NEW HEADQUARTERS for BBVA

KP60
KP

6000 çalışan için tasarlanan BBVA’nın yeni genel merkezi Madrid’in kuzey çeperinde yer alıyor. Otoyola bakan arazi; yeni inşa edilmiş ofisler, ticari yapılar ve konut projeleri ile çevrili kimliksiz bir kent manzarasına sahipken genel merkez sayesinde adeta yeni bir yaşam alanına kavuşmuş. Banka arsayı aldığı zaman arazinin önemli bir bölümünü işgal eden tamamlanmamış sekiz ofis binası yeni projeye mümkün olduğunca dahil edilmeye çalışılmış.

Herzog & de Meuron sunar...

BBVA’s new headquarters, designed for 6000 employees, is located on the northern periphery of Madrid. The site faces the highway and is surrounded by newly built offices, commercial buildings, and residential developments – an anonymous urban landscape. When the bank acquired the site, eight unfinished office buildings occupied a substantial portion of the land, and as many of the existing buildings as possible were to be incorporated into the new development.

Herzog & de Meuron presents...


ESKİ ve YENİ YAPILARDAN BİR HALI

Avlulu, pasajlı ve bahçeli üç katlı binalar dizisi, oldukça eğimli arazi üzerinde, Arap bahçesine benzer şekilde, sanki bir halı gibi uzanıyor. Çevrenin pek bir kimliği olmaması nedeniyle kompleksi içselleştirmeyi seçtik. Ortada ilişkilendirebileceğimiz hiçbir şey yoktu. Plan ilk bakışta katı ve tekrarlayıcıydı. Belirgin topoğrafya ve mevcut yapıların dahil edilmesi ile doğal bir şekilde büyümüş, karmaşık, mekânsal bir doku yakalandı. Az katlı binalardan oluşan düzenleme iletişimi besler: İnsanlar etrafta dolaşır ve samimi etkileşimlerde bulunur. Maksimize edilmiş şeffaflık bol gün ışığı, manzara sağlıyor ve bir topluluk hissi yaratıyor. İnşa edilmiş ile doğal olan arasında bir denge yaratan hem küçük bir şehir hem de büyük bir bahçe gibi işlev gören bir yere dönüştürüyor. Mevcut binaların entegrasyonu bu projenin en ilginç yönlerinden biri. Mimari mirası korumaya yönelik projelerin aksine bu binalar ne tarihi ne de teknolojik öneme sahiplerdi, sadece yok edilmeleri sorumsuzluk olacak yapılardı. Mevcut binalar yeni yapıların bir parçası olmak üzere değiştirildi, aynı ölçek ve çizgide ya doldurularak ya da kesilerek ofisler ve bahçeler yaratıldı.

A CARPET of OLD and NEW STRUCTURES

A linear structure of three-story buildings with courtyards, passages and irrigated gardens is laid like a carpet - analogous to an Arabian garden - over the entire site which has a considerable slope. Herzog & de Meuron chose to “internalize” the complex, given that the surroundings didn’t have much identity. There simply wasn’t anything to relate to. The plan on first sight is rigid and repetitive. Through the pronounced topography and the incorporation of existing structures, a complex, spatial pattern appears as if it grew naturally. The low-rise arrangement fosters communication: people walk around and have informal exchanges. Maximized transparency gives ample daylight, views and generates a sense of community - a place that establishes a balance between the natural and the built and that functions both like a small city and a big garden. The integration of the existing buildings is one of the most interesting aspects of this project. In contrast to projects that focus on preserving architectural heritage, these buildings were neither of historical interest nor of technological significance; they were simply a substance that would have been irresponsible to destroy. The existing buildings are altered to become part of new structures creating offices and gardens of similar linearity and scale, by either being cut or filled.


Devamı için tıklayınız...