Ömer ÇAMOĞLU

KP
1-Çamoğlu Mimarlık’ın kuruluş serüvenini bize anlatır mısınız?

Ömer ÇAMOĞLU: Bizim öğrencilik zamanımızda çok fazla boykot olurdu. Okuldaki koşullar ve maddi nedenlerden dolayı okul dönemimi çalışarak geçirmek zorunda kaldım. Mezun olduğumda 5 yıllık tecrübem de vardı. Tecrübeli olduğunuzda, kendi işlerinizi de yapmaya hazır hissetmeye başlıyorsunuz. Bunlar biraz da şanstır. Bir iki iş derken bir süre sonra Çamoğlu Mimarlık’ı kurmaya karar verdim. 1978’te ilk ofisimi açtım. Çamoğlu Mimarlık’la ilgili serüven 1978'de başladı. Öncelikle proje uygulama, danışmanlık olarak devam ederken, 95-96 yıllarından itibaren tamamen proje ve danışmanlık olarak yolumuza devam ettik. 

2-Projelerin tasarımdan uygulamaya dökülüp tamamlandığı ana kadar birçok ayrıntıyla bizzat kendiniz ilgileniyorsunuz. Bunu bir iş disiplini olarak mı değerlendirmek gerekir?

Ömer ÇAMOĞLU: Aslında biz bir ekip çalışması yapıyoruz, o ekip çalışması içinde tasarımından başlayarak anahtar teslimine kadar bir ağabey olarak soru cevap bölümünde en azında yanlarında olmam, ekibe güven verme açsısından ve onların işini kolaylaştırma açısından daha iyi oluyor. Burada şu an 35 mimar çalışıyor. Mimarlık, ekip çalışmasıyla başarıya ulaşacağınız bir yerdir. Siz bu süreçte hep varsanız, alınan doğru kararları seyretmekten keyif alırken problemleri çözerken varsanız;  bu ekip için artıdır.  Doğru kararların alınmasında yardımcı olurken bu ekip için belki bir artıdır. Deneyimli bir mimar olarak, ekiple birlikte işin içinde olmam bizim işimiz, çalışma anlayışımız için gerekli.  Eleştiriyi fazla sevmediğim, hatalı çıkmış bir işin eleştirisiyle karşılaşmak istemediğim için işimde titiz biriyim. Eleştiri derken; mimari herkese göre farklı yorumlanabilir, siz bugün bir sürü mimari ofise aynı konuyu verin farklı çözümler elde edersiniz, bu mimarinin doğasında vardır. Herkesin bir projeye farklı yaklaşması doğaldır. Fakat hatalı çıkmış bir işin eleştirisini almışsak kendimizi iyi hissetmiyoruz, işte o sonuçlarla karşılaşmamak için fazla özen gösteriyoruz.  Hatalı sonuçların ortaya çıkmaması için işin başında durmak gerekiyor. Tabi bu çok çalışmak demek. Çok çalıştığımızı kabul etmek zorundayız. 

3-Kalabalık bir ekibi yönetmek zor mu?

Ömer ÇAMOĞLU: Zor olmasının yanında keyifli tarafları da var. Tatlı bir yorgunluk diyelim. Aldığınız işleri her seferinde bitirme telaşı içinde heyecanla çalışıyorsunuz kalabalık bir ekiple. Bunlar mimarlık adına iyi şeyler. Tabi bu stresi yaşamak da her zaman iyi olmuyor. Bize gelen projelerin genelde kreatif olması isteniyor. İyi uygulama isteniyor. O yüzden de başından sonuna kadar bu işin içinde olmak gerekiyor.

4-Tasarımlarınızda en çok neye dikkat edersiniz, nelere öncelik verirsiniz?

Ömer ÇAMOĞLU: Tasarım yapılırken öncelikle konu önemli. Konuyla ilgili yatırımcının vereceği brif önemlidir. Türkiye'de zorlandığımız bir konu var imar yönetmelikleri; önemlidir.  Tasarımda arsa yine önemlidir. O kadar çok kriter var ki, bunlar her mimarın yapması gereken şeyler.  Bizim özelikle dikkat ettiğimiz birşey daha var, her tasarımda farklı bir şekilde etütü yapıp, farklı bir çalışmaya ulaşmak gerçekten keyif verici oluyor. Fonksiyonlara çok önem veriliriz. Bizim için cephe çok önemli ama güzel bir bina yapacağım diye pahalı ve işlevsiz bir bina yapmanın hiçbir anlamı yok. Kullanıcıyı mutsuz etmiş, yatırımcıyı da hayal kırıklığına uğratmış olursunuz.
Bir de bir projede bakıyorsunuz iyi bir manzara, hakim rüzgar da arkada yani etkisiz, gündeş de manzara tarafından geliyor. Bu koşullar işinizi kolaylaştırıyor, keyfinizi yerine getiriyor. Başka bir yerde manzara kuzeye bakıyor, hiç güneşin gelmediği yere bakıyor. Rüzgar da alabildiğine oradan geliyor. Bir kriter var en önde olması gerekiyor ama öteki kriterlerde ihmal edilmemesi gerekiyor orada çok zorlanıyorsunuz. Arsa çok önemli. Mesela, bazı binaların her yerini cam yapmak zorundasınız bazı binalarda ise camı çok az kullanmanız gerekiyor. 

5- Mesleğinizde sizi motive eden faktörler neler oluyor?

Ömer ÇAMOĞLU: Yatırımcının zihniyeti çok önemli, son 10 senede o manada büyük adımlar attık. Dünya çapında uygulama firmalarımız, inşaat firmalarımız başarılara ulaştı. Mimari olarak aynı başarıyı yakalayamadık. Yakalamak için fırsat da verilmedi. Bugün mimar yönetmeliklerinin bu kadar katı uygulanması bizi kısıtlıyor. Son 10 yıldır her şey değişmeye başladı. Eskiden 1970'li 80'li yıllarda, mimara müteahhit projesi için imzası gerekli adam gözüyle bakılıyordu. Şimdi öyle değil. Son 12 yıldır mimari bir yarışma ortamı içerisinde, gerçekten rekabetçi projeler yapılmaya başlandı. Güzel bir hava yakalandı. Dikkat edin şu an bizim mimari projelerimiz birçok yarışmada dereceler alıyor. Bunlar güzel şeyler biz o yarışma ortamında da bulunduk. Orada bakıyorsunuz, bir sürü ülkeden bir sürü mimar geliyor ve çok nitelikli projeler var, bunların içinden ödülü siz alırsanız bu teşvik eden bir şey haline geliyor. 

6- Türkiye’de çok farklı konut projelerine imza atılıyor. Alışkanlıklarla birlikte konut ihtiyaçları da değişiyor mu? Sizin öngörüleriniz nelerdir?

Ömer ÇAMOĞLU: Konut kullanımında, geleneksel aile yapımız ve onu yaşayan toplumun büyük kısmında belli alışkanlıklar süratli değişmiyor. Hala misafir odası, salon olarak kullanılan odalar yapılmakta. Ama insanlar da yeniyi, iyiyi çabuk kabul ediyorlar. Konutta yaşanacak değişiklikte teknolojinin dahil edilmesi gerekir. Teknolojinin bu alana girmesi gerekiyor ve giriyor. Akıllı konseptler yavaş yavaş uygulamaya giriyor. Biraz yavaş giriyor ama ön yatırımlarının mali portresi yatırımcıyı rahatsız ettiği müddetçe yavaş girmeye de devam edecek.  Bugün piyasada satılabilir konut fiyatları ne kadar tavan yapmaya başlarsa o rekabet ortamı içinde herkes birbirinden farklı şeyler sunmaya çalışacaktır. Kendi enerjisini kendi elde eden konutların olması gerekiyor. Güneşten, yağmur suyunun kullanımına kadar. Kendi enerjisi ve dönüşebilir malzemelerle yapılmış konutlar öne çıkacaktır gelecekte. Bugün 1+1 de yapılıyor. Bunlar flexi yapıldığı durumda, değişik kullanıcılar tarafından tercih edilecektir. 

7- Çevresel faktörler de değişiyor. Mesela iş merkezlerinin yoğunlaştığı yerlerde konut projeleri yaşam merkezi içine yerleştiriliyor. 

Ömer ÇAMOĞLU: O da enteresan bir süreç. Son zamanlarda dediğiniz gibi hakkatten çok fazla proje var. Bu gerçekten değişken bir süreç. Şehirleşme sürecinde önce kentin merkezinde zenginler oturdu, sonra bu olanaklı kesimler kent merkezi dışında konumlandı. Daha sonra çalışan kesimler, orta kesimler işgal etti buraları. Bugün İstanbul'da bazı yaşam alanları var; AVM, konutlar, ticaret alanları, ofisler hepsi bir arada oluyor. Ben yakın çevremden boğaz manzaralı villasını terk edip buradaki yerlere yerleşenleri biliyorum. Neden; kentin ağırlaşan yaşam koşullarıyla ilgili. Trafikten kurtuluyor, birden bire kent yaşamına karışıyor, dostlarıyla daha yakın olabiliyor. İnsanların alışkanlıkları zaman içerisinde değişiyor. Bir süre sonra insanlar doğaya yakın alanlara yerleşebilir. Ben bunu daha çok olası görüyorum. Çünkü teknoloji gelişti, iletişim o kadar arttı ki, artık çalışma alanlarına ihtiyaç da kalmayacak bir süre sonra. Hem doğa içinde yaşayıp hem de bütün işlerinizi yapabilirsiniz. Alışveriş merkezleri şu anda cazip ve oradaki kalabalık azalmayacak ama artacağını da düşünmüyorum. Şu an bu yaşam stilinin çok cazip tarafları var. 
İnsanların kendilerine ayıracakları zaman da değişiyor. İnsanlar evlerinde mutlu bir şekilde vakit geçirmeyi tercih edecekler bir süre sonra. Bugün bir ‘Pazar günü’ özlemle bekleniyorsa, insanlar bunu her güne çevirebilirler. İstanbul kentsel dönüşümü yüzde 60’ın üstünde hisseden bir kent. Daha önce insanlar ki bunların önemli bir kısmı İstanbul’un aristokratlarıydı, arabasını sokakta bırakmak, güvenlik anlayışı olmadan yaşamak zorundaydı. Öyle bir yerden yaşam alanlarına taşınmak daha konforlu gelebiliyor tabi. Doğaya yakın yerlerde yaşayan insanların giderleri de fazla. Buralarda yaşayan insanlar daha da ekonomik yaşıyor. Ama yine de insanların arasına karışmak bir ihtiyaçtır. Geleceğe dönük farklı alışkanlıklar da bekliyor olabilir. Son 30 yıldır yaşanan gelişmeye inanın inanamıyorum. Hayal edebildiğiniz sürece her şey çok değişecek. İhtiyaçlar ve genç beyinlerin tasarımı her şeyi değiştirebilir. İletişim çağındayız bunu ihmal etmemek lazım. Her şey buradan çıkıyor.

8- Mimaride formlar da değişiyor. Köşeli tasarımlar yerini daha yumuşak ve eğri çizgilere bıraktı? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Ömer ÇAMOĞLU: Teknoloji ve yenilik arayışı her şeyin cevabı. Arabalardan örnek vereyim; auro dinamizm incelendikçe, yapılan testler incelendikçe, en iyi sonuçlar nasıl alınır görüldükçe arabaların da şekli değişti. Bir de bugün malzeme de değişti. Bugün iddialı bir projede o proje için özel olarak yapılmış malzeme ile karşılaşıyorsunuz. Öte yandan doğanın organik formları da bir tutku olarak yaşamlarımıza karışıyor. Zaman sıkıntısından doğaya karışamayan insanlar var. Böyle olduğu zaman o doğal formları ona taşıyorsunuz. Gökdelenlerin tepesine havuz yapabiliyorsunuz. İstenmeyen rüzgârı görsel olarak sorun olmayacak şekilde engellediğin zaman sıkıntı olmuyor. Organik formların mimariye girmesi maliyetli ancak kreatif bir projede insanlar o maliyeti göğüsleyebiliyor. Gelişen teknoloji, malzeme olanakları, yeniye dair arayışlar, formları da belirliyor. Ben mimar olarak yaptığım işi bir daha yapmak istemiyorum. Bir de doğada daha yumuşak geçişler vardır. Bu formların mimariye girmiş olması şehirdeki görünümü de değiştiriyor. Renkler de şimdi daha fazla kullanılıyor. Bazen renk kullanımı eleştiriliyor, çok fazla renkli ortamdan kaçılıyor. Fakat doğada renk yok mu? Renklerin uyumuyla yaşamak her zaman daha keyifli. Her şeyin birbirine karıştığı, buharlaştığı bir ortamı düşünün, bu ortam size keyif vermiyor. Doğanın renkleri size keyif de veriyor. 

9-Yurtdışında da çok fazla projeniz var. Türkiye’deki çalışma ortamı ile yurtdışını karşılaştırabilir misiniz?

Ömer ÇAMOĞLU: İnşaat teknolojisi olarak bizim yurtdışında rekabet edeceğimiz gücümüz var. Onlarla birlikte yarışabiliyoruz. Fakat belli sorunlar var. Bir defa gerçekten imar çok önemli. Bugün tarihi eselerimizi kaybetmemizin en önemli nedeni budur. Adam evini restore edemediği için yakıyor yenisini yapıyor. Üsküdar'da Sultantepe vardı, Kuzguncuk vardı, Salacak vardı. Belli yerleri koruyabiliyoruz ama genelde tarihi yerlerimizi kaybediyoruz. Bakın 50 dönümlük bir arazide çalışırken, arazide ağaç tespitleri olduğu durumda Türkiye’de ‘buradaki ağacı keseriz başka yere dikeriz’ deniliyor, yurtdışında ise ‘lütfen ağacı olmayan bir yere konumlandırın’ yanıtını alıyorsunuz. Üstelik her tarafın ağaç olmasına rağmen. Moskova, Kiev mesela… Yurtdışında tadilat için tuğla seçilirken 1 kuruş yerine 10 kuruşluk tuğla tercih ediliyor. Dokuyu bozmamak için önemsiyor bunu. Burada gerçekten çıkarlarınızı bir kenara atıp toplumun yararına herhangi bir şey yapamıyorsunuz. Yurtdışında da imar ruhsatları kolay alınmıyor. Bizim estetik kurullarımız yeni oluşmaya başladı. Yurtdışında ise bir takım bürokratların, akademisyenlerin imar yönetmelikleri o kadar esas değil. Biz güzel birşey yapmaya kalktığımızda, işin içinde sizin kazancınız var mı yok mu ona bakılıyor. Yaptığınız iş engellenmeye çalışılıyor. Ben proje yaparken, hep peynir kalıbı şeklinde çalışmam gerek. Farklı formları kullanmak istediğinizde yapamıyorsunuz. Birbirinden farklı olmayan yapılar ortaya çıkıyor. 20 bina yapılıyor, baktığınızda hepsi aynı. Aynı kıyafet giymiş kişilerin birlikte dolaşması gibi bir şey. Mesela Fikirtepe’ye kentsel dönüşüm alanı dedik. Sonra kalktık siluet tartışmaları nedeniyle 80 m sınırı koyduk. Bunlar yanlış, yaratıcılığı öldürüyorsun bir süre sonra. Ben orada kendi yaptığım işin, alçaklığıyla yüksekliğiyle, yatay yada dikey formlarıyla diğer yapılardan ayrılmasını isterim. 

10- Ömer Çamoğlu’nun genç mimarlara önerisi nedir?

Ömer ÇAMOĞLU: Genç mimarlara söyleyeceğim bir şey var, bugün okulda bir şeyler öğrendim ve mimar oldum diye kalemi alıp dünyayı yeniden tasarlamayı hedeflemesinler. Mimarlık her gün üzerine bir şeyler konulan bir meslektir, deneyim mesleğidir. Mimarlığın içerisinde mühendislik, çevre bilimciliği ve renk bilimciliği vardır. Mimarlık oldukça kombine bir meslektir. Birden bire mimarlık diploması aldığınızda mimar olamazsanız ama iyi bir mimar adayısınızdır. Gerçekten mimarlığın çok dalı var, tasarımcı olursunuz, uygulamacı olursunuz, ruhsat danışmanı olursunuz, malzeme tasarımcısı olursunuz, mimarlık geniş bir yelpazede yapılabilecek bir meslek. Yeni mezun, hangi işte daha başarılı olacağına karar vermeli ilk önce. Gerçekten bunun için de çalışması lazım. Geçenlerde Türkiye’ye üç tasarımcı geldi. ‘Tasarım konusundaki yeteneğinizi ne zaman fark ettiniz, Allah sizi böyle mi yarattı” diye sordular. Ben gerçekten çok iyi bir eğitim aldım ve çok çalışırım. Laf olsun diye verilmiş bir cevap değil, gerçekten çalışmak lazım. Ve sürekli dünya mimarisini takip etmek gerekiyor.

Ömer ÇAMOĞLU'nun Projeleri

Çamlıca Villaları


продать подсолнечник

good books about child abuse