Tempo

KP42
Özgül ATAY

Müziği tanımlayan ‘es’ler hep peşinden koşarak yetişmeye çalıştığımız ama hep yetişemeden bir sonraki zaman dilimine ışınlandığımız, arada durduğumuzda en iyi koşulda yarı yarıya kontrol edebildiğimiz zamanın içinde kendi müziğimizi tanımlamamıza olanak sağlayan ‘es’lerle uyumlu. Bir ‘es’ verdik ve sonra birden daha hızlı çalınması gereken bir parçanın sırası gelmiş gibi yeniden koşma çabasındayız. Hayatımızı tanımlayan, benzetmelerle her daim yanımızda olan müzik şimdi temposu yüksek, enstrümanı çok bir ‘allegro’ yoksa ‘allegro moderato’ mu bilinmez ama görkemli, dingin belki biraz içe dönük olarak hüzünlü ‘adagio’ geride kaldı. Yoksa ilerleyen zamanda yine mi karşımızda olacak? Bilinmez.

Temponun vazgeçilmezi kent başrolde. Orta Asya steplerinden ve çocukluk hayallerinin masal ülkesinden zamanı dondurup temposuna geri dönen Mehpare Evrenol ile bilinen kültürlerin çıkış noktası Özbekistan’a tempoyu yavaşlatmaya gidiyoruz. Müziği olmayan belki de kendi ritminden müziğe ihtiyaç duymayan bir coğrafyadan yoğun ama yalın, incelikli ama sade, görkemli ama ezici olmayan tınıları yanımıza alarak dönüyoruz.

A Tasarım geleneksel gezisini geleneksel Ekip Özel bölümümüzde bu kez Venedik ve ilk kez kalıcı yer edindiğimiz Venedik Tasarım Bienali üzerinden yorumluyor. Eğrisel formlarıyla kendi müziğini kaygısızca dile getiren Haydar Aliyev Merkezi’ni Zaha Hadid anlatıyor. Başroldeki kente müzik ve sanatla iç içe olan Viyana, Barış Çokcan’ın anlatımıyla eşlik ediyor. Sevil’in şemsiyesi de en az Haydar Aliyev merkezi kadar kayıtsızca başka bir telden çalıyor. Ümran Topçu’nun yorumuyla da yaydığı müzik yeniden icra ediliyor.

Sadece müziğin değil konforun keyfini yaşatan akustik diğer ana karakter. O başka bir dünyadan. Görmeyeli sesi daha iyi yorumlamaya aracılık eden yeni kılıklar edinmiş kendine. Sadece iç değil dış konforun da kahrmanı olarak daha iyi tanımaya çalışırken rehberimiz Haydar Aliyev Merkezi’nin eğrisel yapısıyla da akustiği buluşturan Mezzo Stüdyo.

Diğer tarafta yavaş kenti anlamaya çalışıyoruz örnekler üzerinden. Acaba metropolleri ne zaman rehabilite etmeye başlayacak ya da böyle bir şey gerçekten mümkün olabilir mi sorusuyla birlikte. Trend, kalabalıkla gelen yaratıcılığın kapısını aralıyor. Bu sayının içeriğini müzikle iç içe geçen adeta notalar gibi birlikte yakalayan ve ‘Tempo’yu bizimle birlikte açıklayan, tanımlayan, seslendiren ve besteleyenlerle sunuyoruz.

Birisi ruhumuzu besleyen, diğeri barındıran iki unsuru Goethe birleştiriyor. “Mimari donmuş müziktir.” sözünün aslında ona ait olmadığını alıntılama yapıldığını Aforizmalar kitabı ile bir kez daha anımsarken konuyu biraz daha açması için sözü yine ona bırakmak en iyisi:

“Tınılar yitip gider ama armoni kalır. Böylesi bir şehrin sakinleri sonsuz melodiler içinde yürür ve dokur. Akıl düşmez, hareket uyuklamaz, göz kulağın fonksiyonunu, bedelini ve sorumluluğunu üstlenir ve halk en sıradan günde dahi, fikri bir hal içindedir. Düşünmeden, kaynağı sorgulamadan, en yüce ahlaki ve dini lezzetten almış olurlar.” 

Keyifle dinlemeniz için karşınızdayız.
Saygılarımla,

В интеренете нашел полезный сайт , он описывает в статьях про купить диплом бакалавра http://ry-diploma.com/
biceps-ua.com/biotech-l-carnitine-100-000-liquid-500-ml.html

Уникальный текст