WAF 2017 İzlenimler

KP56
KP


World Architecture Festival 2017

İzlenimler…

Planlananlar, gerçekleşenler...

WAF’ın 10. yıl dönümünü, önümüzdeki on yıl boyunca mimarların karşı karşıya kalacakları on temel zorluğu düşünerek vurgulamak istedik. WAFX Ödülleri adı altında, bu on zorluğa örnek niteliğinde yeni bir ödül seti tanıtmanın iyi bir yol olacağına karar verdik. Mimarları bu ödüllere katılmaya mecbur bırakmak istemedik, bu yüzden kısa liste olarak “Gelecek Proje” katılımlarına baktık ve bir dizi kategori birincisi ve bir de genel kazanan belirledik. Sonuçlardan çok memnun kaldık ve gelecekte bu ödül törenlerine devam etmeyi planlıyoruz.

Expectations, facts...

We wanted to mark our tenth anniversary by thinking about 10 key challenges facing architects over the next decade. We decided that a good way to do this would be to introduce a new set of awards, the WAFX Awards, which would identify projects which look at the ten challenges in an exemplary way. We did not want to charge architects to enter these awards, so we looked at the shortlisted Future Project entries and picked a series of category winners, an overall winner. We were very pleased with the results and plan to continue these awards in the future.

Hedefler, planlar...

2018’de WAF, Amsterdam’da gerçekleşecek. WAFX Ödül Programı tekrarlanacak ve buna ek olarak, festival gerçekleşmeden önce ilan edilen tüm kazananları; fikirlerini sahnede sunmak üzere davet edeceğiz. Bunun programımıza pozitif bir katkısı olacağını düşünüyoruz.
Bunların yanı sıra, WAFX Ödülleri için belirli konularla ilgilenen programlara fon sağlayacak WAF Araştırma Ödülleri’ni başlatıyoruz. İlk fon, binalarda ya da yapılandırılmış çevrede bulunan bazı su elementlerini araştırmak için Grohe tarafından sağlanacak. Umuyoruz ki, diğer şirketler düşünce liderliğine olan ilgileriyle bu girişimin bir parçası olmak ister.

Aims, plans...

In 2018, we will move the festival to Amsterdam. We will repeat the WAFX Awards programme, and in addition will invite all the winners, who are announced before the festival takes place, to present their ideas on-stage. We feel this will provide an additional and useful element to our programme.
In addition, we are launching the WAF Research Awards, which will offer funding to programmes looking at the issues identified for the WAFX awards. The first piece of funding is being provided by Grohe, for research into some element of water in buildings or the built environment. We are hoping that other companies will wish to take part in this initiative to show their interest in thoguht leadership.
Paul FINCH
WAF 2017 Program Direktörü
 
 
 
COMPLETED BUILDINGS
ARCAID IMAGES ARCHITECTURAL PHOTOGRAPHY AWARD Winner
Swimming Pool, New Campus of Tianjin University, China
Architect: Atelier Li Xinggang
Photographer: Terrence Zhang

Projenin öne çıkan özellikleri...

Dramatik ışık, projemin öne çıkmasını sağlayan en önemli faktör. Kariyerim boyunca çok nadir karşılaşabileceğim bir durum. Kazanan fotoğrafım “Yüzme Havuzu”, büyük bir mücadele sonucunda ortaya çıkmış bir çalışma. 2016 yılı kışında jimnastik salonunu fotoğraflamak için Tianjin Üniversitesi’ne gittim. Dışarıda hava sıcaklığı en az 0 dereceyken iç mekân sıcaktı, 20 derecenin üzerindeydi. Açık hava ve kapalı alanlar arasındaki sıcaklık farkı kameramı su buharıyla kapladı; o an kameramın bozulduğuna dair bir endişe içerisindeydim. Ancak yarım saat geçtikten sonra kamera tekrar çalıştı, bu konuda çok şanslıydım çünkü odada %90’ın üzerinde nem oranı vardı. İşte tam bu sırada eşsiz ışık hüzmeleri kendini gösterdi. Fotoğrafı pek beklenmedik bir ortamda yakaladım. Işık, havuzun diğer üç tarafında açığa çıkmadı. Daha önce hiç böyle bir şey görmedim ve gelecekte de görebileceğimi sanmıyorum.
Mimari fotoğrafçılık söz konusuysa, çalışmalarımız çoğunlukla gerçeği kaydediyor. Sadece kusursuz bir mimari, dramatik ışık ya da sıra dışı hava şartları farklılık gösteriyor ve sürpriz olan sıradan hayatın içerisinde daha fazlasını bulabilmek ve bunu sunabilmek. Sonuç olarak, bu fotoğrafa bakıldığında mimariyi, peyzajı, tarihi, hafızayı, duyguları; her birey için birbirinden farklı konularda, farklı duygular uyandıracağını söyleyebilirim.

Prominent features of the project...

The dramatic light is the most important feature differentiated from other projects. It’s very rare in my whole career. The winning photograph, the swimming pool, was a big challenge. It was in winter 2016 when I travelled to Tianjin University to photograph the gymnasium. The outdoor temperature was at least zero degrees, indoor was warm and over 20 degrees. The temperature difference between outdoor and indoor covered my camera in water steam and I was worried that it had ruined my camera, but just over half an hour later, the camera was working again, which was lucky because with over 90% humidity in the room, the fantastic volume of light revealed itself. I just captured it in an unexcepted environment, the light does not reveal in the other 3 sides of the pool. I never see something like it before and hardly will see something familiar in the future.

Architecture photographer, our work is mostly recording the fact. Only excellent architecture or dramatic light or special weather make things different, and that’s surprise, to find out and deliver more in ordinary life. Above all, I can say watching the photo will bring up architecture, landscape, history, memory, feelings, more different things for every individual, way beyond space itself.
Terrence ZHANG

 
 
COMPLETED BUILDINGS
PRODUCTION, ENERGY & RECYCLING Winner
The Farm of 38° 30°, Afyonkarahisar, Turkey
Architects: Slash Architects & Arkizon Architects

Projenin öne çıkan özellikleri...

WAF’ta “Üretim, Enerji ve Geri Dönüşüm” kategorisinde yer alan projemizin yapısal kurgusunun fonksiyonel temellere dayanması ve “klasik fabrika” tipolojisine yeni bir yorum getirmesinin jürinin değerlendirmesinde ciddi rol oynadığını söyleyebiliriz. Jürinin değerlendirmesini kendi ağızlarından duyma fırsatımız da olduğu için rahatça söyleyebiliriz ki proje her anlamda (kesit, plan, işleyiş…) son derece tutarlı bulundu. Tesadüfi olmaktan uzak formel kararların kendi içindeki tamamlayıcılığı ve mekânsal özelliklerin işlevsel karşılıkları yapının takdir görmesini sağladı. Ayrıca bir peynir fabrikası olmanın yanı sıra, içinde barındırdığı avlu ve üretimin izlenebilmesi için sunulan imkan ile yapının bir çeşit peynir müzesine dönüşüyor olması mimar olarak bizlerin projeye kattığı katma değer olarak nitelendirildi.

Öte yandan Afyon’un sakin ve sessiz bir köyünde, inek çiftliğinin yanı başında yer alan bu peynir fabrikası Türkiye’nin kırsal bölgelerinde dahi bu tip girişimlerin ve mimari anlamda güncel yapıların bulunabileceğini örnekledi. Kırsal bir bölgede yer alan bu yapının bir yandan sıra dışı bir planimetresi ve kurgusu varken bir yandan da son derece alçak gönüllü olması dikkati çekti. Arsaya yerleşimi, kesitteki alçalma tavrı ve seçilen yerel malzemelerin çevresi ile bütünlük içerisinde var olması yapının etrafı ile bütünleşmesini mümkün kıldı. Tüm bu özelliklerin bir araya gelmesi, WAF jürisinin göz önünde bulundurduğu yapı değerlendirme kriterlerini her yönü ile destekledi. Sanırım bu sayede diğer projelerden ayrıştı. Jürinin diğer projelerden ayrışması ile ilgili bir başka yorumu da net ve basit bir şemanın nasıl olup da her anlamda çalışır bir yapıya dönüştüğünü örnekliyor olmasıydı.
Emin BALKIŞ
ARKIZON ARCHITECTS
İpek BAYCAN & Şule ERTÜRK GAUCHER
SLASH ARCHITECTS
 
 
 
FUTURE PROJECT
WAFX SMART CITIES Winner
Media City, Istanbul, Turkey
Architect: GAD Architecture

Projenin öne çıkan özellikleri...

Doğal kaynakları geri dönüşümlü kullanmaya yönelik planıyla İstanbul’da sürdürülebilir mimari örneği olacak yapı, bünyesinde çeşitli etkinlik ve yaşam alanlarına sahip. Akıllı Enerji ve Su Atık Yönetim Sistemi, akıllı kaynak üretimi ve yeniden kullanım imkanı sunuyor. Medya Kent, temiz enerjiyi üreten teknolojileri kullanarak enerji tasarruflu bir yaşam tarzını benimsiyor. Güneş panelleri ve rüzgar türbinleri, doğal enerji kullanımına büyük katkı sağlarken konutlar yüksek verimli, düşük tüketimli aydınlatma ve cihazlara sahip. Su geri dönüşümü olarak yağmur suyu kullanılabilen proje, büyük şehre çözüm sunan yeşil mimari örneklerinden.

İzlenimler...

WAF, kısa süre için önemli yol kat etti, gelişti ve giderek en önemli etkinliklerden biri haline geldi. Hatta en iyisi diyebilirim. Biz bir süredir hem destek veriyoruz hem de çeşitli etkinliklere katılıyoruz. Eğer konuya uygun bir kategori ortaya çıkarsa projelerimizle de dahil oluyoruz. Bu yıl bir tane daha ödül kazandık. Böylece, Türkiye’den toplam dört mimarlık ofisi ödül aldı. Buraya katıldıkça hem Türk mimarlığı hem de dünya mimarlığı için güzel tartışmalar ortaya çıkıyor. Değişik üretimleri olan ama henüz yeterince inovatif bulmadığımız katılımlar söz konusu. Örneğin; priz, anahtar gibi materyaller burada görmek istediğimiz şeyler değil. Mümkünse mimari tarafından şekillendirilebilecek malzemeler ve bunları üreten firmalar yer almalı. İnovatif ürünler bu dokuya kesinlikle çok daha uygun. WAF’ta gücü olan firmalar üzerinde durmaktan ziyade inovasyon odaklı firmalar daha faydalı bana kalırsa.

WAF aynı anda birçok bölüme alan açıyor. Bu konuda katılımcıları bir ön elemeye tabi tutmak doğru olabilir. İnsanların derlenip toplanabileceği, takip edebileceği bir etkinlik haline dönüşebilir. Ben umutluyum. Daha da iyi ve başarılı olacağını düşünüyorum.
WAF seneye Amsterdam’da olacak. Organizasyon iki senede bir, üç senede bir şehir değiştirdi. Daha öncesinde Singapur’da ve Barselona’daydı. İki yıldır Berlin’de. İstanbul da listede; ama İstanbul için Amsterdam’dan sonra belki bir fırsat çıkabilir. Bu etkinlikleri İstanbul’da da görmek iyi olur. Mimarlar; İstanbul’u merak ediyor, görmek istiyor.
 
Gökhan AVCIOĞLU
GAD Architecture
 
 
 
FUTURE PROJECTS LEISURE LED DEVELOPMENT Winner
Bodrum Loft, Bodrum, Turkey
Architect: Tabanlioglu Architects

Projenin öne çıkan özellikleri...

Tabanlıoğlu Mimarlık olarak, WAF’ta dinlence kategorisinde ödül aldık. Bugüne kadar Bodrum’da üç-dört proje hayata geçirdik. Bir projemizin inşası halen sürmekte. Son projemize başlarken müşterimize, Bodrum’da bir şey yapacaksak hiçbir ağaca zarar vermeden, Bodrum’a en uygun çizgide olacağı sözünü verdik. Çünkü biz o yapının önünde denize giriyoruz, sevdiklerimizle vakit geçiriyoruz.
WAF’tan çıkan sonuç gösteriyor ki jürideki mimarlar da bunu anladı. Tabiata uygun, hem o coğrafyadaki insanların, orada yaşayanların ve hatta görenlerin dahi daha kaliteli hayat yaşayabilmesini hedefleyen bir proje. Bu nedenle önemli.

İzlenimler...

WAF’a senelerdir katılıyoruz. Genç mimarlar için çok faydalı bir organizasyon. Bürodan her sene altı-yedi kişiyi beraberimizde getiriyoruz. Böylelikle diğer ülkelerden gelen mimarlarla görüşme fırsatı buluyorlar. Burada mimarların rakipleriyle görüşmesi, onları yakından tanıması ve projelerini anlatması etkinliğin en önemli yanlarından biri. Ben de WAF jürisinde yer aldım ve bunların hepsi birer tecrübe.
Organizasyonun eksik yanı da var elbette. Bunu konuştuğum tüm mimarlarda gözlemledim. O da; buraya katılan öğrenci sayısının çok az olması. Keşke daha çok öğrenci gelip buradaki çalışmalardan haberdar olup feyz alabilse. Gençlere ilham olmak güzel olurdu.
Birden fazla projeyle finalist olmak konusuna gelecek olursak; tabii bu bizim inisiyatifimizde değil. Biz arkadaşlarla “Hangi projeleri yollayalım?” diye düşünüyoruz. Belki de ilk defa dünyaya açılmanın yollarını deniyoruz. Gönderdiğimiz projelerin çoğu finale kaldı. Hatta biri ödül aldı. Bu güzel bir şey.
 
Murat TABANLIOĞLU
TABANLIOĞLU MİMARLIK
 
 
 
FUTURE PROJECT
WAFX CLIMATE, ENERGY & CARBON
WAFX 2017 PRIZE Winner
The Hydroelectric Canal
Architect: Paul Lukez Architecture

Projenin öne çıkan özellikleri...

Projemizin, önümüzdeki on yıl içinde mimarlık sektörü tarafından ele alınması gereken önemli temaları ve fikirleri ortaya koyan, WAFX’te belirtilen birçok hedefi somutlaştırdığı söylendi. Bunun yanında, kullandığımız materyallerin (derinlik ve içerik açısından) daha geniş kitlelerin dikkatini çekmesi ve üzerinde tartışılması gereken bir dizi tasarım çözümü (yenilenebilir teknolojiler, ekolojik sorunlar ve yaşanabilir kalkınma modelleri kullanarak kentsel tasarımlara entegre) olduğundan bahsedildi. Değerli jüri ve WAF 2017 tarafından büyük beğeni toplayan Hydroelectric Canal’ı, bir kentsel bölge için sunuyor olmaktan onur duyuyoruz.

Prominent features of the project...

We were told that our project embodied many of the goals set forth in WAF’s Manifesto X, which laid out important themes and ideas that Architecture must address in the next ten years. In addition, we were told by the jurors that the materials we submitted (and their depth and content) made a strong case for why a set of design solutions (which integrated renewable technologies, ecological issues, and urban design using viable development models) was worthy of further discussion and attention by a broader audience. We were honored to have our proposal for an Urban District with an integrated Hydroelectric Canal recognized by the esteemed jury and festival at large.

İzlenimler...

WAF Ödülleri’nin finalisti olarak seçildiğimizi öğrenmek bizim için büyük bir heyecandı, WAFX Ödülü’nü kazanmak ise daha büyük bir heyecan. Berlin’de, özellikle diğer yarışmacılar tarafından sunulan eşsiz projeler arasından seçildiğimizde bu ödülün öneminin tam olarak farkına vardık. WAF’ta sergilenen projelerin kalitesi, genel olarak çok başarılı. Bu denli zengin bir proje yelpazesi görmek güzel. Projelerin birçoğu uzmanlık alanının eteklerinde; ancak özellikle Avrupa-Amerika ekseni dışındaki pazarlarla ilişkili olmaları, sektöre yepyeni bir soluk vadediyor. Motivasyonlarımızı birbiriyle buluşturan ortak bir niyetle; mimarlığın halkı nasıl temsil edebileceği ve neler sunabileceğinin farkındalığıyla projeler ve tanıştığım insanlar, aynı şekilde jüri üyeleri ve yarışmacılar ilham kaynağı oldu.

Sonuç olarak tasarımımız sayesinde, hedeflerimizin yapı dünyasında gerçekleşmesi üzerine çeşitli yollar ararken; ödülün verdiği güven, projemize (ve firmamıza) bu prestijli onaylanma sürecinden yararlanma fırsatı sunuyor. Özetle, bu ödül programına katılmanın mesleki kariyerimin en tatmin edici deneyimleri arasına girdiğini söyleyebilirim.

Impressions...

It was a great thrill to learn that we were selected as finalists for the WAF Awards, and even a greater thrill to have won the WAFX Award. It was only when we attended the WAF in Berlin that we fully understood the importance of this award, especially given the extraordinary range of projects submitted by other contestants. The quality of the submissions exhibited at the WAF was strong across the board. It was refreshing to see such a rich range of projects. Many of the projects inhabit the fringes of the profession, yet hold great promise in defining new directions in the field, especially as it relates to markets outside the Euro-American axis. I was inspired by the projects and the people whom I met, jurors and contestants alike, knowing that there were shared intentions connecting our motivations for what architecture could represent and offer to the public. Finally, the credence granted by this award offers this project (and our firm) an opportunity to leverage this prestigious endorsement as we seek to find ways to implement our proposal’s goals in the built environment.
 
Paul LUKEZ
PAUL LUKEZ ARCHITECTURE
 

COMPLETED BUILDINGS INSIDE
CREATIVE RE-USE Finalist
Studio Loft, Izmir, Turkey
Architects: ZAAS & Yerce Architecture

Projenin öne çıkan özellikleri...

Yerce Mimarlık ve ZAAS olarak WAF 2017’de finale kalan projemiz Studio Loft. Kategorimiz ise “Inside” bölümünde “Creative Re-Use / Yaratıcı Yeniden Kullanım”. Bu kategori, ölçek gözetmeksizin mevcut bir mekânın yaratıcı çözümlerle, yeniden, farklı bir amaç doğrultusunda kullanımına yönelik geliştirilmiş nitelikli projeleri ön plana çıkarmayı amaçlayan bir kategori.

Projemiz İzmir’de yer alıyor ve standart denebilecek bir apartmanın ilk iki katının; bir fotoğraf sanatçısının yaşam, çalışma ve sergileme alanına dönüşümünü içeriyor. Daha önceden konut kullanımına yönelik inşa edilmiş ve kullanılmış bu mekânda, çalışma-sergileme-yaşama gibi birbirinden ayrı görünen işlevler bir arada bir denge içinde var olabiliyor. Bu alan yeri gelince bir fotoğraf stüdyosu, yeri geldiğinde fotoğraf sanatçısının özel yaşam alanı, yeri geldiğinde de sergi mekânına dönüşebiliyor. Bu esnekliği gösterirken de fonksiyonların gerektirdiği mahremiyeti ya da kamusallığı gereken ölçüde sağlayabiliyor. Ayrıca kullanıcı-mimar iş birliği ile çok titiz bir tasarım sürecinin sonucunda iyi mekân kurgusu ve iyi uygulanmış detaylara ulaşmayı hedefledik. Bu anlamda jüriden çok olumlu geri bildirimler aldık. Mekâna dair “Neydi, ne oldu” kısmını iyi aktarabildiğimizi düşünüyoruz. Jürinin dikkatini çeken bir diğer unsurun, bu alanın zemin katının sergi alanına dönüşebilmesi özelliği ile şehre sunduğu katkı olduğunu düşünüyoruz. Bu proje ile Alsancak’ın göbeğinde, sanatçılara işlerini sergileyebilecekleri yeni bir galeri alanı da sunulmuş oldu. Proje bir fotoğraf stüdyosu ve yaşam alanı olmanın ötesine geçti. Bütçenin kısıtlılığına rağmen, fonksiyonlar da mekânla birlikte evirildi. Ortaya hem kullanıcısını mutlu eden hem de şehre katkı sunabilen bir mekân çıktı diyebiliriz.
Kategorimizde ödül kazanan proje, dünyaca ünlü Neri & Hu tarafından gerçekleştirilmiş, geniş bir ekibin emeğiyle işverenin de vizyonu ile birleşmiş etkili bir proje idi.

İzlenimler...

WAF çatısı altında, dünyanın farklı coğrafyalarında nitelikli işler ortaya koymak için çabalayan mimarlarla bir araya gelmek heyecan vericiydi. Kim, nerede, ne şartlarda, neler yapıyor / yapabiliyor ne konularda zorlanıyor, görmek ve tartışmak adına maliyetli olsa da iyi bir platform. Sağladığı görünürlük sayesinde uluslararası bir platformda daha çok kişiye ulaşma imkanı tanıyor. Nitelikli mimariyi ön plana çıkarmak isteyen, tartışmaya açan, mimarlar-kullanıcılar-işverenler-üreticiler arasında iletişimi kuvvetlendirmeyi amaçlayan bir organizasyon WAF. Bu tür platformlarda etkileşim içinde olmaya devam etmeyi hedefliyoruz.
 
Ayça TAYLAN & Zeynep ŞANKAYNAĞI
ZAAS
Nail Egemen YERCE
YERCE MİMARLIK
 

COMPLETED BUILDINGS
SCHOOLS Finalist
Bahriye Ucok Kindergarten,
Istanbul, Turkey
Architect: Dilekci Architects

Projenin öne çıkan özellikleri...

Çocuk hayal dünyasını genişleten form algısı ve İstanbul gibi kent içi boşlukların yeni rant alanlarına dönüştüğü İstanbul gibi metropollerde ekolojik kriterlerle tasarlanmış anaokulu projesinin, kentin en önemli yerinde hayat bulması ilgi çekici bir durum yarattığını düşünüyorum. Çocuklar, projenin olduğu Kozyatağı bölgesinde, 15-20 katlı apartmanların gölgesinde, binaların kendisini belki hiçbir şekilde göremedikleri, hatta kaldırım taşlarının yüksekliğinde adım atamadıkları bir kentsel doku içinde yürüyerek bu okula geliyorlar. Karşılaştıkları şey, gelirken tecrübe ettiklerine zıt, tamamen kendi ölçeklerinde, topraktan aldığını çatısında kullanarak, aldığını vermeyi hedefleyen bir okul yapısı… Özgürlük veren, algı dünyasına göre şekillenmiş derslikleri, içerideki ve açık oyun alanlarından oluşan bir anaokulu.

Ödül alan Doğu Sydney ELC (Andrew Burges Architects) projesinin, kent içinde yeniden kullanım imkanı yaratan bir dönüşüm projesi olması, konuyu ilgi çekici başka bir alana çekiyor. Eskinin içinde küçük müdahalelerle farklı bir mekân yaratması ve iç-dış mekân sürekliliğinin sağlanması gibi konular yönünden başarılı bulundu. Ben de başarılı bir proje olduğunu düşünüyorum.
Her şeyiyle ticari bir organizasyon olmasının, içimde rencide edici bir durum yaratmasına ve kendime bile ikna edemediğim ödüllendirme stratejilerinin varlığına rağmen, maalesef bugün dünyanın farklı köşelerindeki ofisleri ve projeleri, yapıları mimari bir platformda entelektüel anlamda tartışma imkanı sunan önemli bir yarışma haline geldiğini söylemek zorundayım. Türk mimari gruplarının payının da bu hale gelmesinde önemli bir payı olduğunu söyleyebiliriz.
Ben 2008’den bugüne 3 defa katıldım. Her 3 katılımımda da projelerim finalist oldu. Ancak temelde konu kategorilerinin çeşitlenmesinin ötesinde ölçek ve boyut kriterlerinin değerlendirmede yoksunluğu önemli bir sıkıntı yaratıyor. Örneğin ben 2012 yılında Buyaka ile “alışveriş merkezi” kategorisinde finalist olduğumda ki bence “mixeduse” kategorisi olmalıydı; alışveriş merkezleri kategorisinde birinci bir 3000 m²’lik bir “departmant store” oldu. Bu sene de “schools” kategorisinde üniversite yapısı da anaokulu da “schools” başlığı altında değerlendirildi. 
Başka bir konu da her ne kadar jürinin işinin zor olmasına rağmen, bir takım jüri profillerinin yetersizliği, konulara ait önceden yetersiz çalışmaları ve son dakikada eklenip finalist ilan edilen projelerin, değerlendirme süreçleri ile ilgili katılımcılar nezdinde önemli soru işaretleri yarattığı düşüncesindeyim.
 
Durmuş DİLEKCİ
DDA
 
FUTURE PROJECTS LANDSCAPE Finalist
Bostanlı Footbridge & Sunset Lounge, Izmir, Turkey
Architect: Studio Evren Başbuğ Architects
COMPLETED BUILDINGS
LANDSCAPE & CIVIC AND COMMUNITY Finalist
Bostanlı Sea Square, Izmir, Turkey
Architect: Studio Evren Başbuğ Architects

Projenin öne çıkan özellikleri...

WAF 2017'de iki kategoride (Civic&Community ve Landscape) olmak üzere, iki farklı projeyle finalde yarıştık. İzmir Kıyı Tasarım Projesi (İzmirDeniz) kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi için ürettiğimiz biri uygulanmış, diğeri proje aşamasındaki iki kamusal alan önerisinin ortak noktası ve belki öne çıkabilecek özellikleri, metropolitan bir kent kıyısı için yarattıkları / yaratacakları kullanım potansiyelleri olabilir herhalde. 'Bostanlı Yaya Köprüsü ve Gün Batımı Terası', zaten geçtiğimiz aylarda uluslararası mimarlık medyasında bu anlamda adından bolca söz ettiren bir uygulama olmuştu. 'Bostanlı Deniz Meydanı' projesi ise ilk kez uluslararası arenada görücüye çıktı denebilir.

'Gün Batımı Terası'nın, hayattan keyif almayı odağına alan 'İzmirli' bir yaşam biçimine işaret edercesine, oldukça basit bir temel fikir etrafında şekillenen kentsel bir odak yarattığını söyleyebilirim. Burada bence önemli olan şey projenin vadettiği gündelik deneyimin yerel kullanıcı tarafından iştahla kabul edilerek ciddi biçimde sahiplenilmesidir. Bugün alan, yaz-kış demeden çok yoğun biçimde, tam da öngördüğümüz biçimde kullanılıyor. Bu, tasarımcı olarak bizi hem mutlu eden hem de kamusal alan tasarımının omuzlarımıza yüklediği sorumluluğu ve baskıyı bir nebze olsun hafifleten bir durum.

Chad Oppenheim'ın üyesi olduğu 'Civic & Community' jürisi için, yerel yönetimin bu tip büyük ölçekli bir projeyi ele alma / elde etme yöntemi ve sonuçta mikro düzeyde de olsa ulaşılan pozitif nokta ilgi çekiciydi diyebilirim. Bu kategoride uygulanmış yapılarla yarıştığımız için zaten pek beklentimiz yoktu. Kazanan projeler bu anlamda oldukça nitelikli uygulamalar. Charles Jencks'in üyesi olduğu 'Landscape' jürisi için ise sanıyorum konseptten uygulama aşamasına kadar sürdürmeye çalıştığımız kavramsal yaklaşım ve bunun sonucunda kent mekânında, kentli kullanıcı için yaratılan kamusallık dikkat çekici oldu. Bu kategoride dünyaca ünlü firma Turenscape'in çok iyi bir projesine karşı kaybettik. Mutsuz değiliz.

İzlenimler...

Biz WAF'a bu yıl 3. kez katıldık. Daha önce 2012'de 'Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi' ve 2013'de 'MEB Milas Eğitim Kampüsü' projelerimizle yine finalist olarak Singapur'da kategori jürilerine sunuş yapmıştık. WAF'ın son yıllarda biraz daha ticari boyutuyla öne çıktığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Proje ve üretim odaklı bir festivalden, ticari odaklı bir etkinliğe doğru kaymaya başladığını hissediyorum. Bu biraz rahatsızlık verici açıkçası. Ana holdeki proje sergisinin yerini yapı malzemesi firmalarının açtıkları stantların almış olması bunun en büyük göstergesi belki de. Proje gönderim ve festival katılım ücretleri, lojistik masraflar ile birleşince bizim gibi küçük ölçekli ofisler için pek altından kalkılabilecek bütçeler oluşturmuyorlar. Biz de haliyle ofislerin büyük çoğunluğu gibi olabildiğince işveren sponsorluğunda yürütmeye çalışıyoruz bu işleri. Tam anlamıyla şeffaf ve ideal olduğunu söyleyemem ama genel itibariyle seçim kriterlerinde ve değerlendirme yönteminde bir sorun görmüyorum. Zaten biz ödül kazanma odaklı bakmıyoruz meseleye. Finale kalmak bile, eğer kullanırsanız sizin için iyi bir halkla ilişkiler potansiyeli sunuyor.

Tüm bu bahsettiğim arızalarına rağmen, yine de bu uluslararası ortamda yer almanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu kadar bağlantılı bir çağda küçük yerel dünyalarımızda oturup kapalı çevrelerimizde yapamayız artık işlerimizi. Böyle düşünmek için ille de dünyanın başka yerlerinde işler alan, yapan büyük ölçekli bir firma olmak gerekmiyor. İzmir'de ya da daha sapa bir konumda tasarım yaparken de bu küresel sorumluluğu ve baskıyı hissetmemiz gerektiğini düşünüyorum. Artık her yapılan, her an göz önünde. Tasarımcı olarak bundan kaçma şansımız yok. Dolayısıyla istesek de istemesek de bu küresel ortamın bir parçası olmak zorundayız. Bu hem tasarımcı hem de işveren için geçerli. Bu tip uluslararası ortamlar yerel gündemlerimizin ne kadar basit, kısır ve anlamsız olduğunu hatırlatıyor bize. Bu anlamda bizimle birlikte orada bulunan işverenlere de çok şey kattığını düşünüyorum WAF ortamının. Örneğin İzmir'de tasarladığımız küçücük bir kamusal alanın uluslararası ortamda ne kadar ilgi gördüğünü, başka projelerle nasıl kafa kafaya yarıştığını görmek, işveren için nitelikli tasarıma ne kadar ihtiyacı olduğuna bir kez daha ikna olması, yerel yönetim birimi olarak sorumluluklarını ve önceliklerini doğru belirlemesi açısından çok önemli.
 
Evren BAŞBUĞ
STEB | STUDIO EVREN BAŞBUĞ
 

FUTURE PROJECTS
OFFICE Finalist
Volume Istanbul, Istanbul, Turkey
Architect: Studio Vertebra

Projenin öne çıkan özellikleri...

Projemizin hikayesi, “sorun” olarak nitelendirilebilecek zorlukları; avantaja dönüştürmemizden geçiyor. Teker teker sayarsak: 
1- Bölgedeki kamusal alan eksikliği ile mücadele etmek için projenin bünyesinde kente açık meydana yer verdik.
2- Bölgedeki iş merkezi işlevindeki çevre projelerin cam ve beton ağırlıklı dokularına cevaben yeşili zemin kattan başlayarak teraslarla birlikte yukarı taşıdığımız bir çözüm yaptık.
3- Oluşturduğumuz açık meydana direk gün ışığı sağlamak için, projenin ofis katlarına da hizmet eden bir avlu planladık.
4- Projede, ihtiyaç programında talep edilen; esneklik ve modülarite niteliklerini optimum plan kurgusuyla sağladık.
5- Hava mânia sahasında bulunması sebebiyle sınırlanan yapı yüksekliğini, dinamik kütle yerleşimiyle çözdük.
Kategorimizin birincisi, genel bir ofis projesinden farklı olarak, 3 adet toplantı odasından oluşan; heykel/yapı arası bir çalışmaydı. Bu noktada jüri için seçici unsurun, yapının ihtiyaç programındaki serbestlikten faydalanarak sembolik bir ürüne dönüşmüş olmasını düşünüyoruz.

İzlenimler…

WAF aynı anda pek çok mimarlık grubuna ev sahipliği yapması açısından özel bir tecrübe sunuyor. Canlı sunumları izleyebilmek, projeleri kendi mimarından dinlemek değerli. Bunun yanında belirlenen mimari çalışmaların, doğru kategorilerde tanımlanmasında zorlandıklarını düşünüyorum. Örnek olarak bizim kategorimizde 300.000 m² kullanımı olan projede vardı, 500 m² olan proje de vardı. İşlerimizde birebir değişikler oluşturacağını söyleyemem ama bir dahaki katılımlarımızda sunum süresi, dili ve kurgusu konusunda değişikler yapmayı planlıyoruz.

 
Gencer YALÇIN
STUDIO VERTEBRA
 
COMPLETED BUILDINGS
NEW AND OLD Finalist
Grand Pera, Istanbul, Turkey
Architects: MIMYAPI Architects + RMJM Istanbul + B-Design

Projenin öne çıkan özellikleri...

Grand Pera’nın mevcut dokusuyla İstanbul’a sağladığı katkı büyük önem taşıyor. Bu süreçte mekânın geçmişini ve yıllar boyunca geliştirdiği bağlantıları dikkatle inceledik. Planımızla; Emek Sineması’nın tarihsel değerini, onu bodrumdan çıkarıp bir kültür tacı misali yapının üstünde yeniden konumlandırdık. İstanbul’un bir pasajını yeniden yaratmak ve şehre, gerçekleştirdiğimiz bu proje ile bağlanmak bizim açımızdan son derece kıymetliydi.

Prominent features of the project...

Grand Pera has a unique importance as a new development in the city of Istanbul although within its existing fabric. We have studied very carefully the history of the site and the complex relationships that it had developed throughout the years. Our proposal effectively celebrated the historic value of Emek cinema by unearthing it from the basement and re-positioning it on the top of the building like a crown of culture. Other issues like recreating an Istanbulian Passage or connecting the city through our site were also important.
 
 
İzlenimler...

Uluslararası yarışmaların bir parçası olmak harika bir şey ama sonuçları çoğu zaman kesinlikten uzak. Bu yıl, deprem bölgesindeki bir konut projesi seçildi. Sanırım bu, çoğunlukla genç mimarlardan oluşan kitlenin Grand Pera gibi prestijli projeler tasarlama şansı bulamamasından kaynaklanıyor. Böylesine mütevazı bir projeye ödül verilerek, küçük ofisleri prestijli mimariye ve esas mesajı kitlelere etkili bir şekilde iletmeye teşvik edilebilir. RMJM, WAF’ta kısa listenin bir parçası olmaktan mutluluk duyuyor. Bu durum, etkinliğin tamamıyla ticari olmasına rağmen mimariye gerekli değerin verildiğini gösteriyor.

Impressions…

International competitions are always a great thing to be part of but completely uncertain to their result. This year a housing project at an earthquake stricken area was chosen. This I suppose has a larger audience on young Architects that do not get the chance to design prestigious projects like Grand Pera. Giving an award on a modest project like that you effectively encourage young or small offices to create high level architecture and pass the message to the masses. RMJM is delighted to be shortlisted in WAF, for us it means that albeit the project was purely commercial we have managed to instill in it high architectural values.

 
Sotiris TSOULOS
RMJM
 

ZİYARETÇİLER

WAF daha önceleri de ismini sıkça duyduğum fakat bu yıl ilk kez katıldığım bir etkinlik. Bugüne kadar, proje tanıtımlarının yapıldığı pek çok etkinlikte bulundum, fakat WAF diğerleri gibi ticari bir kaygı ile değil, mimari yarışma amacı ile sunumların yapıldığı bir etkinlik olduğu için son derece keyif aldım. Sıklıkla sunum yaptığım bir dünyadan, sunumları dinlediğim bir dünyaya geçmek çok keyifli oldu. Sunumların farklı konular üzerinde ayrı ayrı yapılması, jüri üyelerinin konuya yönelik katkıları ve dinamizm açısından süreli ve kısa olması da tüm gün ilgi ile takip etmek adına çok faydalı.

Sürekli koşturduğumuz ve artık mesleki açıdan ezberlerimizi gerçekleştirdiğimiz bir dünyaya kısa da olsa ara vermek ve farklı bakış açılarını izlemek, bence nefes almayı ve yaptıklarımı daha rahat değerlendirmeyi de beraberinde getiriyor. Sadece benim değil, çalıştığım ekiple bu etkinliğe katılmanın hepimiz adına keyifli bir mola ve zihnimizi zenginleştiren bir süreç olacağına inanıyorum. Umarım seneye de bu şekilde bir katılım sağlayabilirim.

 
Ayşin SEVGİ KARAKURT
AS ARCHITECTS
 

WAF bu yıl onuncu kez, dünyanın dört bir yanından mimarları, Berlin’de bir araya getirdi. Bu yıl 434 proje finalde; Kamu, Kültür, Eğitim, Ulaşım, Konut, Ofis; Üretim, Enerji ve Geri Dönüşüm; Yeni ve Eski, Sergileme, İç Mekân, Peyzaj vb. farklı kategori ve ölçeklerle bir arada yarıştılar. Festivale bu sene de Türk mimarların yoğun bir şekilde ilgi gösterdiğini gözlemledim.

Festivalin ilginç yönlerinden biri; birkaç yıllık deneyime sahip mimarlık ofisleri ile kendini ispatlamış ofislerin aynı kategori ve platformda söz hakkına sahip olarak, aynı saygınlığı kazanabiliyor olması. Sunumlar adeta hızlandırılmış bitirme jürisi havasında geçiyor. Jürinin bu noktada işi oldukça zor. Sunumlar sonrası ayrılan 10 dakikalık soru cevap bölümünde sorulan sorulardan, birçok konuda üstün hassasiyet gösterdikleri anlaşılıyordu. Yine de son değerlendirme açısından bakılacak olursa farklı ölçeklerdeki projelerin aynı kategoride yarıştırılması, bazı projelere haksızlık olabileceği düşüncesini akla getiriyor.
Festivale katılım koşullarına gelince: Ödül endüstrisi içerisinde mimarlık, ticari bir meta haline mi getiriliyor, yoksa diğer meslektaşlar ile tartışmak ve paylaşmak için doğru bir platform mu, düşündürüyor. Yine de mimarların yapılarının mimarisine odaklanıldığı, projelerini anlatmak için kısa da olsa bir şans tanındığı, mimarlık platformunda var olma çabasından dolayı, özellikle genç mimarlık ofisleri için çok faydalı ve desteklenmesi gereken bir ortam olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de yapılan mimarlığın özellikle görsel efektler anlamında dünya mimarlığının artık gerisinde kalmadığını görmek ayrıca keyif verici. Mimarlık ortamında; deneyim ve dil, din, ırk ayrımcılığı olmadan, dünya mimarlarını bir araya getirerek entelektüel tartışma ortamı yaratan bir organizasyon.

 
Deniz ESEN GÜNER
DENİZ ESEN MİMARİ TASARIM
 


Benim WAF ile tanışmam bu sene oldu. Geçen senelerde hep reklamlarını görüp merak ediyordum. Bu sene ani bir kararla biletimi alıp gittim. Bu karar benim için çok verimli bir süreci başlatmış oldu. Bir kere piyasada olan dostlarımı görüp sohbet etme imkanı buldum. Hem de yapılan işleri, bu dönemin mimari projelerini ve yaklaşımların örneklerini görmüş olduk. Açıkçası önümüzdeki yıl yeniden katılma niyetim var. Yarışmaya heves ettiğimiz projelerimiz olursa onlarla da bu platformda olmayı arzu ederiz.

Aynı anda çok fazla yere dağılmak gerektiği için takip edemediğim seminerler ve sunumlar oldu. Gala gecesi de dahil, başından sonuna kadar bütün aktiviteleri elimden geldiği kadarıyla takip etmeye çalıştım. Hatta jüri değerlendirmeleri esnasında favorilerim de oluştu açıkçası. Çok verimli fikir alışverişleri, dostluklar, tanışmalar olduğunu düşünüyorum. Daha önce uluslararası bir konferans dizisine katılmıştım o organizasyonun sonrasında bazı paylaşımlar olmuştu; katılımcıların sunumları veya seminerlerin özetleri gibi. WAF’ın sonunda biraz daha paylaşımcı olunup oradaki etkinliklerin içeriğine dair bilgiler paylaşılsa daha iyi olabilirdi. Burası formüle edilebilir gibi geliyor. O zaman takip edemediklerimizi takip etme imkanı doğar diye düşünüyorum.
Katılımcılar arasında sürprizler oldu birinciler açısından. Mesela daha farklı bulduğum, beğendiğim mekânlarda jüri başka değerlendirmeler yaptı. Ama tabi bu tamamen jürinin vizyonuyla, oradaki değerlendirmesiyle ilgili. Orada bir salonda beş-altı proje yarışıyor; hepsini takip edemiyoruz. Bir-iki tanesini izleyip başka bir salona gidiyoruz. Jüri aynı salonun altı kişisini birden izleyip sonuç veriyor. Bu nedenle bütününü görememiş olabiliriz.

Genel olarak WAF’ta mimariyi başarıyla uygulayan projeler yarıştı. Jüri değerlendirmesi açısından iyi fikirlerin ve çevreye uyumlu olan projelerin öne çıktığını gördüm. Mimari göreceli bir şey; beğeniler değişebilir. Bazısı sadece desen yaratmak için bir şey yapar, bazısı sadece ihtiyaç olanları projesine katar. Bu bakımdan istikrarlı sonuçlar gördüm. Ortak kriter olarak; vizyon getiren, bakış açısı getiren, onları müşteriyle de projeyle de malzemelerle de ilişkilendiren ve binayı bu prensiplerle yorumlamış projeler ödül aldı gibi geliyor. Oradaki tüm projelerin hepsini takip edemedim ama izlediğim kadarıyla güzel bir ortam. Bu tarz yerlerin paylaşma imkanı sunmasını önemli buluyorum. Bir bina yapıyorsunuz ve ona gelen tepkileri burada müşterilerinizle belki de inşaatçılarla birlikte yaşıyorsunuz. Orada da bu paylaşım mevcut. Hatta kritik edip değerlendirme, beslenme imkanı var. O yüzden güzel geçti diye düşünüyorum. Fikir olarak da vizyon olarak da.

Kendi dünyamızda oluşturduğumuz projeyi orada bütün dünyayla paylaştığımızda aldığımız geri dönüşler bizlere katkı sağlar. Bu bakımdan WAF’ın güzel bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Daha tanımadığım, bilmediğim birçok yönü var. Prosedürlerini bilmiyorum; ama keyif aldım. Oraya gitmeden Berlin’i gezme planları yapıyordum, ama Berlin’i gezemedim. Almanya’da bulunduğum süre boyunca WAF’ta vakit geçirdim. Orayı verimli ve güzel bulmasaydım vaktimin tamamını orada geçirmeyi tercih etmezdim. Organizasyonun gelecek yılki adresi Amsterdam. Bu defa planımızı ona göre yapacağız. Çünkü konferanslar esnasında şehri gezmeye vakit ayrılmıyormuş, deneyimleyip öğrenmiş oldum. Ona ayrıca vakit ayıracak bir program yapmak lazım.  Bunu şu açıdan söyledim; etkinlikleri bırakıp gitmek yerine tüm etkinlikleri takip edebilmek için o mekânda kalmayı tercih ettim üç gün boyunca.

Gala yemeğinde çok büyük bir kalabalık vardı. Ödülleri peş peşe koymak yerine geceye dağıtmışlardı, bu çok hoşuma gitti. Bir ödülü açıklayıp biraz ara verdiler ve onun sohbeti geçti. Projeler konuşuldu. Ödül kazananlara da bir iki cümle kurma imkanı verildi. Büyük kalabalığa rağmen bunun da altından kalkıldı. Organizasyonda büyük bir sorun yaşamadığımızı gördük. Sohbetlerle zaman güzel geçti. Gala yemeği de gayet güzeldi. Ödüllerin verildiği kokteyle de katıldım ben. 10. yıl ödüllerinin verildiği gecede de benzer şekilde biraz projeyi anlatıp takip edemeyen insanlara bilgi verildi. Herkes az çok fikir sahibi oldu. Ama gala yemeğinde zannediyorum katılanların hepsini tek tek gösterip en sonunda 1.’yi açıklamış olabilirler. Gala yemeğinde bir serbestlik vardı herkes istediği gruplarla oturdu. Yemekte gençlerden oluşan bir ekip hizmet veriyordu. Benim gibi vejetaryenler dahi düşünülmüş. Oldukça özenliydiler, çok organizeydiler. Oradaki disiplin çok hoşuma gitti, kalabalığa iyi bir hizmet verildi.
Seza GÜVENSOY
SGS MİMARLIK
 


Organizasyona, Türkiye’den gelen bir grup değerli mimarla beraber WAF Ana sponsoru Grohe’nin davetlisi olarak katıldım. Festival, Arena Berlin’de gerçekleşiyor ve sunumlar, fuar alanı içine kurulmuş çadırlarda yapılıyordu. Bizim ilk günümüz olan 6 Kasım, festivalin ikinci günüydü ve oldukça yoğun bir katılım vardı. Shortlist’e kalan Türk mimarların ve iç mimarların projelerini görmek sevindiriciydi. Türkiye’den katılan birkaç projeyi izlemek üzere saatleri belirledim. Hepsini başarılarından ötürü kutluyorum.

Programa bakıldığında, toplamda 13 farklı çadırda aynı saatlerde proje sunumları görünüyordu. Bu sebeple, ilginizi çekecek sunumları belirleyip önceden seçmek gerekiyor çünkü hepsini izleyebilmek mümkün değil. Ben orada bulunduğum süreçte, INSIDE Festival kapsamındaki iç mimari sunumları izlemeyi tercih ettim. Tabii aynı andan birden fazla iç mimari sunumu yapıldığından dolayı tercihimi konut projelerinden yana kullandım.
Çadırlarda Shortlist’e kalan projelere on dakika kadar bir sunum süresi ayrılmış. Sonrasında üçer kişilik jüriler, sorularını soruyorlar. İzlediğim sunumlar genelde özenle hazırlanmıştı fakat bazıları görsellikleri ile diğerlerinden ayrılıyordu.

Anlatımlarda projenin farklı etaplarından bahsedilse de katıldığım sunumların neredeyse hepsinde, jürinin mekânın kimin için tasarlandığı konusu üzerinde çokça durduğunu fark ettim. Özellikle ev projelerinde evde yaşan bireyler hakkında sorular soruldu. Jürinin genelde sorduğu bir diğer soru da tasarımcıların tasarladıkları mekândaki şahsi beğenileri üzerineydi. Bazı sunumlarda, evlerin bulundukları bölge ile ilişkisi üzerinde duruldu. Bazı projeler içinse süreçte ters giden bir şeyler olup olmadığı, nasıl üstesinden gelindiği soruldu. Yarışmacılardan birinin Endonezya’da yaptığı bir dairenin sunumuna, öncelikle Endonezya’nın kültürü ve güncel trendlerinin anlatılarak başlayan bir sunum jüri tarafından beğeni ile karşılandı.

İzleme fırsatı bulduğum sunumlarla ilgili mümkün olduğunca hem projeyi farklı kılan detaylar hem sunum tarzı hem de jüri soruları ile ilgili notlar aldım. Kendi projelerimizi uluslararası bir jüri bakış açısıyla değerlendirmek konusu, gelişim açısından bizim için anlamlı. Bu sebeple değerlendirmelerin izleyiciye açık şekilde yapılıyor olması oldukça faydalı diye düşünüyorum. Inside kapsamında, 17 Ödül kategorisi bulunuyordu. Konut kategorisinde, Sidney-Avustralya’dan SJB, Cleveland Rooftop projesi ile ödüle layık görüldü.

17 Kasım akşamı, Postbahnhof’ta hazırlanan gala gecesi, oldukça görkemliydi. Ödül törenine Sir Norman Foster da katılarak bir konuşma yaptı. Birinci seçilen projelerin mimarlarını ödüllerini alırken izlemek keyifliydi. Daha önce İtalya merkezli A Design yarışmasında aldığımız gümüş ödül ile İngiltere merkezli gayrimenkul yarışması olan European Property Awards’ta aldığımız Avrupa birinciliği ödüllerinin törenlerinde duyduğum heyecanı hatırladım. WAF&Inside Festivali, benim için tüm süreci oldukça öğretici ve keyifli geçen bir deneyimdi.
 
Yelin EVCEN
GÖNYE TASARIM