Redefine

KP55
KP

Yeniden Hayat Bulan Tasarım

1962 yılında Józef Chierowski tarafından tasarlanan efsanevi model 366 Easy Chair’e dayanan bir mobilya serisi olan 366, 366 Concept tarafından özel lisansla 2014 yılından beri yeniden üretiliyor. 20. yüzyıl Polonya tasarımının ikonu olan 366 Easy Chair, Świebodzice Mobilya Fabrikası tarafından 1960-1980 yılları arasında 500.000 adetten fazla üretilmiş. Bu ikon tasarım, 30 yılı aşkın bir süreden sonra, Józef Chierowski’nin orijinal planlarını temel alan yeni bir sürümle geri dönmüş.

Küçüklüğü ve konforu ile konut ve ticari alanlar için ideal bir tasarım olan 366, Easy Chair’in yanı sıra genişletilmiş boyutuyla 366 PLUS, sallanan sandalye, iki kişilik koltuk, kanepe, üç farklı boyutta kahve masası, yastık ve çocuklara yönelik 366 Junior’dan oluşuyor.



Gençler İçin Çok Fonksiyonlu Ünite

Bruno Murani’nin 1971 yılında tasarladığı ve 1979 yılında Compasso d’Oro ödülüne layık görülen, Rexite’nin yeniden kullanıcılarla buluşturduğu Abitacolo, sadece sekiz vida ile bir araya getirilmiş, gençlerin tüm ihtiyaçlarını en az alanı işgal ederek karşılayan, çok fonksiyonlu bir ünite. Masa ve yatağın yanı sıra sepet ve raf gibi depolama birimlerini de bünyesinde barındıran tasarım genç odaları için ideal.




50’lerden Günümüze

1950’lerin sonlarına doğru, Gianfranco Frattini tarafından tasarlanan “Albero” zeminden tavana uzanan, kendi ekseni etrafında 360° dönebilen ve serbestçe ayakta durabilen bir kitaplık.

İtalyancada “ağaç” anlamına gelen Albero, 1950’lerde İtalya’da ortaya çıkan bir dekorasyon ve mobilya akımı olan Neo-Liberty dönemi ve ürün türü bakımından 50’li ve 60’lı yıllarda popüler olan tabandan tavana kitaplık sistemiyle ilişkili bir tasarım. Poltrona Frau’nun yeniden kullanıcıyla buluşturduğu kitaplıkta malzeme olarak Canaletto ceviz kaplama kullanılmış. Sekiz ila on iki arasında değişen sayıda raf takılabilen tasarımın zeytin ağacından imal edilmiş “limited edition” versiyonu da mevcut.



Geçmişin Mirası Şimdi Daha Renkli

Arne Jacobsen, 1957’de Kopenhag’daki SAS Royal Hotel için, yapı genelinde tasarım konseptinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan AJ masa, zemin ve duvar lambalarını tasarladı. AJ, o günden bu yana dünyaca ünlü bir tasarım ikonu haline geldi ve Arne Jacobsen’ın en popüler lambalarından biri oldu.

Louis Poulsen, Arne Jacobsen’ı onurlandırıyor ve bu ikonik tasarımının 60. yıl dönümünü yeni ve dinamik renk paleti ile kutluyor. AJ’nin tasarımı silindir ve koni olmak üzere iki geometrik şekilden oluşan abajura dayanıyor. Işığı ihtiyaç duyulan yere yoğunlaştıran tasarım hem çalışma ışığı hem de okuma lambası olarak kullanmak için ideal.

Aydınlatma olağandışı açıları, gölge hacmi ve ayak kısmında bulunan dairesel delikle birlikte belirgin bir heykel kalitesi sergiliyor. Siyah, beyaz, petrol mavisi, gece mavisi, patlıcan moru, koyu yeşil, pas rengi, aşı boyası, gri tonlarında sunulan AJ’de kullanılan renkler Arne Jacobsen’ın evrenine yakından bağlı olarak, tasarımın özünü en iyi şekilde vurgulaması için özenle seçilmiş.

Atıklar Yeniden Hayat Buluyor

Philippe Starck tasarımı Broom, %90 oranında endüstriyel atık kullanılarak, dayanıklılık ve düzgünlük sağlaması sebebiyle tek parça (mono-blok) olarak üretilmiş. Üretici firmanın atıkların ileri dönüşümü (up-cycle) konusunda yenilikçi yolları keşfetmesi ve ürünlerinde geri kazanılmış kaynakları kullanması, Broom’un tasarlanması sürecinde tamamen yeni bir malzeme kullanılmasına yol açmış. %75 atık polipropilen ve atık ahşap elyafından imal edilen Broom koleksiyonu sandalye ve bar taburesi seçenekleriyle yeşil, turuncu, beyaz, sarı, koyu gri ve doğal renklerde sunuluyor.

Geleneksel Tekniğin Geri Dönüşümle Buluşması

Sebastian Herkner tasarımı, renkli ve modern CARIBE koleksiyonu gelenekten ilham alıyor. Geri dönüştürülmüş plastik ip ve toz kaplı çelikten oluşan, dış mekân kullanımı için uygun olan bu el yapımı koleksiyon, ‘momposino’ adlı geleneksel bir dokuma tekniği kullanılarak Kolombiya’nın Karayip kıyısında üretilmiş. CARIBE koleksiyonu yemek masası, kanepe, koltuk, alçak ve yüksek kahve masası ile vis-a-vis koltuktan oluşuyor.

Plastik Şişelerin Geri Dönüşümü

Jens Fager and Andreas Engesvik’in tasarladığı bölücü panel serisi Ease, geri dönüştürülmüş plastik şişelerin ana malzeme olarak kullanıldığı bir tasarım. Plastik şişelerin geri dönüşümüne ek olarak sentetik biçimde elde edilen keçenin sıkıştırılmasıyla üretilen tasarım bu nedenle oldukça hafif. Kolayca hareket ettirilebilen, değiştirilebilen ve farklı düzenlemeleri yapılabilen tasarımı oluşturan bölmelerin her biri kendi başına ayakta durabiliyor.

Masanın üzerine yerleştirilebilen, masanın yanında yere konumlandırılabilen veya tavana takılabilen Ease’nin bünyesinde bulunan patentli plastik aparat yardımıyla bölme panelleri herhangi bir alete ihtiyaç duyulmadan kolayca birleştirilebiliyor. Günümüzün ofis ihtiyaçları göz önüne alınarak, özel ve ortak alanların kolayca tanımlanması ya da değiştirilebilmesi için tasarlanan Ease farklı renk seçenekleriyle sunuluyor.



Pet Şişeden Mutfak

Form Us With Our Love tasarım stüdyosunun IKEA ile iş birliği yaparak tasarladığı Kungsbacka, tüm üniteleri geri dönüştürülmüş pet şişelerden ve keresteden yapılmış bir mutfak. Her 40 x 80 cm’lik ünite, 25 plastik şişeden ve geri dönüşümlü endüstriyel ahşaptan oluşuyor. 25 yıl kullanım ömrü olan mutfak; zamansız tasarımı, net çizgileri, modüler yapısı ve hemen her mutfak planına uyabilmesi ile öne çıkıyor.



Geçmişten Gelen Rahatlık

Pierre Paulin’in 1962 yılında tasarladığı F564 koltuk ve C565 kanepe, “Nest” ismiyle Artifort tarafından yeniden piyasaya sürülmüş. Kullanıcıyla ilk buluştuğunda akıcı çizgileri ve sunduğu oturma konforuyla oldukça sevilen bu tasarım, yenilenmiş versiyonunda biraz retro, sevimli, çarpıcı ve samimi bir havaya sahip.

Koltuk, kitap ya da tablet ile kıvrılıp tek başına vakit geçirmek için ideal; kompakt iki kişilik kanepe ise rahatça uzanmak için mükemmel. Her iki tasarım da dar tabanları sayesinde zarif bir görünüme ulaşıyor.

Deniz yosunundan elde edilen ipliğin, eski bir balık ağına elle düğümlenmesiyle üretilmiş bir halı SEA ME. Denizi kirleten plastik atıklar ile denizin sunabileceği güzel şeyler arasındaki kontrastı vurgulayan bir tasarım.

Tasarımcı Nienke Hoogvliet, görece yeni olan bu malzemeye dikkat çekmek istemiş. Deniz alglerinden yapılmış bir iplik tekstil endüstrisindeki sürdürülebilirlik konusunda bir çözüm önerisi olabilir.

Bu doğal malzemeye tezat oluşturacak şekilde, eski bir balıkçı ağını halıya temel oluşturacak şekilde kullanan tasarımcı, atıkların estetik ve pratik yeniden kullanımını gözler önüne seriyor.

Denizden Çıkan Halı

SEA ME’nin ardından atık balık derilerini yeniden kullanarak RE-SEA ME’yi yaratan Hoogvliet, deniz yosununun, daha sürdürülebilir bir tekstil endüstrisine nasıl katkıda bulunabileceğini araştırmış. Bir masa ve sandalyeden oluşan SEA ME bu şekilde ortaya çıkmış. Sandalyenin oturma kısmı yosun ipliklerinden, elde örülerek yapılmış ve yosunla doğal olarak boyanmış.


Atık Ahşaplar Büfeye Dönüşüyor

Davide G. Aquini’nin Afrika yerli sanatındaki desenlerden esinlenerek tasarımını yaptığı Soninke, ileri dönüştürülmüş (upcycled) ahşap kullanılarak imal edilmiş bir büfe. Birkaç kez kullanıldıktan sonra, karakteristik çizgili bir desen alan bu suntalar atılması gerekirken, bu projenin ana malzemelerinden biri olmuş. Suntaların oluşturduğu renkli geometrik desen, evlerin duvarlarını boyamak için kullanılan tipik Afrika dekoratif motiflerini akla getiriyor. Kullanılan ahşabın farklı kalınlıkları, dokuya üç boyutlu bir görünüm sağlıyor.

Mücevher Dükkanından Tüm Dünyaya

1963 yılında, Gerrit Rietveld tarafından, Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan “Steltman” adındaki bir mücevher dükkanının yenilenen iç mekânı için tasarlanan Steltman Chair, tasarımının 50. yıl dönümünde yeniden kullanıcıyla buluşmuş. Birbirinin ayna tersini oluşturacak şekilde asimetrik bir çift olarak tasarlanan sandalye, orijinal tasarımında suni deriyle döşenmiş. Tasarım, “Steltman Chair Limited Edition” adı verilen yeni sürümünde ise keçe veya hakiki deri kaplı olarak sunuluyor.

50 Yıl Sonra Yeniden

Willie Landels tarafından tasarlanan koltuk, ikili ve üçlü kanepeden oluşan ‘Throw Away’in yeni versiyonu, çok ince değişikliklerle yeniden sunuldu. İlk kez 1965’te piyasaya sürülen tasarım, 2015’te 50. doğum gününe denk gelecek şekilde güncellenmiş. Modifiye edilmiş koltuk ebatları ve kaz tüyü yastıkları göz önüne alındığında, tasarım aynı görünse de domestik uygulamalar için artık daha uygun. Tasarımın poliüretan çerçevesi, sabitlenmiş veya çıkarılabilir döşeme ile kumaş veya deri ile kaplı olarak sunuluyor.



Modüler, Esnek ve Kişiselleştirilebilir

Modüler, esnek, basit ve kişiselleştirilebilir: Tube geri döndü. Joe Colombo’nun projesi Tube, İtalyan tasarımının tarihini yaratmış ve New York’taki Triennale di Milano, Moma ve Metropolitan Museum of Art’ın kalıcı koleksiyonlarının bir parçası haline gelmişti. 1969’da tasarlanan bu ikonik koltuk tamamen çağdaş bir biçimde yeniden yapılandırılarak, ancak orijinal özellikleri değiştirilmeden muhafaza edilerek, yeni nesil üretim teknolojisi sayesinde bir kez daha ortaya çıkıyor.

Tasarımı oluşturan bileşenler, birbiri üzerine istiflenebilir, tek parça halinde içi boş gövdeler üretilmesine olanak sağlayan döner kalıplama prosesi ile üretilmiş. Sırt desteği ve koltuk aynı şekle sahip ve her bir öge kullanıcının ihtiyaçlarına göre değiştirilebilir özelliğe sahip. Birbirine kancalar ile sabitlenen tasarımın parçaları deri ya da siyah, beyaz, sarı, turkuaz veya turuncu renkte kumaşla sunuluyor.

 
интернет магазин матрасов

где купить матрас

двуспальные матрасы