Sağlıksız Bir Yaşamdan Sağlıklı Yaşam Tüyoları

KP43
Yılmaz ZENGER

Her canlı için geçerli mi bilmem ama, bebeklerin iri iri açılmış gözlerinin beden dilindeki anlamı aşırı meraktır ve merak yaşama kurulan ilk köprüdür. Merak, akıl yürütmeyi tetikleyecek düzeye erişebildiğinde yaratıcılığı öğrenme süreci başlar. Eğer ailenin ve eğitim kurumlarının önüne öreceği duvarlar aşılabilirse bu süreç süre gidecektir ve bu kişi yaşamını hangi alanda sürdürecek olursa olsun yaratıcılık, yaşamını anlamlı dolayısıyla da sağlıklı kılacak en etkin enstrüman olacaktır. 

Sağlıklı yaşamdan amaç bedensel sağlık ise, kelin merhemi olsa başına sürer sözü, tam bana göre. Son zamanda doktorların eline düşene dek gündemime de taşıyamadım ve ne yazıktır ki bilgilenemedim de. Bu nedenle, sağlık konusunda anlatıcı değil dinleyici durumundayım.
 
Sağlıklı bir çalışma yaşamım oldu mu, kabaca özetliyorum siz karar verin. Ayrıca anımsatmak isterim ki çoğu kez yapmamamız gerekenleri duymak, yapmamız gerekenleri duymaktan daha fazla yarar sağlar.


3. Sömestr ilk mimari projemle 9. sömestr son mimari projem ile İTÜ Mimarlık’da ender olarak kullanılan en yüksek notu almama karşın, mimarlık adına kavgalı, fırtınalı bir öğrenim yaşamım oldu. Nitekim ikinci projem büyük tepki alıp tümüyle reddedildi. İki yarı yıl kaybettim. Prof. Kemali Söylemezoğlu ve asistanı mimar Yılmaz Sanlı grubunda yaptığım o son projem ki, okulun katı çizim kurallarına uymayan, bir anlamda mimari proje içermeyen, sadece Eyüp Sultan semtinin çağdaş kente eklemlenmesinin kavramsal kurgusunu anlatan bir rapor ve eskizler, üstelik en yüksek nota layık görülerek mimari proje olarak kabul edildi. Bu başarımdan ötürü, diploma projeme bile başlamamışken, İstanbul nazım plan bürosunda, sonradan dönüp geleceğim asistanlık maaşımın 6 katı ücretle çalışmaya çağrıldım. Kısaca kent planlamada önüm ciddi şekilde açıktı. Bu arada diplomamı da almıştım. Ne var ki Menderes İstanbul’u planlamaya kalkınca, rekabetine dayanamayıp istifa ederek, planlama maceramı noktalayıp asistanlığa döndüm. Bu arada 6 konkura katılıp hiçbirinden boş dönmeyince bir ortaklık teklifi aldım. Hemen kapsamlı bir proje olan, Ankara Otobüs terminali, oteli, çok katlı garajı yarışmasına katılıp kazandık. Oteli kısmen gündüz oteli olarak kullanmayı, otobüs taşımacılığında radikal değişiklikler getirecek ayrıntıları yarışma projesinde belirsizleştirmiş ve sonradan açığa çıkarmayı hayal ederken müşterinin değil ortaklarımın ihanetine uğradım. Ardından birkaç yarışma birinciliği bile beni orada daha fazla tutamadı ve ortaklıktan ayrıldım. Takip eden yıllarda yaşadıklarım da eklenince, 1965 yılında hayallerimi mimarlıkta yaşama geçiremeyeceğimi görüp, hayatımın en zor kararıyla hedef küçültmek zorunda kaldım ve tasarımdan üretimden bitmiş ürüne kendi başıma sürdürebileceğim yaratı alanı olabilecek mobilyayı seçtim. Çocukluğumdan başlayan el becerim ve üretme deneyimim beni yüreklendirdi ve tek çalışanının kendim olduğu minicik de olsa bir atölye kurmakla, üzerimde yaşam boyu eğreti duracak işadamı giysisini bu erken yaşımdan başlayarak taşımak zorunda kaldım. İş yaşamım bu nedenle hep iki mod’lu oldu. Tasarımcı üretici olarak doğrularım, başarılarım ve iş adamı olarak kabul edilemez kusurlarım. Bu nedenle, şirketimi tam 50 yıldır ayakta tutabilme başarım, dibi delik bir kovada aşırı yüklemeyle yeterli su tutabilmeyi başarmaya benziyor.

Mimarlıkta yaşadığım acıları biraz olsun azaltmaya yarayabilecek mobilyalarımdaki aykırı tavrım ve pazarlamayı içime sindiremeyişim, çok yetersiz satışlara hatta bazı modellerin hiç satılmamasına neden oldu. İşin acı tarafı, bütün işlevselliklerine karşın, çoğu kez mobilyalarım mekânlarda bir sanat nesnesi gibi tek başlarına kaldılar. Kısacası çoğu kez mobilya olmalarını bile yaşayamadılar. 

Taviz vermeden sürdürme uğruna şirketimde süregiden sağlıksız iş yaşamımın hikayesi böyle.

Buradaki ticari başarısızlığıma karşın, birbirinden çok farklı alanlarda kapsamlı hayallerimle kurgularımın hayata geçebilen ufak bir bölümü bile, hem şirketimi hem yaşamımı hem çevremi kurtarmaya yetti. 

Hayatımda 6 şirket kuruluşu daha var. İkisi kendi başıma dördü ortaklarla. Biri satıldı, biri kapandı, biri derin uykuda. 
 
İlk kez İstanbul’da yapılan Avrupa Güzellik Yarışması’nın genel sanat yönetmenliği, ardından gelen şov projeleri, uygulamaları ve Birleşmiş Milletler’de 6 yıllık Unicef danışmanlığım, 2 yıl Monako Hükümeti’ne çalışmam ve son 15 yılda heykellerimin geliri gibi, burada hepsini saymayacağım ara işlerimin sağladığı kazançlarımın, zaman zaman da olsa, ortaya çıkan olağanüstü ekonomik katkıları ana firmamdaki hovardalıklarımın bedelini karşıladı ve de dibi delik kovamı bunlarla dolu tutabildim.

En iyi yaptığım işin hayata geçebilirliği ciddiyetle sınanmış hayaller kurmak olduğunu söyleyebilirim.
 
Sağlıklı bir zihinsel yaşam için akıl yürütmeyi içselleştirmeye gereksinmemiz var. Akıl yürütmenin en doyurucu beslenme kaynağı da hayallerimizdir.

Hayallerim bu sınavdan geçebilirse, içten içe büyür, yoğunlaşır ve bir çıkış kanalı yakaladığımda fışkırır ve şanslıysam akacağı bir kanal yakalanır.

Okullar hayal kurmayı öğretebilseydi hatta engellemeseydi en azından, farklı meslek yaşamlarımız olurdu. Eğer kendi adınıza puan toplamaktan, anıt dikmekten ibaret değilse mimarlığınız, tasarımcılığınız, sanatçılığınız, kararlarınızda direnmek ve geri adım atmamak, kendileri farkında olmasalar da kullanıcılar adına bir savaş ve savunmadır.
 
Hocalarımızı onların bizleri dinlediği sürece ve dinlediği kadar dinlemeliyiz. Herhangi bir sanat dalı öğrencisi ki mimarlık da bu gruba girer, kendini ifade özgürlüğünü öğrenim sürecinde koruyamamışsa iş yaşamında koruması oldukça zor olacaktır.
 
Zihinsel yaşamımın yaratıcı boyutunun sağlığını, akıl yürütme alışkanlığımı çocuk yaşımda edinmiş olmama, okul yaşamımdaki direncime ve meslek yaşamımda kurallarımı eğip bükmememe borçluyum. Haliç’de her ırktan arkadaşlarım ve ailelerinin hoşgörüsü karşılıklı saygı ve kendi ailemin mütevazi şartlarına karşın engin bağımsızlık ortamı benim en büyük şansımdır. 85’den bu yana algılamayla ilgili bilgi birikimimin kemikleştirdiği inançlarım var.
 
Her canlı için geçerli mi bilmem ama, bebeklerin iri iri açılmış gözlerinin beden dilindeki anlamı aşırı meraktır ve merak yaşama kurulan ilk köprüdür. Merak, akıl yürütmeyi tetikleyecek düzeye erişebildiğinde yaratıcılığı öğrenme süreci başlar. Eğer ailenin ve eğitim kurumlarının önüne öreceği duvarlar aşılabilirse bu süreç süre gidecektir ve bu kişi yaşamını hangi alanda sürdürecek olursa olsun yaratıcılık, yaşamını anlamlı dolayısıyla da sağlıklı kılacak en etkin enstrüman olacaktır. ■
 
webterra.com.ua/prodvijenie-sajta-kharkov/

ссылка yarema.ua

yarema.ua/tkani-dlya-shtor/shtory