başladım. İlginç olan deney yapabilme, bir fikirle veya sezgiyle başlayıp bunları gerçekleştirebilme imkanımızın olmasıydı. Çünkü teknik tarafla aramın çok da iyi olmadığını hatırlıyorum. Gençken belki ne yapmak istediğinizi bilirsiniz ama nasıl, hangi yöntem veya yolu izleyerek, nasıl yapılacağını bilemezsiniz. Ama o yıllarda gerçekleştirme imkanı vardı çünkü İtalya’da uzman kişilerin çalıştığı pek çok zanaat (mobilya) firması bulunur ve siz henüz genç ve çok şey bilmezken sizi takip eder. Tekniğe dair çok fazla şey bilmeden avangart şeyler yapma şansımız vardı. Bir tür sanat hareketi gibiydi. Daha sonra bazı küçük firmalarla çalıştım ve bu sürede “piyasa”yı anlama fırsatı buldum. Çünkü sanatçı gibi başladım ama bir süre sonra anlıyorsunuz ki tasarımcı olmak istiyorsanız çalışmalarınızı satın alacak kişiler bulmak zorundasınız. 90’ların başında daha profesyonel değil ama daha standart bir şekilde çalışmaya başladım. Demek istediğim, tamam artık bir sanatçı değil tasarımcısın ve insanların anlayabileceği, beğenebileceği şeyleri tasarlamak durumundasın. Mimarlık okudum ama başlangıcım bir sanatçı gibiydi. Ettore Sottsass’ın grubuyla birlikte 5-6 yılım tamamen araştırmayla geçti ve ancak ondan sonra gerçek bir tasarımcı olmaya başladım. Firmamı ise 1991 yılında kurdum.

Alo, stool, Poltrona Frau, 2006

• Mimarinin yanı sıra iç mekân ve ürün tasarımlarınız da var. İlk bakışta bunlar birbirinden ayrı gibi görünüyor. Endüstriyel tasarımla mimari pratik arasında ne tür bir ilişki var? Birbirlerini nasıl etkiliyorlar?

Bu soru için teşekkür ederim çünkü işimin büyük bir kısmı bundan oluşuyor. Obje tasarlayan bir tasarımcı gibi başladım ama benim fikrim ancak bir mimarın nesne tasarlayabileceği yönünde. Çünkü benim yöntemimde bir ofis ya da ev tasarlarken fikirleriniz vardır ve tasarlayacak obje şansı bulursunuz. Eğer bir oturma odası tasarlıyorsam yeni kanepeler tasarlarım çünkü sonuçta bir oturma odası tasarlıyorum! Bugün soyutlamaya benzer şekilde tasarlanmış mobilyalar çok ilginç ve kullanışlı değil. Gerçekten gerekli ve sürdürülebilir bir şey tasarlamak lazım. Benim yöntemim bu. Bir fincanı yalnızca canım istediği için değil bir odada yaşayan insanların tıpkı bir masa, bir kanepe gibi bir fincana ihtiyaç duyacağı için tasarlamak. Önce ortamı tasarlıyorum ardından o ortama uygun nesneleri tasarlıyorum.

Leva, table lamp, Leucos, 2012, photo by Santi Caleca

• Tanıdığınız Türk tasarımcılar var mı?

Bugüne kadar Türk tasarımcılarla bir temasım olmadı. Türk tasarımcıların elinden çıkan projelerin çok zengin olduğunu düşünüyorum. Bir zenginlik fikri var bence. Sahip olduğunuz büyük enerjiyi hissediyorum ama Türk tasarımı hakkında herhangi bir özel bilgim yok.

Seramik dünyasını yakından takip ediyorum ve şu anda İtalya’da İtalyan firmalarını satın alan Türk seramik firmaları var. Bir bakıma, bu benim için şaşırtıcı çünkü reklamlarını ve iletişimlerini görünce bu firmaların çok olgun, yüksek kalitede ve duyarlı olduğunu hissediyorum. Bir İtalyan olarak biraz endişeliyim! Ama kaliteyi hissediyorum. Türk tasarımını İtalyan tasarımıyla ama İtalya’nın en iyi olduğu dönemle mukayese edebiliriz çünkü ürünlere bakınca örneğin Türkiye’de üretilmiş, belirli bir kaliteye sahip mutfaklar gördüm, güzel projeler. İki kez Çin’e gittim ve mutfak üreten bir fabrikayı gezdim. Türkiye’deki felsefeyi bilmiyorum ama İtalya’da biz “iyi üretim” fikrine inanırız. Ama özellikle büyüyen ekonomilerde bu felsefe yok, para kazanmak istiyorlar. Bu küçük bir fark gibi görünebilir ama bence büyük bir fark. Bu iki farklı görüşün kazananı kim olacak bilmiyorum. Ama eminim insanlar iyi üretilmiş nesneleri tercih ediyor. Bu felsefeyi korumak çok zor çünkü hep “Massimo, para kazanmamız” lazım gibi diyaloglar yaşıyorum. Ama ben biraz şüpheliyim, bu fikri çok doğrudan bir şekilde takip ederseniz sonunda oyunun bir kazananı olmaz. Çünkü insanlar iyi üretilmiş, iyi ürünler istiyorlar. Bence İtalyan tasarımında bu felsefe var.

Sadece para kazanmak için tasarım yapmıyoruz. Tabii, herkes para kazanmak ister ama öncelik bu olmamalı. Gülünç olmak istemiyorum ama bir sevgiyle tasarlamak istiyorum. Çok büyük üretimlerin geleceği olduğuna inanmıyorum. Bugün Çin seri üretim konusunda zirvede ama gerçekten istediğimiz şey bence bu değil.

Kinea, bathroom collection, Teuco, 2010

• “İyi tasarım” ve “iyi tasarımcı” kavramlarını nasıl tanımlarsınız?

Bugün “iyi tasarım” tarihsel tanımıyla aynı değil. İyi tasarımın tarihsel tanımı projeyi oluşturan malzeme, şekil, akılcılık, işlevsellik, sürdürülebilirlik gibi öğelerin eşit düzeyde olduğu bilinçli bir tasarımdır. Bunların hepsi birlikte çekici bir şey yaratır. Tarihteki iyi tasarım böyleyken bugün bence iyi tasarım bir şeyi yalnızca gerekli olduğu için gerektiği zamanda yaratmaktır. Bir fikriniz olduğu zaman orada yenilikçi bir şeyler vardır. Farklı malzemeler, farklı üretim yolları kullanabilirsiniz ama öncelikle bir fikriniz olmalı. Fikriniz yoksa hiçbir şey yapmamak daha iyidir.

IBM Software Executive Briefing Center © Santi Caleca

• Kendinizi diğer tasarımcılardan ayırdığını düşündüğünüz bir tarzınız var mı?

Kendimi diğer tasarımcılarla karşılaştırmam zor çünkü çok fazla başka tasarımcı var! Benim karakteristiğim tıpkı bir mimar gibi ortamdan başlayarak bir şeyler yaratmak. Önce ortamı tasarlıyorum, ortam içindeki nesneleri ortamı tasarladıktan sonra tasarlıyorum. Benim yöntemim bu. Nesneleri doğrudan tasarlamayı düşünmüyorum. Bu tam olarak bir tasarımcı değil tasarımcı olmadan önce mimar olmak demek. Nesnelerden önce mekânı düşünmek. Bu İtalyan geleneğinin bir parçasıdır. Neden bilmiyorum ama özellikle benim kuşağım bu görüşe sahip çünkü biz mimarlar tarafından yaratıldık. Ben gençken ve okurken endüstriyel tasarım fakülteleri yoktu. İtalya’da bu fakülteler 1960’lar civarında kuruldu. Şimdi tasarımcı gibi düşünen insanlar var çünkü “Tasarım eğitimi aldım, tasarımcı olmak istiyorum” diyorlar. Ama benim kuşağım mimarlar tarafından eğitildi, biz mimarız. Bu nedenle küresel bir vizyona sahibiz.

• Gelecekte sizden neler beklemeliyiz? Geleceğe dair projeleriniz neler?

Sürekli geliştiğimi düşünüyorum çünkü küçük ofisler tasarlayarak başladım, ardından mobilya, mağaza, otel ve en sonunda binalar. Bina ve iç mekân tasarımını hayata geçirme fikrini seviyorum çünkü belli bir konu üzerinde uzmanlaşma gibi bir vizyonum yok. Bugün elbise almak istediğinizde mağazaya gidersiniz, farklı elbiseler vardır, siz beğendiğinizi ve size uyanı alırsınız. Benim vizyonum buna benziyor. Kişiye özel şeyler yapma fikrini seviyorum. Seri üretimle çok ilgilenmiyorum. Örneğin iyi düşünülmüş, özel bir masayı, milyonlarca kez üretilmiş bir masaya tercih ederim. Seri değil özel bir şey yaratmak. İnsanların sizden istediği bir şey tasarlamayı düşünmek. Bunların arasındaki fark bir tarafta sizin için üretilmiş bir ürün diğer tarafta neredeyse tamamen sizin için üretilmiş bir ürün olması. Otel, kamu alanı gibi tamamen ve özellikle kullanmak isteyen insanlar için mekânlar tasarlamayı seviyorum. ■

подробно на сайте youtube.com

https://www.showroom-kiev.com.ua

ссылка ukrterminal.kiev.ua