Malzeme

KP50
Özgül ATAY

Bundan tam 16 sayı önce dünya nüfusunun büyük bir bölümünün bildiği Sydney Opera Binası’nın çok az bilinen yönlerinden birini öğrenmiştik; Oktay Nayman’ın kaleminden sayfalarımıza yansıyan yazısı ile. O çok ikonik çatıların malzemesi seramikti. Özel olarak tasarlanmış ve İsveç’te üretilmişlerdi. Utzon, uygun malzemeyi seçmek için çok düşünmüş ve araştırma yapmıştı. İkonik formuyla hafızalarımıza kazınan çatıları oluşturan riblerin bu denli görünür ve etkili olmasında formun yanında malzemenin de yadsınamayacak bir katkısı var kuşkusuz. Bu özel örnekle aslında malzeme seçiminin de tasarım süreci kadar önemli olduğunu; tasarım ve uygulama arasındaki bağı kurduğunu anlamış olduk. KP34 ile öğrendiğimiz Utzon’un seramiklerine KP50 ile birlikte Le Corbusier’nin kendisi tarafından tasarlanmış olan duvar kağıtlarını ekliyoruz. Le Corbusier’nin Salubra I (1931) ve Salubra II (1959) adıyla bilinen iki duvar kaplaması koleksiyonu bulunuyor. Bu koleksiyonlardan ve mimari eserlerinden ilham alınarak oluşturulan yeni koleksiyon da mimari yaklaşım ve malzeme arasındaki bağlantıyı yansıtıyor. Bugün, sıra dışı malzemelerde çeşitlilik ve alışılmış olanların sıra dışı kullanımlarındaki inanılmaz örneklerle kuşatılmış durumdayız. Hatta bu çeşitlilik yüzünden, doğru malzemeyi bulma ve seçme konusunda dezavantajlı bile olabiliriz. Teknolojik gelişmelerle desteklenen malzeme çeşitliliği artarak devam ediyor. Malzemenin sadece yapısı değişmiyor; kazandığı yetenekler ile tasarıma katkısı artıyor ve üstlendiği fonksiyonlara da her geçen gün yeni bir özellik ekleniyor. Çizgiden Gerçeğe iki özel projeyi konuk ediyor: Paläon ve Swanston Square Apartment Tower. Paläon, sadece cepheyi kaplamakla yetinmeyen, çevresi ile de bütünleşerek zenginleşen bir görsellik sunuyor. Swanston Square Apartment Tower, cephesinde Aborjinlerin anısına bir yansımaya sahip. Her ikisi de malzemeyi yeni bir anlam yükleyerek ve yeni bir söylemle kullanıyor. Belki de Oktay Nayman’ın deyimiyle “Konuşan Bina” sınıfında düşünmek en doğrusu.

Konsept Focus, 25 Verde projesinde ahşap ve metalin bir ağaç eve öykünen sıra dışı birlikteliğini anlatıyor. Kullanılan malzemelerin ve binanın bir parçası olarak konumlanan ağaçların da yardımıyla dinamik ve yaşayan bir yapı olmayı başarıyor. HygroSkin - Meteorosensitive Pavilion, ahşabın iklime duyarlı kapasitesinden faydalanarak havadaki neme göre açılıp kapanan gözeneklere sahip. Bu projede malzemenin kendisi
makineye dönüşüyor. Malzeme ve malzemenin sınırlarını zorlayan örneklerle buluşturuyoruz sizi. Malzemenin sıra dışı formları kadar farklı malzemelerin birlikteliği de odağımızda. Malzeme seçme ve kullanım deneyimi, çok özel bir mekânda gerçekleşen özel bir buluşma ile “mermer” üzerine yansıyor sayfalarımıza. Konforun Üç Bilinmeyenli Denklemi 2016 serisi, ilk bilinmeyeni iklimlendirme-havalandırma ile karşımızda. Mimari kabuk tasarımında modanın giyilebilir ve nano teknolojiden faydalanan açılımı ile kurulabilecek teknolojik benzerliğe vurgu, KP49 ile başlayan “It’s Alive” öngörüsünün reaktif cephe başlığını incelerken de aklımızda. Tüm kariyeri boyunca malzeme kullanımını ve mühendisliğin sınırlarını zorlayan örnekler arasında ilk aklımıza gelenlerden biri Zaha Hadid. Onun ve sıra dışı kariyerinin anısına Janis Saltans tarafından Filmprocenter® için hazırlanmış yazı içinden alıntı ile vurgulamakta yarar var. Janis Saltans diyor ki: “Zaha, bir şeyin olanaksız olduğunu söyleyen bir mühendisle karşılaştığında onu mümkün kılacak yeni bir mühendis bulmasıyla ünlüdür.” Bu cümleyi elbette “imkansızı başarmak için sınırları zorlamak”
anlamında okumakta yarar var. Görünen o ki gelişen teknoloji ve gerçekleştirme azmi karşımıza yeni örnekler çıkarmaya devam edecek. Siz bunları okurken biz yenilikleri izlemek için okumaya, öğrenmeye, sormaya, araştırmaya, düşünmeye ve hepsini birden damıtarak yeni bir bütünü KP51 için oluşturmaya çoktan başlamış olacağız.