Serdar İNAN

KP44
KP
© Filmprocenter®

Mimari ve İnşaat sektörü açısından 2014...
Öne çıkanlar, farklılıklar...
2015 için öngörüler...


2014’e dair...
2014’te radikal değişimler olmadı. Yabancıya satış arttı. Tüketici kanunu çıktı. İş kazaları oldu. Temeli olmayan hukuk düzenlemeleri getirildi. Aslında inşaat da bir sanayi olmasına rağmen inşaatı bırakıp sanayiye yönelme yaklaşımları oldu. Sanayiye yönelme Türkiye için çok kolay değil çünkü sanayiye yatkın bir millet değiliz. İngiliz politikacıdır, Fransız estetiktir, Japon ucuza mal eder; detaycıdır ve maliyeti geliştirir. Alman kaliteyi geliştirir. Alman pahalıya mal eder ama kaliteli yapar. Almanya’nın ihracatı 1,5 trilyon, Japonya’nın ihracatı 700 milyar dolar. 80 milyon Alman ve 120 milyon Japon var ama Almanya’nın ihracatı Japonya’nın iki katı. Genel özelliğine baktığınız zaman Türkiye kurucu bir millet. Türkiye’de köklü sanayi kurumlarımız çok az sayıda. Türkiye kurucu beyne sahip olduğu için inşaatta iyiyiz. Ama bir tasarım yapalım ve sürekli geliştirelim; her seferinde üstüne bir şey daha ekleyelim şeklinde bir sabrı Türk milleti gösteremiyor. Sanayide gelişebilmek için önce sanayi neslini oluşturmamız gerekiyor. Mevcut durumda, mutlaka bir yerde ciddiyetimizi ve hedefimizi kaybediyoruz. Türkiye’nin hammaddesi yok, teknolojisi yok, sanayisi yok, kısa vadede bunu üretemez. Sanayi de devamlılık istiyor. İnşaat öyle değil. İnşaatı yaparsınız, parayı kazanırsınız bir sonraki inşaata bakarsınız. İnşaat da kurma işi ve bizim yapımıza çok uygun. Kurumsal yapıyı oluşturmadan da başarıyı yakalayabilirsiniz.

İnşaat kalitemizin çok da iyi olduğunu söylemek mümkün değil. Biz iyi inşaatı yurt dışında yapıyoruz ne yazık ki. Malzemesi önceden belirlenmiş olarak projesini veriyorlar. Kontrolünü Amerikalılar, İngilizler yapıyor. Bizde kontrol mekanizmaları da zayıf. Kontrol edilmeyi de, kendimizi kontrol etmeyi de sevmiyoruz. Analitik düşünmüyoruz. Mantık kurgumuz, hedefimiz yok. Hedef olmadan sanayi yapılır mı? Sanayi için hammadde lazım, o da yok. Yani petrolü Arabistan’dan alacağız, demiri Amerika’dan veya Kanada’dan getireceğiz burada birleştireceğiz motor yapıp satacağız, öyle mi? Biz yapamıyoruz ama Japonya yapıyor. Daha uzak pazarlarda başarı kazanıyor. Sırf bunun nedenini anlamak için turistik amaçla Japonya’ya gittim. Havalimanında döviz bürosuna girdim. Görevli bir tabağa Japon yenlerini sıraladı. Tabağa baktığınızda hepsini aynı anda görüyorsunuz. Eksik fazla tartışması yok. Para bozdurma işlemi her yerde aynı şekilde gerçekleşti. Türkiye’de iki kasiyere aynı işlemi, aynı şekilde ve yaptıramazsınız. Türkiye’de bunu yaptıramadığınız için Toyota ile rekabet edemezsiniz. Toyota arabayı oluşturan her parçayı her seferinde doğru birleştirir. Çünkü o işi doğru yapmadığında kazaya neden olacağının bilinciyle hareket eder.

Türkiye’de 700 bin konut var satışa arz edilen. Nüfus yılda 250 bin artıyor. Bu da nüfus artışı kadar konut artışı var demek. Türkiye’de aslında konut fazlalığı yok da bazı bölgelerde fazlalık var. İhtiyaç olmayan tipte konut veya ihtiyaç olmayan bölgede konut üretilmiş olabilir. Konut stoğu açısından çok problemli bir durum yok. Zaten Türkiye’de konut stoğu yapacak kadar sermaye de yok. 100 bin konut fazlalığı, her biri 100 bin dolar olsa, toplam 10 milyar dolar eder. 10 milyar doları bulmak kolay değil ki! Yabancıların 2014 yatırımı 2,5 milyar dolar. Bu sene 5 milyar dolar olacağını tahmin ediyorum. Geçen senenin iki katını yakalamak önemli bir gelişme.

2015 için...
Şu an bir değişim geçiriyoruz. Bu değişim ciddi bir büyümeyi de beraberinde getiriyor. Bugünkü gücümüzün, diyelim ki 1 trilyon kadar hacmi var. Bu 3 trilyon dolarlara çıkacak. Nüfus 80-85 milyonlara çıkacak. Milli gelirler de 35 bin dolarlara çıkacak. Ciddi anlamda Avrupa’daki ülkelere yetişen bir konuma gelecek Türkiye. 2030’lara kadar çok büyüyecek. 2030’larda bir kırılma noktası yaşayacağımızı ve bu badireyi atlatacağımızı düşünüyorum. 2030’lardan sonra artık dünyada önemli rol sahibi olacak bir ülke olacağız bence. Şu anki gelişim hızımız 2030’a kadar büyümenin devam edeceğini gösteriyor. Yani Türkiye 12 senede 3 kat büyüdü. Bundan sonra 16 senede 3 kat daha büyüyeceğini düşünebiliriz. 2030’lu yıllarda bu büyüme diğerlerini ciddi anlamda rahatsız edecek. O zaman büyük devler Amerika, Avrupa’da Almanya, Hindistan, Brezilya daha iyi olacak Çin iyi olacak. Dünya daha çok güç eksenli bir hal alacak. Türkiye Doğu Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya; Hindistan, Çin kendi bölgesine hitap edecek. Ciddi anlamda bir gücün oluşmadığı bir bölge olarak Afrika kalıyor. Onun dışında tüm köşeler tutulmuş durumda. O yıllarda ciddi bir yarış olacağını düşünüyorum dünyada. Bu yarış sırasında Türkiye yerini sağlamlaştıracak.

2014’ü 450 milyon TL ciro ile kapattık. 2015’de hedefimiz 1 milyar ciro yapmak. Bunun dışında bugüne kadar hiç yapamadığımız boyutta bir projeye başlamak istiyoruz. Bu sene 7 tane yeni iş alacağız. 2014’te aldığımız 4 tane işe başlayacağız. İş kapasitemizi yükselteceğiz, personel yapımızı geliştireceğiz. Yeni personel istihdam edeceğiz. Yap-sat sektörü olarak zaten 20 tane ana oyuncu var Türkiye’de. İnşaat sektörü gelişimi için 7 faz var. 1. faz normal, basit inşaatlar. Müteahhitlik hizmetleri. 2. fazda site haline gelirsiniz. 1960’ın inşaatları 1. faz inşaatlardır. 1980’lerin site şekline dönen inşaatları 2. faz inşaatlardı. Şimdi 2. faz inşaatlar yapanlar da var, 1. faz inşaata devam edenler de. 3. faz inşaatlar; reklam, tanıtım faaliyetleri ile desteklenen ve site yapılaşmasını daha ileriye taşıyan inşaatlar. Türkiye’de inşaat sektörü 2004’ten sonra 3. faza geçebildi. 4. faza geçiş yeni başlıyor. 4. fazın 3 tane özelliği var: 1) İş kazası olmayan bir inşaat yapacaksınız. Tüm yapınızı ona göre hazırlayacaksınız. 2) Projede inşaat aşamasına geçtikten sonra hiçbir değişiklik yapmayacaksınız. Başta projeyi nasıl yaptıysanız aynı şekilde bitireceksiniz. Tasarım bitecek uygulama başlayacak. Bu da çok zor bir hedef. 3) Bir binayı bitirdiğinizde 1 ay deneme süresi olacak. Müşteriye anahtarı verdikten sonra inşaat sürecini de bitirmiş olacaksınız.

2015 için hedefim 4. faza geçmek. 4. faz dünyada uygulanıyor. İş kazası olmayan, içeride işçi kalmayan uygulamalar var ve gerçekten başarılı. Türkiye 3. fazda estetik değerlerde biraz ilerleme kaydetti. Yine de estetik açıdan başarılı binalar yapamadı. Oysa Selimiye sanki dün yapılmış gibi duruşunu koruyor ama İstanbul’da öyle bir yapı yok. Eskiden yoktu ama şu an estetik kaygı oluştu. Reklam, tanıtım, marka anlamında kaygılar da ortaya koyuldu ama ciddi bir marka oluşturulamadı. Ben Türkiye’de inşaat, yap-sat sektöründe, gayrimenkul sektöründe dünya ölçeğinde bir markadan bahsedemiyorum. Aslında dünya çapında inşaat alanında da tanınmış bir marka yok. Genelde her ülke kendi coğrafyasında çalışıyor. Toronto’da Dubai’de çok güzel inşaatlar ve şirketler var ama yöresel bazdalar. Dünya çapında enternasyonal firmalar yok. Marka mimarlar var ama marka inşaat şirketleri yok. Belki de bu dönem oluşacak dünya çapında. Dünyada uluslararası gayrimenkul alım satımı artıyor. 1 Trilyon Dolar Turizm cirosu yanında 1 Trilyon dolar da yabancıya gayrimenkul satış cirosu var. 2015’te bir takım değişimler olacağını düşünüyorum. En önemli değişim unsuru olarak yabancıları görüyorum. Türkiye’de çok fazla yabancının yaşamasını ve entegrasyonunu önemsiyorum.

Kullanıcı beklentileri, istekleri çok değişti. Biz babamın döneminde inşaat sektörüne girdik. Bu inşaatlar 1. ve 2. fazı kapsıyor. Müşteri memnuniyeti o dönemlerde 0 idi. Şimdi 3. fazı bitiriyoruz. Eskiye göre çok daha fazla ve uzman kadro çalıştırıyoruz. Peyzaj mühendisi, mekanik, elektronik mühendisi, bir sürü danışmanlarla çalışıyoruz ama müşteri memnuniyetinde o dönemin memnuniyetini yakalayamıyoruz. Çünkü beklentiler çok değişti. Müşteri memnuniyeti sektörün önünde gidiyor.

80’lerde Özal dönemi Türkiye’yi Avrupa’ya açtı. Avrupa’daki kaliteyi gördük. Bu kalite, müşterinin beklentisini ev konusunda da yükseltiyor ama bu evi yapacak olan patron da çalıştırdığı kadrolar da, malzeme tedarik edenler de daha bu noktaya gelememiş durumda. Herkes para kazanma derdinde. Örneğin; bu cepheyi şu şekilde yapalım da rüzgar içeri girmesin diyen yok henüz. Alman 2 sene planlıyor, 3. sene inşaata başlıyor. Biz Türkiye’de 3 ay planlayıp 3 senede bitiriyoruz.

Benim 2070’e kadar hedeflerim var. Hedef kavramı Türk insanının kafasında net değil. Tüketici tarafında da benzer bir durum var. Öğrencilere bakarsak tablo değişmiyor. Örneğin; her yıl 11 bin inşaat mühendisi mezun oluyor. Hedeflerini sorduğumda, kurumsal bir şirkette proje müdürü olmak şeklinde açıklıyorlar. İnşaat sektöründe kurumsal şirket sayısını ve mezun adedini düşünürsek böyle bir düşüncenin zaten hedef olamayacağı çok net olarak görünüyor. Başarı açısından hedefi doğru belirlemenin önemi çok açık.
www.best-products.reviews

eurobud.com.ua/bitumnaya-cherepitsa-shinglas-flamenko/

Вы можете buysteroids.in.ua в любом городе.