Ordos Müzesi

KP
Ordos Müzesi, giderek büyüyen ekonomi nedeniyle, belediyenin mevcut şehirden kilometrelerce uzakta, Gobi Çölü’nden başka hiçbir şeyin olmadığı bir alanda, yeni bir kent yaratma kararı alması sonucu oluşturulan şehrin merkezinde yer alıyor. Kum tepelerinin üzerinde uzaydan gelmiş dev bir zaman kapsülü gibi duran yapının içi gün ışığı ile dolup taşarken, kent kalıntılarını zengin ve şiirsel bir kültürel mekana dönüştürüyor.
 
MAD Architects sunar…
 
"Geleceğin büyük bir belirsizlik içinde olduğu bir ‘tabula rasa’ üzerinde, yani henüz yeterli olgunluğa erişmemiş kentsel bir alanda, şehir merkezi için bir bina tasarlamak oldukça tehlikeli bir iş. Neticede, gelecekte yapının çevresini nasıl bir kentsel bağlam içinde olacağını bilemiyorsunuz. Bu nedenle Ordos Müzesi’ nin, kendi iç mekanını ‘şehir’ den koruyan koruyucu bir kabuğa ihtiyacı vardı. Yapıyı, Fuller’ in Manhattan için düşündüğü kubbeden ilham alarak, Ordos’ un tarih ve kültürünü geleceğe taşımak üzere, yeni ve düzensiz kent nüvesi için tasarladık. Müzenin tasarımını, katı geometrik planına bir tepki olarak doğal ve düzensiz bir forma sahip biçimde düşündük."
 
"Fütüristik mimari formdaki yapıyı yine fütüristik renklerle zenginleştirdik. Dışını metal panjurlarla kapladığımız müze, insanların bir araya gelebileceği yeni bir iç mekanı tanımlıyor."
 
Sanki parlak, dev bir mağaraya giriyormuş hissine kapıldığınız müzenin girişinden sonra iç mekanı, devam eden eğrisel duvarlarla tanımlanan ve tüm müzeyi dolaşan ortak alana açılan çeşitli sergi salonlarıyla böldük. Şehir halkı iki ana girişten birinden girerek, sergi salonlarına girmeksizin müzenin içinden geçebiliyor. Bu şekilde müzenin iç mekanını, kentsel mekanın bir uzantısı haline getirmeyi amaçladık. Camla kaplı çatı ışığı çekip daha sonra aydınlatıcı duvarlarla tüm iç mekana dağıtırken, panjurlarda doğal havalandırmaya izin veriyor. Parlak, akıcı ve huzurlu ortam ziyaretçilere, kültürlerini ve mekanı günışığı alında tecrübe etmeleri şansı sunuyor.
 
İçerideki trafik akışı bazen karanlık, bazen mahrem ara sıra da gösterişli bir parlaklığa sahip. Kesintisiz bir ışık ve gölge çizgisini takip ediyor. Kanyon benzeri koridorlar, sergi holünün her iki tarafını birleştiriyor; insanlar ziyaretleri sırasında sürekli olarak birbirleriyle karşılaşıp temas kuruyor ve bu yükseltilmiş zemin üzerinde sohbet ediyorlar. Parlak, doğal gün ışığının içeri girmesiyle, müze lobisinin doğal aydınlatmadan yararlanmasını, müzenin dış cephesindeki geniş alüminyum kaplama ile de Ordos’ un sert hava koşulları ve soğuğuna karşı direnç sağladık. Müzenin ofis ve araştırma merkezi olarak düzenlediğimiz güney cephesindeki bol doğal ışıkla aydınlanan iç bahçe, zengin bir çalışma ortamı sağladığı gibi ısı kaybını önleyici bir bölme görevini de üstleniyor. Geçmişin ve günümüzün bir araya geldiği bu hayati öneme sahip mekanda, insanlar sanatla buluşuyor ve bu genç toplum yeni bir ruh kazanıyor.




KP 20