Sağlık & Psikoloji İlişkisi - Ender SARAÇ

KP49
KP

MEKÂN SAĞLIK & PSİKOLOJİ İLİŞKİSİ - Ender SARAÇ


Mekânların enerjileri kişiyi nasıl etkiler?

İçinde yaşadığımız ortam, üstünde bulunduğumuz toprak ve atmosferin enerjik hali bizim sağlığımızı, ruh halimizi ve her türlü performansımızı çok etkiler. Eskilerin dediği birçok söze çok inanıyorum. Mesela çocukken şu konuşmaları çok duyarsınız: “Ne kadar nurlu bir yer!” veya “Ne kadar kasvetli bir yer, içim bunaldı. Oraya gittim ve bir an önce çıkmak istedim, o gittiğim ev benim ruhumu boğuyor.” Yani sadece kişinin değil mekânın enerjisi de çok önemli. Biz yirmi beş yıldır belli bir pozisyonda olan sağlık ve estetik merkeziyiz. Türkiye’de ilk defa enerji yöntemlerinin tamamının bahçesine kadar uygulandığı bir merkez burası. Akupunktur yapılan, Feng Shui uygulanan bir yer. Hatta bitkilerin dikiliş şekilleri enerji kaçağı olan yerlerin ayarlanması gibi konularda da hassasız.

Hakikaten klinik içinde hepimiz aile gibiyiz. İsteyerek işe geliyoruz, çok keyifle çalışıyoruz ve işyerimiz de çok bereketli bir işyeri. Bu binanın özellikleri, renkleri, bitkileri, aksesuarları çok önemli. Bu sene bütün renklerimizi çok iddialı bir şekilde değiştirdik; bunun bir nedeni var tabii ki. Bazı özel Feng Shui çanları, bir takım özel bitkiler, özel aksesuarlar, mercanlar koyduk. Belli renkte tablolar kullanıyoruz gelen kişiler de kendilerini daha keyifli, daha hoş hissediyor ki bu çok önemli. Üçüncü önemli nokta ise isim. Örneğin bizim ismimiz Hay Poliklinik, Sağlık ve Güzellik Merkezi. Hay Allah’ın 99 güzel isminden biri. Hayat, enerji, dirilik ve şifa veren bir esması. Sonuçta her gün telefonda bile “Hay Sağlık Merkezi” deniyor. Bu ismin tekrarından açığa çıkan enerji, içerisinde yapılan renk, aksesuar, enerji çalışmaları ve binanın yığma taş bir bina oluşu çok önemli. Esasında bina eski ama yığma taştan yapılmış olması çok avantajlı. Her şey çok doğal, alttan yüzlerce elektrik kablosu vs. gibi şeyler geçmiyor. Tüm bunlar kişinin kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor. Ana giriş kapısının doğuya bakması, mutfağın güneyde oluşu - çünkü Feng Shui’ye göre ateş elamanları güneyde olmalı - tuvaletlerin belli bir yerde olması…

Bunların hepsi işyerindeki insanların kendilerini daha huzurlu, daha rahat hissetmesine yardımcı oluyor. Bahçeyi daha doğal bırakıyoruz, tamamen jilet gibi kesilmiş bir çim olmaz. İstanbul’un bu bölgesinin kendi doğasına uygun otları, incir ağaçları, meyve ağaçlarını bahçenin doğal enerjisine bırakıyoruz. Mekânda hayvanların da olumlu enerjisini almak lazım. Her gün sokak kedilerini besliyoruz, kuşlara mama veriyoruz, yani hayvanlarla ve ağaçlarla mekânı paylaşıyoruz. Şimdi yeni binalarda mevcut olan akıllı havalandırma ve ısı ayarlarını destekliyorum, bu gelişmenin bir parçası. Ama örneğin Londra’da, Paris’te, Prag’da ve daha birçok yerde orijinal semtler ve binalar çok iyi korunmuş durumda. Hatta sit alanı gibidir neredeyse. Biz bu noktada biraz hata yaptık: İstanbul’u çok betonlaştırdık. Yeşil azaldı ve insanlar İstanbul’da çok yoruluyor. Trafik, hava kirliliği, elektromanyetik kirlenme gibi nedenlerden ötürü mekânlarda özellikle restoranlar, oteller, güzellik merkezleri, sağlık merkezleri gibi yerlerde özel düzenlemeler yapılmasında fayda var diye düşünüyorum.

Feng Shui en doğru nasıl uygulanabilir?

Sadece Feng Shui değil, bütün kadim bilgilerde mimari bir anlayış var zaten. Eski bütün tapınaklar, kiliseler, havralar, camiler, yerleşim yerleri hepsine bakın bunlar bilge kişiler tarafından yapılmış. Kızılderililerde de var. Sarkaçlarla ilk önce toprağın enerjisine, oradaki su, rüzgar ve güneşin yönlerine bakılırmış. Yani bulunduğu doğayla ve coğrafyayla uyumlu olarak yapılırmış. Osmanlı’da avlular, fıskiyeler, girişler, ayrı separasyonlar var, yani Osmanlı’nın kendine göre enerji mimarisi varmış. Hindistan’da Sapatya Veda, Uzak Doğu’da ise Feng Shui var zaten. Bir de insanın içinden gelen enerji mimarisi vardır. Siz buna ister Feng Shui deyin, ister Sapatya Veda deyin, geleneksel İslami mimari deyin. Hepsinde önemli olan sizin içinizden gelendir. “Ben yatak odamın rengini değiştirmek istiyorum.” derseniz o size evrenden bir işarettir, yapın onu. “Ben bu eşyalardan artık kurtulmak istiyorum.” veya “Şuraya güzel bir tablo asmak istiyorum.” Bunlar Feng Shui’nin en doğru uygulamalarıdır. Çünkü sizin içinizden, kalbinizden gelendir aslında. Ara sıra enerjileri değiştirmekte fayda var. Çok eski kıyafetleri, eski, size ağır gelen objeleri atmak yararlı olabilir. Her antika doğru olmayabilir, eski bir takım kodlanmış enerjileri taşıyabilir, size uyumlu olmayabilir, onlara  dikkat etmekte fayda var. Bir de dikkat edin, biz Türk toplumu olarak renk kullanmıyoruz. Hintliler, Araplar, Afrikalılar hattaAmerika’nın bazı bölgeleri renk kullanıyor. Kırmızılar, turuncular, morlar, sarılar, pembeler…
Yani bu renkler boşuna yaratılmamış. Yaşadığınız mekânlarda da renkleri kullanın. Mesela hastalık olan yerlerde sarı renk iyidir, yatak odalarında pastel renkler iyidir. Daha ateşli bir enerji istiyorsanız kırmızı renk iyidir. Yemek yediğiniz yerde sakinlik istiyorsanız yeşil tonları iyidir. Renkleri biraz araştırmak lazım. Yaşadığınız mekânı renklendirin, coşturun, enerjiyi yükseltin.

Yaşam alanlarımızın bir bölümünde, evin bir köşesinde kişinin kendisine ait bir alanı olması gerekir mi ve kendimizi dinleyeceğimiz alan neresi olmalı?

Evinizin mutfağı bedeninizi beslemek ve bedeninizi daha sağlıklı kılmak, enerji almak için var. Hatta evinizin bir köşesinde vitamin dolabı da var. Aynı şekilde ruhun da vitaminlere ihtiyacı var. İnancınız her neyse, her evin bir de manevi açıdan besleyici bir köşesi olmalı. Nasıl ki bir mutfak var besleyici enerji, bir tuvalet var temizleyici enerji, bir yatak odası var mahrem bölgeniz, uyuduğunuz en özel alanınız, nasıl ki banyonuz var temizlendiğiniz, yıkandığınız… Her yerin ayrı bir enerjisi var. Aynı şekilde evinizin ruhunuzu besleyip arındıracak, birkaç sembolle size kendinizi ve ruhunuzu hatırlatacak, sakin bir şekilde dua ve ibadetinizi yapmanızı sağlayacak küçük de olsa bir köşesi olmasında fayda var.


Geçmişteki yaşam alanı kullanımımızla, şu anki yaşam alanlarını kıyaslarsak yanlışlar, benzerlikler ve doğrular neler?

Ben eskiye hasret içerisinde olan biri değilim. Çünkü evrim yolculuğunda insanoğlu daha ileriye gidiyor. Elbette eskinin artıları da var, dezavantajları da var. Örneğin Antalya’da ağustos ayında 40 derece sıcakta yaşayan biriyseniz eski evlerdeki gibi sadece fıskiyeli bir havuz veya avlu size yeterli gelmeyebilir. Artık klima var. Artıları olduğu gibi eksileri de var. Çok uzun klimaya maruz kalırsanız tutuluyorsunuz ama bir kolaylık, konfor olduğu da gerçek. Eskiden buzdolabı yokmuş ama şimdi biz domatesi, biberi veya yapılan bir yemeği günlerce taze tutabiliyoruz. Buzdolabından, klimadan vazgeçemeyiz artık. Teknoloji bize artılar katıyor fakat birtakım hastalıklar, yorgunluklar ve travmalar da getiriyor beraberinde. Klimayı sadece çok sıcak günlerde, belli bir zamanda “nem gitsin, ferahlayayım” diye kullanırsanız iyi ama bütün gün klima ile yaşamaya kalkarsanız dayak yemiş gibi oluyorsunuz, pek çok hastalık ortaya çıkıyor.

Eski yaşam alanları gibi bahçeli evlerini avluların olması, fıskiyeli havuzlar veya ona benzer imkanlar olsa güzel olurdu. Bu hususta en büyük farkı İstanbul’dan Bodrum’daki yazlık eve gittiğim zaman hissediyorum. Rüzgarı hissediyorum orada, ayı görüyorum, yıldızları görüyorum. Açık havada üşümeyi, sıcağı, nemi yani doğa koşullarını yaşıyorum, hissediyorum. Çünkü sürekli balkonda, terasta bahçede, deniz kenarında yani dış mekânda vaktimi geçiriyorum ve enerjileri hissediyorum. İstanbul’da ise akıllı binalarda her şeyi ‘bypass’ ediyoruz, nem bile ayarlı.

O kadar çok kablo geçiyor ki herkes sürekli yorgun, Neticede şuna inanıyorum: Yaşanan bölgeye uygun taş ve malzeme ile yapılmış tek veya iki katlı, geniş balkonları, terasları, avluları olan ağaçlarla yeşillendirilmiş, özellikle bereketi artıran meyve ağaçları ekilmiş, küçük de olsa bir havuzu veya fıskiyesi olan, insanların rahat bir şekilde ortak yaşam alanlarında buluştuğu,  ailenin hep birlikte yemek yiyip paylaştığı, sonra mahrem hayatına çekilebildiği özel odaların olduğu, muhabbet ve komşuluk ilişkilerinin olduğu güzel ve istekle pişirilmiş yemeklerin yendiği, çocukların ve doğurganlığın olduğu evlerde mutluluk var. Çalışan yorgun kadınlar, trafikten bezmiş erkekler, sarılmaların noksanlığı, az yapılan çocuklar, çocuk kahkahalarının eksikliği… Yani yaşamı bir görev gibi yaşamaya başladık büyük şehirlerde. Ama eskiden hatırlayın büyük sofralar kurulurdu, objeler vardı şimdi daha azaldı. Mesela sürahiler gelirdi, mendiller konurdu, çok anlamlı olan objeler vardı. Şimdi objeler de değerini kaybetti, her şey pratik oldu. Tepside yemek ye, televizyon izle. Bütün objemiz cep telefonu ve televizyon kumandası oldu. Neredeyse eşler yan yana otururken ‘whatsapp’tan birbirine mesaj atacak.

Yaşam alanının enerjisini artırmak için nasıl bir ortam yaratılmalı, neler yapılmalı?

Ben ayna kullanmayı çok severim. Ayna bir mekânı çok aydınlatır. Ama evin girişinde ayna olmasın. Onun dışında özellikle sevdiğiniz objelerin ve köşelerin karşısında cesurca, dev aynalar kullanın. Ayna mekânı büyütür ve ferah gösterir. Bunun dışında canlı renkler iyidir. Sevdiğiniz objeler, aile fotoğrafları, mutlu anların fotoğrafları iyidir. Bir de evin özellikle enerjinin en çok kaçtığı yerleri olan lavabolar, tuvaletler, banyoların temiz tutulması, mümkün olduğunca güzel kokması da önemli. Çöpü sık sık dökün, evde üç-dört günlük çöp birikmesin; ölü enerjiler gitsin. Kuru çiçek çok önermiyorum, ölü enerjidir çünkü. Hiç değilse tek bir gül bile olsa ara sıra eve taze çiçek alın. Öten kuşlar veya kedi, rengarenk balıklar evin enerjisini artırmak için son derece faydalı. Son zamanlarda limon, mandalina ağaçları çok moda, onları da kesinlikle destekliyorum. Bir limon ağacı eve büyük bir keyif veriyor. O limonu yemenin de tadına doyulmuyor. Bereketli meyve veren ağaçları, özellikle nar ağacını balkonunuza hatta evin içine, varsa bahçenize ekmenizi mutlaka öneririm.


Bir yaşam alanının olmazsa olmazları neler sizce?

Yemek yediğimiz yer, yemek masası çok rahat olmalı. İster mutfakta yiyin ister yemek odasında. Oturduğunuz sandalye, sandalyenin masayla olan mesafesi önemli. Eğer imkanınız varsa daha rahat uyumak için yatak başının kuzeye veya doğuya bakması iyi olabilir. Evin iyi havalandırılması ve bu havalandırmanın belirli bir düzende olması çok önemli. Evin ana giriş kapısının güven duygusu verecek şekilde çok sağlam, aşılması zor bir kapı olması önemli. Yıkandığımız mekânların temiz olması ve sık sık temizlenmesi gerekir. Eğlendiğimiz mekânın rahat olması lazım. Evinizde çok rahat bağdaş kurup, kahvenizi alıp eşinizle çocuğunuzla stressiz bir şekilde oturabilmelisiniz. Evin bir yerinde rahat edeceğiniz bir rahatlık köşesi olmalı, sırf süslü olmamalı ev. Son olarak, evde ocak sönmemeli. Mümkünse her gün yemek pişmeli.

Yaşam alanlarını tasarlayan mimar ve tasarımcılara önerileriniz neler?

Mimarlar aydınlatma, metrekare renk vs. dışında Sapatya Veda, Osmanlı mimarisindeki ruh, Feng Shui gibi işin spiritüel mimarisini de öğrenirlerse bence yaptıkları iş daha da derinleşecek, manevileşecek ve çok daha zengin olacak. Bugün artık New York’ta bile giriş kapılarını açılarına göre yıkıp değiştiriyorlar. Bu anlamda mimariyi çok kullanıyorlar. Osmanlılar, eski Hint, eski Mısır, eski Çin, kadim uygarlıklar hatta Kızılderililer, Mayalar, İnkalar yaptıkları piramitlerde, tapınaklarda, hastanelerde hep bu metotları kullanmışlar. Her şey bilim değil ruh da var; hesaba katmak lazım. ■


“Gittikçe etkinliği ve hızı artan ruhsal ve maddesel deneyimlerle bu çağın insanı pek çok olaya gebe. Kendimizi yeni döneme hazırlamalı, bilinç düzeyimizi yükseltmeli, farkındalığımızı arttırmalıyız. İyi veya kötü kutba kaymadan önce seçimimizi bilinçli yapabilecek güce erişmeliyiz. Yaşam sadece defilelerden, eğlencelerden, kahvehanelerden, paradan, cep telefonlarından, teknolojik aletlerden ve benzeri şeylerden ibaret değil. Hiçbirimiz boşuna yaratılmadık ve hiçbir şey, hiçbir olay tesadüf değil. Sadece görmeye ve bilinç düzeyimizi yükseltmeye çalışmalıyız.”

Ender Saraç
Ruhsal Gelişim ve Kader / Doğan Kitap, İstanbul, s.12
 
Узнайте про интересный сайт про направление Апартаменты в Баден-Баден.
Этот интересный веб портал , он описывает в статьях про Лечение урологических болезний.
Был найден мной важный сайт на тематику лечение в Баден Бадене Германия здесь