Mobil Yaşama Övgü

KP35
Yılmaz ZENGER

Tarihsel süreçte mobiliteyi yaşam biçimleriyle sürdüregelmiş olan göçebelerin köklü geleneği ve birikimi mobilitenin mimarideki uzun geçmişini örnekler. Mimarlara çok şey öğretmiş olan göçebe mimarlığına duyduğum öğrenciliğimden başlayan ilgi ve saygı tasarım yaşamım boyunca birçok hayalime, projeme, uygulamama az ya da çok yansıdı. Bu nedenledir ki bir dönem “göçebe bağımsız sanatçı insiyatifi” içinde bile heykellerimle yer aldım. Bunun nedeni geçmişte aykırı bir yaşam biçimi olarak algılanan göçebeliğin, temel yapısallarıyla çağdaş yaşamda yer yer filizlendiğini farketmiş olmamdır.

Buckminster Fuller’in 1920’lerin sonunda bir araba üretircesine seri olarak üretilmek üzere tasarladığı Dymaxion House projesi, hafiflik, taşınabilirlik ve kendi kendine yeterlilik hedefleriyle çağdaş mobil eve ve yaşam biçimine ilk göndermelerden biridir (Görsel-1). Fuller, Dynamic, maximum ve tension kelimelerinden toparladığı Dymaxion adıyla projenin ardını okutmaya çalıştı. Bunların içinde en anlamlısı tension kelimesidir. Bilindiği gibi mimarlık tarihi boyunca mekânlar,genelde kemerler, tonozlar, kubbelerle özetle basınca çalışan malzemelerle örtüldü. Modernleşmeyle beraber çekmeye çalışan malzemelerin giderek çeşitlenmesi yapıda hafiflemeyi membran mimarisine kadar taşıdı. Akıllı telefonlar, skype, facetime üzerinden iletişim, cebe sığar hale gelmiş ve de giderek giysilerimizden geçip bedenimize yerleşme yolunda bilgisayarlarla birçok alanda sürdürülebilen iş yaşamı, bulut uygulamalarıyla fiziksel alan gereksinmesiz arşivler, kitaplıklar, toplumsal tepkileri, buluşmaları tartışmaları zamandan ve mekândan sıyırabilen sosyal medya, gezi eylemlerinde yapılan başarılı yayınların kanıtladığı gibi, habercilikten TV yayıncılığına kadar sesli ve görüntülü bireysel ve mobil medya, kısaca çok katmanlı bir mobil evren gözümüzün önünde şekillenmekte.

Dymaxion House
Geçmişte göçebelik kendi yaşam biçimini tanımladı ve zorunlu kıldı. Bugünden yarına netleşme ve yaygınlaşma yolundaki yeni yaşam biçimleri ise göçebeliğe, yeni adıyla ‘mobilite’ye zorlamasa bile en azından önemli ölçüde özendirmekte. Batı toplumlarında yaygınlaşmakta olmasına karşın, bizde henüz tadına varılmamış olan mimarinin uzantısı mobilyalar, süslemelerden arınmışlık, algılamanın yeni öğretileriyle daha küçük boyutlu yanılsamacı mekânlarda daha fazla fiziksel ve zihinsel rahatlık, kişisel fiziksel nesnelerimizin yerini kişisel datalarımızla, üç boyutluluktan holograma uzanan optik yanılsama tabanlı digital uzama terk ettiği evler de çok uzak bir beklenti değil. 

Kısaca çok katmanlı mobilitenin önünü açacak göçebeliği aykırılığından mobilitenin olağanlığına evrilen yeni yaşam biçimini ve gereksinme duyacağı fiziksel mekânları tartışmaya ve tanımlamaya malzemeden başlamak isterim.

Buckminster Fuller, 1350 kg ağırlığındaki Dymaxion evinin, 20. Yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanılan en hafif metal olan aliminyumdan oluşan yapısı ve çekmeye çalışan çatı örtüsüyle eş metreküplü normal bir evden 100 kat daha hafif olduğunu söyler. Günümüzden bir örnek olan Peanut  ise sadece 150 kg. Burada hafifliği sağlayan malzeme, içine hava hapsederek taşıyıcılık kazanan çekmeye çalışan membranlardır. Günümüzde malzemenin yaşadığı en önemli dönüşüm, bünyesine katılan havayla daha hafiflerken çoğu kez daha da güçlenmesidir. Örneğin en düşük özgül ağırlıkların 7 gr/cm3’ün üzerinde olan metaller grubunda aliminyumun 2.72 gr/cm3 özgül ağırlığıyla erişilemez görünen hafifliğiyle, diğer metallerin yeni yöntemlerle varedilen köpüklerinin yarışması beklenirken, 0.4 gr/cm3’e kadar inebilen alüminyum köpüğü çıtayı yeniden yükseltti. Hafiflemenin diğer bir yaygın çözüm alanı da ara dolgusu kağıt petekle başlayan sandviç sistemler yeterince biliniyor ve ayrıntılarına burada gerek görmüyorum.1960’larda kompozitler, mobilya beden ilişkilerini üzerinden ergonomiyi, malzemenin işlevini, taşıyıcılığın mantığını yeniden tanımladı. Mobilyada yakalanan akışkanlık ne yazık ki kübik yapının daha on yıllar sürecek direnişini kırıp mimariye ulaşamadı.

Peanut House
1964’de Londra’dan dönüşümde tasarım evrenimi yeniden kurgulayıp kompozitlerden mobilyalar tasarlayıp üretmeye başladığımda bu yeni biçim mantığını mimariye de sıçratmak istedim. 1969-70’lerde İzmir Fuarı’nda İş Bankası ile kent mobilyalarını THY ile duvar ve tavanlarıyla iç mekânları kurgulamayı (Görsel-3) ve Iskra standıyla da bütünüyle bir pavyon mimarisini hayata geçirebildimse de (Görsel-4) 49 m2’lik mobil ev projem kimsenin ilgisini çekmediği için kağıt üzerinde kaldı. 1985’de, ilk ilkel 3 boyutlu modelleme fırsatımda o gün için çok zor olanı başarmak inadıyla bu projeyi modelledim ancak wireframe olarak görmek ve print etmek olası idi. Ben de A4 kağıda baskı alıp suluboyayla renklendirdim.

Mobil Ev
Bugün bütün bu çok yeni görünenleri, korkarım yakında, sadece geçen yüzyıl malzemelerinin güncellemeleri başlığı altında geçmişe mal etmek zorunda kalacağız. 21. Yüzyıl penceresinden baktığımızda malzeme tümüyle farklılaştı ve kimya bilimi ortamında yukardan aşağı doğru gelişen boyutlara taşındı. Bunun ana ekseninde de nano teknoloji var. Nano malzemelerin şu andaki yüksek birim fiyatları, birim malzeme değerlerinden değil arge maliyetleri, düşük üretim miktarları ve rekabet eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu aşama tamamlandığında nano malzemeler, kendi kendini temizlemek, mutlak ısı izolasyonu yapmak, artan ısıyı emip ısı düştüğünde geri vererek ortam ısısı dengelemek, bakteri tutmamak, yangına direnmek ve diğer yetenekleriyle bireyi daha korumalı, daha bağımsız ve kendi kendine yeter kılacağından şüphe etmiyorum..

Burada karbonun, nano teknoloji üzerinden mimariye kazandıracağı olağanüstü yaratıcı boyutu anlamak için karbon morfolojisiyle ilgili kısa bir hatırlatma yapmak isterim. Karbon iki temel morfolojide oluşur. Birincisi Grafit ikincisi elmas. 1985’de bu ikisi arasında yer alan ve C60 karbon molekülü olarak kodlanan üçüncü bir morfoloji farkedildi .
Çok büyük heyecan yaratan bu morfolojiye, Buckminster Fuller’in, 1967’de Montreal Expo’da inşa edilen geodetic dome’undaki polyhedral modül’le benzeşen şeklinden ötürü uckminster Fullerenes, kısaltılarak da “ Buckyballs” adı verildi.

İki yıl önce Kenya başkenti Nairobi’de yol kenarı ilkel yerleşimlerin dönüşümü için tasarlayıp gerçek boyutlu modelini ürettiğim yaşam birimiyle . düzensiz polyhedral modül’ün ne denli başarılı bir mobilite örneği olduğunu, uygulamamla en azından kendime ve çevreme kanıtlamış oldum. Depoda bekliyen ilkel haliyle bile 2x2.5x0.40 m boyutlarına sığan 20 m2’lik bu modül, çok daha gelişmiş malzeme ve proseslerle üretildiğinde 2x2,5x0,10 m boyutlarda taşınabilecek ve ağırlığı da 150 kg’ın altında kalacaktır. Şu anda cam takviyeli kompozitten yapılmış model bu teknolojiyi edineceğim günü beklemekte.

İki ay önce bir firma için günübirlik etkinliklerde kurulup sökülecek gezici bir mobil bar mekânı tasarlayıp üretmem istendiğinde çözümü bir adım geride kurguladım. 3 m yükseklikte 6 m2’den 24 m2’ye kadarçeşitli büyüklüklerde kurulabilen ve ağırlığı yaklaşık 300 kg olması  beklenen ışık geçirgen akrilikli reçinadan üretilecek bu ürünümün bütün parçaları demonte vaziyette iken,1,6x1,6x3,2 m boyuta sığabilecek. Bu iki çözümümün var ettiği mekânlar arasındaki en temel ayrışma mekânların fiziksel değil algısal yapılarındadır. Bu proje yuvarlak köşelerine karşın birbirine parelel düzlemlerle oluşmuş kübik temelli bir yapılanmadır. Oysa düzensiz polyhedral modülle oluşan bir mekân, parelel yüzeylerin bulunmadığı, sınırları daha zor kavranan barok bir örgüdür ve çok daha fazla duygusal konfor sağlar.

Mobilitenin bir diğer yanıltması da prefabrikle sulandırılıyor oluşudur. Ayrıca, mobil ev başlığı altında sayısız konteyner çözümü önümüze çıkarılıyor. Oysa konteynerlar mobilitenin temel beklentilerinden yoksundur. Ancak vinçle taşınabilecek kadar ağırdır ve taşınmak için sökülüp ya da katlanıp boyut küçültemez ve merkezi planlamaya da fırsat vermezler. Mobil mekânlar çok başarılı ayrıntılarla fiziksel beklentilerimizi hemen tümüyle karşılayabilir. Oysa duygusal beklentilerimiz - algısal demek daha doğru - göz ardı edildğinde ki genellikle öyle olmaktadır, mobil mekânların sürekli kullanımı sağlıklı olmaktan çıkabiliyor.

Mobiliteden, konforunun ötesinde çok önemli beklentilerimiz de var. Umuyoruz ki mobilite eğilimi daha kaliteli ve yetenekli, daha akıllı malzemelerle daha azla yetinen, daha hafif ,daha kullanıcı dostu ve kişiye özel yapılanma fırsatlarının da önünü açacaktır.Yılmaz ZENGER
Наш полезный веб портал , он описывает в статьях про https://buysteroids.in.ua.
eurobud.com.ua

http://eurobud.com.ua