x: akustik

KP48
KP
Türker TALAYMAN
Talayman Akustik 
Genel Müdür / Kurucu Ortak 

• Akustik, içinde hangi alt bileşenleri barındırıyor? Akustik ve mimaride akustik deyince aklımıza ne gelmeli?

Bilim dalı olarak akustik çok geniş bir yelpazede ele alınmaktadır. Bugün daha detaylı olarak konuşacağımız mimari akustiğine ek olarak tahminlerin çok ötesinde ve kendi içerisinde birbirinden ayrı uzmanlıklar gerektiren farklı alanlar akustik ana başlığı altına girmektedir. Mühendislik akustiği, biyoakustik, ve biyomedikal uygulamalar (ultrason gibi), müziksel enstrümanlarına ilişkin müziksel akustik, sualtı ve okyanus akustiği, yapı akustiği, fizyolojik ve psikolojik akustik, iletişim teknolojilerine ilişkin elektroakustik sayılabilecek birkaç alt başlıktır. Yapı akustiğinin bir alt başlığı şeklinde mimari akustik olarak adlandırdığımız dal aslında insanlığın çok eski zamanlardan beri farkında olduğu, iletişim kalitesini arttırmak için uğraş verdiği ve çözümler araştırdığı bir alandır. Temelde mimari akustik, bir mekânın içerisinde fonksiyonuna bağlı olarak akustik konforun sağlanması için estetik ve tekniği bir arada çözüme ulaştıracak planlama, hesaplama, tasarım, uygulama ve akustik ölçümle doğrulama adımlarını kapsamaktadır. İçeriği itibariyle mimarlık ve mühendislik disiplinlerinin kesişiminde bulunan bu dal, fonksiyona göre en ideal akustik şartların sağlanabileceği mekânlar oluşturulmasını hedeflemektedir.

• Akustik açıdan iyi mekânlar oluşturmak neden önemli bir konu?

Bir mekânın tasarımında belli başlı bazı ölçütler dikkate alındığında yapı fiziğiyle ilgili gün ışığı, hava kalitesi ve akustik gibi konular da gündeme gelmektedir. Mekânın karakteristik özellikleri haline gelen bu noktalar eğer doğru ve güzel çözümlenmişlerse o mekânla ilgili kullanıcılar için faydalı olmasının yanı sıra sınırları aşan şekilde ün kazanmalarına da yaramaktadır. Berlin Filarmoni, Viyana Musikverein, Boston Senfoni, Walt Disney Konser Salonu vb.

Akustiğin birincil karakteristik özelliklerden olduğu opera, konser salonu ve tiyatro gibi mekânların yanı sıra açık ofislerden, konferans salonlarına, sınıflardan, havalimanı terminallerine, otellerden konutlara kadar birçok farklı fonksiyona ve boyuta sahip mahallerin gereklilikleri uyarınca akustik konforunun sağlanması önemlidir. Bu sağlandığı durumda ofiste çalışma verimi artacak; konferans salonunda konuşmacı ile dinleyiciler arasında yorucu olmayan, sağlıklı bir iletişim kurulabilecek; benzer şekilde eğitmen keyifle ve zorlanmadan eğitim verirken, öğrenciler de sınıf içerisinde oturdukları yerden bağımsız olarak kaliteli bir duyumla eğitimlerine devam edebilecek; havalimanı gibi büyük hacimli mekânlarda yapılan anonslar yolcular tarafından kolayca anlaşılabilir olacak; otel ve konutlarda bağımsız birimlerin gürültü denetimleri sağlandığı için en önemli rahatsızlıklardan birisi ortadan kalkacaktır. Sonuç olarak akustik, mekânın kullanıcısı durumundaki kişinin doğru ve hoşa giden bir deneyim yaşaması için gerek şartlardan birisidir.
Türker TALAYMAN

Milli Arşiv Sitesi Konferans Salonu, İstanbul

Demir DÖKEN
Talayman Akustik
Teknik Müdür

• Akustiğin mimari form ve elemanlarla nasıl bir ilişkisi var? Akustik projeler tasarlanırken mekânda dikkate alınan başlıca fiziksel özellikler neler?

Projelerimizde, mimari tasarım grupları ile çalışmaya başlarken ilk katkı sağlamaya çalıştığımız konuların başında mimari form gelmektedir. Özellikle kültür ve performans yapılarında, konsept aşamasındaki çalışmalarımızda mekânın işlevine göre belirlenen form önerileriyle başlarız. Bunun ardından kişi başına düşen hacim, uzunluk genişlik oranları vb. bilgiler üzerinden ilerleyerek mekânların ana hatlarını belirlemeye çalışırız. Örnek vermek gerekirse klasik müzik konser salonlarında genel kabul gören dikdörtgen prizması şeklindeki ayakkabı kutusu (shoebox) olarak tabir edilen form genellikle tercih edilirken konferans ve gösteri amaçlı salonlarda, seyirciyi sahneye yakınlaştırmak adına daha dar ve geniş fan şeklinde formlar tercih edilebilmektedir. Ana işleve ve dolayısı ile forma karar verildikten sonra kişi başına düşen hacim kriteri ön plana çıkmaktadır. Bu kriter klasik müzik konser salonları için göreceli daha yüksek olup (8-10 m3/kişi) konuşma amaçlı salonlarda daha düşüktür (4-5 m3/kişi).

Performans alanları dışında da mimari form ve elemanlarla mimari akustik performans arasında yakın ilişkiler vardır. Örneğin bir çağrı merkezi içerisinde operatörlerin arasında kullanılması gereken bölücü elemanların akustik nitelikleri oldukça önemli ve belirleyicidir. Farklı bir fonksiyon olarak restoranların veya büyük şirketlerin kafeterya ya da yemek alanlarında da genelde akustik kontrol ihmal edilerek yapılan malzeme ve form tercihleri dolayısıyla akustik konfor sıkıntıları ortaya çıkmaktadır. Tüm bu değişkenler ve mimari tercihler de göz önünde bulundurularak projelerde olabildiğince özgün ve mimari tasarıma en az etki eden çözümlerin arayışıyla konuyu ele almaya çalışıyoruz.
Demir DÖKEN

Milli Arşiv Sitesi Konferans Salonu, İstanbul


• Yeni yapılan binalarda akustik hangi aşamada ve nasıl ele alınmalı? Yenileme aşamasından geçen binalarda bu süreç nasıl olmalı?

Aslında cevap çok net, en başında ele alınmalı. İhtiyaç programı ortaya konduktan sonra konsept ortaya çıkarılırken akustik danışman ile görüşmelere başlanması ideal durumdur. Akustik danışmanın sonradan dahil olduğu durumlarda çözülmesi zor durumlar ya da bütçe sınırları gibi sıkıntılarla karşılaşılabiliyor. Doğal olarak projenin türü, uygulama yapılacak yer, müşteri talepleri, bütçe durumuna bağlı bir şekilde değerlendirmeler yapılıp akustik danışmanlık konuları her zaman ilk aşamada değerlendirilmeyebiliyor. Ancak örneğin Eskişehir veya Konya’da gerçekleştirilecek bir kültür merkezi projesi için jet uçaklarının günlük olarak eğitim faaliyetleri uyarınca alçak uçuşları nedeniyle oluşan gürültünün denetimi dikkate alınmazsa çok ciddi bir hata yapılmış olacaktır. Konsept tasarımda bu konu dikkate alınmadığı durumda cephe cam detayları veya çatının statik detayları buna uygun geliştirilmemiş olacak ve ilerleyen aşamalarda bu konu gündeme geldiğinde akustik detayların geliştirilmesi veya uygulanması çok zor olabilecektir.

Yenileme aşamasındaki binalarda ilk etapta akustik danışman yerinde akustik ölçüm ve incelemeler sonucunda mevcut durumu değerlendirecektir. Akabinde yürürlükte olan yönetmelikler, talep edilen şartnameler veya genel akustik ölçütler uyarınca yenilemenin akustik özelliklerinin planlamasını sağlayacaktır. Mimari, statik ve mekanik disiplinleri başta olmak üzere paydaşlarla birlikte çalışarak sistem detaylarını oluşturup, malzeme şartnamelerini hazırlayacak ve akustik detayların uygulama projelerine doğru bir şekilde aktarılmasını sağlayacaktır. Uygulama sırasında kontroller yapılarak projeye uygunluğun sağlanması ve son aşamada da akustik performans ölçümleri yapılarak ölçütlerin karşılandığının, önce ve sonra durumlarının da gösterildiği raporlama yapılması ideal iş akışı olacaktır.
Türker TALAYMAN

• Açık mekânlar için uygulanan akustik çözümler neler? Örnekler üzerinden açıklayabilir misiniz?

Günümüzde üzeri açık gösteri ve konser alanlarında genellikle elektronik seslendirme sistemleri tercih edilmektedir. Bu durumun başlıca sebebi açık mekânlarda sahneden yayılan ses enerjisini seyirciye yansıtacak tavan, duvar gibi elemanların bulunmamasıdır. Bunun yanı sıra günümüzde şehirlerde artan çevresel gürültü de açık alanlarda seslendirme sistemi desteği olmadan performans gerçekleştirilmesini oldukça zorlaştırmaktadır. Bu tip alanların tasarlanmasında da mimari tasarım tercihler büyük önem kazanmaktadır. Hoparlörlerden yayılan sesin seyirciye belli bir süre içerisinde ulaşması (30-50 ms) arzu edilir. Bu süre aralığının dışında kalan geç yansımalar insan kulağı tarafından ayırt edilebilir ve bu durumun ses kalitesini oldukça düşüreceği değerlendirilir. Açık alanlarda bahsedilen hatalardan kaçınmak adına özellikle sahne karşısında kalan yüzeylerin planlamamasına özen gösterilmedir. Antik Yunan tiyatrolarındaki form ve tasarım günümüzde halen geçerliliğini korumakta olup akustik hataların önlenmesi adına iyi bir örnek teşkil etmektedir. Açık alanlarda akustik sorunlarla ilgili sık karşılaşılan konu aslında gürültü denetimi olarak da düşünülebilir. Sıklıkla turizm bölgelerindeki ve İstanbul’un Boğaz kenarındaki eğlence mekânlarından dış ortama yayılan gürültüyle ilgili rahatsızlıkların gündeme geldiği bilinmektedir. Açık havada gürültü kontrolüne yönelik alınabilecek önlemler yok denecek kadar az veya etkisi sınırlı olan önlemlerdir.
Demir DÖKEN

• Akustik konusunda geçmişten bugüne ulaşan yöntemler dışında, teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni malzemeler ve uygulamalar neler? Bunların projelere etkisinden bahseder misiniz?

Yapı fiziği alanı olarak akustik, teknolojik gelişmelerden özellikle son yıllarda faydalanıyor olmakla birlikte aslında sesin fiziği değişmediği için prensipler de değişmemektedir. Örneğin ses yutucu malzemeler mimari akustik alanında yoğunlukla kullanılan malzeme tiplerindendir. Antik tiyatrolarda kullanılan büyük küplerin içerisinde bulunan saman tipi malzemelerin akustik yutucu nitelikte kullanıldıkları düşünülmektedir. Keza horasan sıvanın malzeme özellikleri, kadife perdeler veya delikli ahşap panoların yutuculuk özellikleriyle uzun zamandır kullanılan malzemeler oldukları bilinmektedir. Günümüz malzeme teknolojilerindeki hızlı ve büyük gelişmeler doğal olarak yapı malzemelerine de yansımaktadırlar. Nano teknolojinin kullanıldığı ürünlere bile rastlanılmaktadır. Hacim akustiği bağlamında malzemeler temel olarak yutucu, yansıtıcı veya saçıcı gibi niteliklerine göre kategorize edilmektedirler. Bunun yanı sıra gürültü ve titreşim denetimi açısından da malzemeler hava doğuşlu ve katı doğuşlu ses karşı yalıtım malzemeleri olarak gruplanmaktadır. Projelerde mekânın işlevine göre belirlenen akustik ölçütleri karşılayacak malzeme ve sistem detayları ortaya çıkarılırken bahsetmiş olduğumuz ürün gruplarından ilgili hesaplamalara göre tercihler yapılmaktadır.

Örneğin bir konferans salonunun sahne kısmında yansıtıcı gruptan, arka duvarlarında ise yutucu gruptan malzemeler tercih edilmesi genelde doğru olan bir yaklaşımdır. Bunun yanı sıra çok salonlu bir sinema kompleksinde salonlar arasında yüksek düzeyli hava doğuşlu ses yalıtımı sağlayacak ağır, ince ve arasında hava katmanları bulunan sistemler kullanılması tercih edilmektedir. Bir konut projesi örneği için ise kazan ve pompa dairesi gibi teknik hacimlerde gürültü ve titreşim kontrolünü sağlamak üzere yüzer döşeme yalıtım şilteleri, duvar ve tavanlarda mekanik sistem bağlantılarında kullanılacak titreşim alıcı askılar gibi elemanlar önem arz etmektedir.

Teknolojik gelişmelere bağlı olarak yeni malzemelerde geri dönüşümlü malzemelerden akustik yutucu veya yalıtım şiltesi gibi malzemeler yapıldığını görmekteyiz. Benzer şekilde gergi malzemelere akustik nitelik kazandırılması veya iyileştirilmesi, paslanmaz çelik mesh malzemelerin titreşim alıcı elemanlarda sönüm artıcı olarak kullanımı, 1 mm altında delik çapına sahip mikro-perfore metal veya ahşap malzemeler ile yüzey dokusunda mimari estetik açısından en düşük düzeyde etki getirilmesine çalışılan akustik yutucu imalatları, yüksek kaliteli dijital baskı teknikleriyle üzerine baskı yapılmış akustik geçirgen kumaşlarla kaplanan teknik süngerlerle elde edilen yutucu panolar günümüzde karşımıza çıkan yeniliklerden bazılarıdır. Öte yandan teknolojik gelişmelerin mevcutta bilinen akustik nitelikli malzemelerin yangına, neme, atmosferik şartlara veya mekanik etkilere karşı dirençlerinin arttırılarak kullanım alanlarının genişletilmesi akustik danışman ve mimarların hareket alanlarının genişletmesi gibi konularda faydalar sağladığı görülmektedir.
Türker TALAYMAN

• Yakın dönemde akustik açıdan önemli bulduğunuz proje/mekân hangisi? Neden?

Yakın dönemde tamamladığımız, bizim için olduğu kadar ülkemizde yapı akustiğiyle ilgili taraflar açısından önemli bir proje hakkında bilgi vermek isterim. Türk Standartları Enstitüsü (TSE)’nün İstanbul Tuzla Aydınlı’da yeni kurulan Yapı Malzemeleri Yangın ve Akustik Laboratuvarları bünyesindeki Yapı Akustiği Laboratuvarları’nın tasarım, projelendirme, imalat, devreye alma ve eğitimlerini gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Sofito-Talayman Ortak Girişimi çatısı altında gerçekleştirilmiş olan bu proje ülkemizde çok sınırlı olan akustik ölçüm laboratuvarları ve yapı sektörünün ihtiyaçları düşünülerek, birçok öncü olarak değerlendirilebilecek niteliğiyle öne çıkan, akredite bir laboratuvar grubunu barındırmaktadır. Tüm akustik planlama, projelendirme ve uygulaması tarafımızdan gerçekleştirilmiş olan bu laboratuvar yapısı ülkemizde ilk defa kurulan, döşemelerde hava ve katı doğuşlu ses yalıtım düzeneğini barındırmasının yanı sıra fiziki özellikleri ve yetenekleri itibariyle yakın coğrafyada da en önemli yapı akustiği laboratuvar kompleksi olarak öne çıkmaktadır.


Tümüyle özel bir yapı olan bu komplekste yalıtım düzeyi laboratuvarlarının bazı özelliklerinin üzerinde durmak isterim. Akustik yalıtım laboratuvar ölçümleri kaynak oda ve algılama odası olarak tayin edilen ve standartlardaki özelliklere haiz olarak inşa edilmiş iki mahal arasına deneyi yapılmak istenen malzemenin yerleştirilmesiyle başlar. Akabinde kaynak oda içerisindeki özel hoparlörlerden yayınlanan tüm frekanslarda bileşenler içeren ses hem kaynak oda hem de algılama odası içerisinde eş zamanlı olarak ölçülmektedir. İki odadaki ses seviyelerindeki fark arada bulunan deney malzemesinin ses yalıtım performansını ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu TSE Tuzla Akustik Laboratuvarları yapısını özel kılan durum kaynak odaların özel tasarım ve uygulaması yapılmış elektro-mekanik sistemle hareket ettirilmesidir. Deneye gelen malzemeler daha önceden hazırlanmış olan kalın betonarme çerçevelere laboratuvar holü içerisinde ayrılan hazırlık alanında uygulanmaktadır. Gerekli şartlanma sağlandıktan sonra deneyin gerçekleştirileceği laboratuvar çiftinin kaynak odası hareket ettirilerek dışarıda hazır hale getirilen çerçevenin algılama odasıyla arasına alınması için gerekli açıklık elde edilmektedir. Çerçeve yerleştirildikten sonra kaynak oda tekrar geri hareket ettirilerek kaynak oda - deney malzemesi - algılama odası şeklinde oluşan yapıların birbirleriyle akuple edilerek deneye hazır hale getirilmesi mümkün olmaktadır. Duvar, tuğla, cephe elemanı gibi yapı elemanları düşey çerçevelere, yüzer döşeme, parke/seramik altı şilte, asmolen gibi elemanlar ise yatay çerçevelere uygulanmaktadır. Deney malzemesi hazır olduktan sonra çerçevelerin yerine yerleştirilerek akustik teste başlanması için gerekli olan süre düşey elemanlar için yaklaşık 30 dakika, yatay elemanlar için ise yaklaşık 60 dakika gibi bir süre almaktadır. Akustik yalıtım testleri ise yaklaşık 40 dakikalık bir sürede tamamlanabilmekte ve raporlama için gerekli verilerin toplanması mümkün olabilmektedir. Böyle bir hareketli sistem tasarım ve uygulamayla laboratuvar yapısının bir yıl içerisinde gerçekleştirebileceği toplam test miktarı çok ciddi bir şekilde arttırılmıştır.

Fiziki özelliklerinin yanı sıra laboratuvarlarda kullanılan son teknoloji ölçüm sistemleri de bu laboratuvarlara ayrı özellikler katmaktadır. Ölçüm cihaz envanteri dahilinde özellikle çok yeni ve özellikli bir teknoloji kullanan akustik kamera kullanımı öne çıkmaktadır. Yurt dışı laboratuvarlarında dahi az görülen bu yeni ekipman ile yalıtım ölçümleri yapılan malzeme veya sistem detayında sesin hangi bölgeden daha çok sızdığının tespiti çok hızlı ve gerçek zamanlı ölçümlerle görülebilmektedir. Bu teknik ile üreticilere sızdırmazlık zayıflığının görüldüğü bölgeyle ilgili çok değerli bir bilginin sağlanması mümkün olmaktadır.

Ülkemizde son yıllarda önemli gelişmelerin yaşandığı yapı akustiği alanında hem yönetmelikler hem de ölçüm merkezleri bağlamında eksiklikler yaşanıyordu. Böylesine gelişkin ve hızlı çalışabilen bir laboratuvar yapının, TSE gibi bir marka çatısı altında akredite şekilde çalışıyor olması yapı sektörü aktörleri, özellikle de yerli üreticiler için büyük önem taşımaktadır. Tüm bu ilerlemelerin yapı akustiğiyle ilgili olarak yakın gelecekte yayınlanması beklenen yönetmelikle birlikte aslında kullanıcıların akustik konfora ulaşması için gerekli altyapının sağlanması noktasında tüm taraflara büyük faydalar sağlayacağı inancını taşımaktayız. ■
Türker TALAYMAN
Julian TREASURE
Sound Agency
Ses Uzmanı

Ses ve Gürültü…

Ses ve gürültüyü tanımlayarak başlayalım. Ses en basit tanımıyla kulağımızın duyduğu titreşimdir. Gürültü ise en kolay tanımıyla istenmeyen sestir. Gürültü tabii ki daha subjektif bir konu
çünkü bir kişi için müzik olan diğeri için gürültü olabilir. Yani “istenmeyen”, birçok faktör tarafından – kişisel tercihler ve belli bir içerik – tanımlanır. Bu yüzden neyin gürültü olduğu konusunda asla emin olamayız.

Şirketimiz The Sound Agency’de sesin insanları etkilediği dört yolu tanımlayan bir modele sahibiz. Bu yolların ilki fizyolojik. Ses kalp atışımızı, nefes alışımızı, hormon salgılarımızı ve hatta beyin dalgalarımızı değiştirir. Örneğin, ani bir ses hemen kalp atışlarımızı hızlandıracaktır çünkü işitme bizim birincil uyarı duyumuzdur. Bu reaksiyon beyinlerimize işlemiştir. Milyon yıllardır evrimle birlikte gelişmiştir; çünkü ani bir ses genellikle tehlikeye işaret eder ve bizi alarma geçirir. Ses derine gider ve vücudumuzu çok çabuk etkiler. Sesin bizi etkilediği ikinci yol ise psikolojiktir. Ses duygularımızı değiştirir. Müziğin bunu yapabildiğini biliyoruz - mutlu ya da hüzünlü bir şarkıdan etkilenebiliriz – ama başka sesler de duygularımızı değiştirebilir. Çoğu insan kuş seslerini rahatlatıcı bulur; çünkü yine yüz bin yıllardır öğrendik ki kuşlar ötüyorsa genellikle ortam güvenidir. Eğer birden susarlarsa, o zaman endişelenmemiz gerekir! Ses, üçüncü sırada bizi bilişsel olarak etkiler. Gürültü ne kadar net ve etkin düşünebildiğimizi etkiler. İnsan konuşmasının sesi oldukça dikkat dağıtıcıdır.

Biz kulaklarımız için kapaklara, sesi kapatmak için bir yönteme sahip değiliz ve dili deşifre etmek üzere önceden programlanmışız. Konuşma sesleri eğer yazmaya, matematik problemi çözmeye ya da bunlar gibi süreçler gerektiren, bilgi içeren işler yapmaya çalışıyorsanız özellikle dikkat dağıtıcıdır. Yapılan araştırmaya göre gürültülü açık ofisler üretkenliği %66’ya kadar azaltmaktadır. Sesin bizi etkilediği dördüncü yol ise davranışsaldır. Ses, davranışlarımızı değiştirir. Gürültünün yakınında olmaktan hoşlanmadığımızdan da nerede durduğumuz etkiler ve ondan uzaklaşırız. Ses aynı zamanda ticari davranışlarımızı da etkiler. Ne satın aldığımız, insanlarla nasıl etkileşim kurduğumuz, ne kadar yaklaşılabilir olduğumuz sesin etkisiyle değişir. Parekende mağazalarda kullanılan seslerin satışları %38’e kadar arttırdığı görülmüştür. Birçok davranış ses etkisiyle değişir.

Sesin Görünmez Mimarisi…

Maalesef çoğu mimar kulaklarını kullanmıyor ve bunun bir sonucu olarak karşılaştığımız birçok günlük işitsel peyzaj amaca uygun olmuyor. Tam da bu konuda “Why architects need to use their ears” (Neden mimarlar kulaklarını kullanmalılar) isimli bir TED konferansım var. Mimarlar sesin görünmez mimarisine gerçekten önem vermeli. Örneğin; okullardaki sınıflar, zayıf bir akustiğe neden olan yansıtıcı sert yüzeylerle dolu. Bundan dolayı buralardaki öğrenciler, özellikle arka sıralarda oturuyorlarsa, öğretmenlerin söylediklerinin %50’sini kaçırıyorlar. Hastanelerimizde ise yine, zaten yüksek olan gürültüyü daha da kuvvetlendiren yankılı alanlar mevcut. Bunun sonucunda da hastanelerde gün içinde, Dünya Sağlık Örgütü’nün maksimum olarak belirlediği seviyeden 12 kat fazla gürültü oluşuyor. Şirketlerin açık ofis modeli konusunda bir saplantısı var ki bu planlar sadece “birlikte çalışma” anlayışına uygunlar. Çalışmanın eşit değerde çok önemli iki formu – konsantrasyon ve derin düşünce – için ise tamamen uygunsuzlar. Maalesef biz, insanlara bunları yapmaları nadiren uygun alanlar sağlıyoruz. İçinde yaşadığımız, çalıştığımız birçok çevrede gürültü seviyesi oldukça yüksek; bu durum sonuçta stres ve yorgunluk olarak bize geri dönüyor.

İyi Ses için Akustik…

Akustik, çözümün bir parçası olarak çok önemlidir. The Sound Agency’de tanımladığımız “iyi ses için gerekli dört temel taş”tan ilki. Akustik ilk sırada geliyor; çünkü kötü akustikli bir mekânda iyi ses oluşturmak çok zordur. İyi akustik, genellikle sesi soğurması için yumuşak yüzeyler yerleştirilerek sağlanabilir. Ayrıca, paralel duvarlardan kaçınmalıyız. Eğer sert paralel yüzeyler olursa, ses bunların arasında seker ve soğuk durağan dalgalar olarak adlandırılan rahatsız edici yankılara neden olur. Bu, mekânda belirli frekanslarda bir uğultu yapar. Mimarlar ve içmimarlar tasarımlarında kullanmak için çok iyi akustik malzemelere sahipler. Normal alçı gibi gözüken ancak sesleri emen akustik alçılar ile boya uçunmalı yazıcılarla üretilen ve güzel grafik paneller gibi gözüken akustik paneller mevcut. Ayrıca yüzeylerine vuran sesin %30’unu absorbe eden akustik özellikli halı döşemeler de var. Uzun zamandır da polistren tavan kaplaması yerine akustik özellikli kaplamalar kullanıyoruz. Mimarların kullanabileceği çok sayıda araç var. Bazıları gerçekten görsel olarak da çok güzel ve eğer tasarım sürecinin başında ele alınırlarsa çok daha etkili ve ucuz oluyorlar.

İşitsel Peyzaj…

Mekânı iyi bir akustikle oluşturduktan sonra, “iyi ses için gerekli dört yapı taşı”nın ortaya çıkan diğer bir ögesi gürültü. Havalandırma ya da asansör gibi gürültünün kaynağı olan mekanik ve elektronik cihazlara dikkat etmeliyiz. Bu tür her şey gürültü yapar. Üçüncü yapı taşı da ses sistemi. Eğer mekâna bir ses ekliyorsak – burası bir konferans salonu ya da tren istasyonu olabilir – sesi herhangi bir bozulma olmadan kaliteli olarak iletecek bir ses sitemi kurmamız gerekir. En son temel taş da içeriktir. Mekânda ne çalınacağı konusunda çok dikkatli düşünmeliyiz. Maalesef çoğu zaman içerik yavan bir pop müzik ya da buna benzer bir şey oluyor ve bu genellikle yanlış çözüm. The Sound Agency olarak biz, müzik yerine üretken işitsel peyzaj kullanma taraftarıyız. Müzik, dinlenmek için tasarlanır; yani çok yoğun bir sestir. Müzik, dikkat ister ve eğer konsantre olmaya çalışıyorsanız daha az yoğun olan bir ses olması daha iyidir. Bu duruma görsel olarak en yakın örnek, konferans salonunda bulunan beyaz duvarları büyük şaheser resimlerle boyamak olur. Bu çok fazla bilgidir! Bazen daha ölçülü bir sese sahip olmak daha hoş ve uygundur ve konferans salonundaki beyaz duvarlar gibi, biz genellikle ortama uygun ve yumuşak olan işitsel peyzajı kullanıyoruz. İşitsel peyzajlar arka planda yer alacak, işitsel duvar kağıtları gibi tasarlanıyorlar. İşte bunlar “iyi sesin dört temel taşı”: Gürültü, ses sitemi, içerik ve mimarların özellikle dikkat etmeleri gereken akustik.

Açık Alanlarda Ses Tasarımı…

Müzik ya da başka bir şey olsun, gürültünün üzerine yerleştirilen tasarlanmış ses sadece daha fazla gürültü demek. Tasarlanmış sesi yerleştirmeden önce mekânı, kötü ya da istenmeyen sesleri uzaklaştırarak nötrleştirmek çok önemli ki bunu yapmak kesinlikle mümkün. Örneğin; California’nın Lancaster şehrinde ana caddelerden birine bir işitsel peyzaj yerleştirdik. Şerifin rapor ettiğine göre, işitsel peyzaj yerleştirildikten sonra suç oranı düşmüş. Yani ses dikkatli ve duyarlı bir şekilde yerleştirilmişse, bu daha fazla gürültü yaratmıyor. Şehirlerde, parklarda, kentsel alanlardaki ses tasarımları, daha güzel çevreler yaratma konusunda çok etkili olabilir. Ben beş duyunun hepsi için tasarlıyorum. Biz beş duyunun olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve genellikle sadece tek duyumuz – gözlerimiz – için tasarlıyor olmamız garip. Etrafımızdaki şeylerin nasıl ses çıkardığına, nasıl koktuğuna, nasıl dokunduğuna ve bazen de tadının nasıl olduğuna dikkat etmemiz gerekiyor. Neyse ki ilerleme kat edilmeye başlandı. Stockholm’de “Mall of Scandinavia” adında çok heyecanlı bir alışveriş merkezi projesi üzerine çalışıyoruz. Biz oradaki sesi tasarlama sürecindeyiz ve mimari tasarımın çok iyi olduğunu söylemekten mutluyum. Her yerde akustik materyaller kullanıyorlar ve iç mekân eğimli alanlardan oluşuyor yani çıkan ses çok güzel olacak. Ayrıca içine etkileyici bir tasarlanmış ses yerleştirilecek. Bu projenin çok ilginç ve umut veren bir proje olduğunu kanıtlıyor. Sonuçları bu yılın sonunda alışveriş merkezi açıldığında öğreneceğiz. ■
Prof. Dr. Füsun DEMİREL
Gazi Üniversitesi
Mimarlık Bölümü

• Akustik, içinde hangi alt bileşenleri barındırıyor? Akustik ve mimaride akustik deyince aklımıza ne gelmeli?

Akustik; bilindiği gibi ses ile ilgili olaylar ile ilgilenmektedir. Mimari akustik deyince aklımıza yapı ve hacim akustiği kavramları gelmelidir. Yapı akustiği; binayı oluşturan yapı bileşenlerinde (duvar, döşeme, kapı, çatı vs.), titreşim ve gürültü kontrolünün sağlanmasına yönelik tedbirleri kapsar. Hacim akustiği ise iç mekânların, işlevine yönelik olarak, akustik konfor düzeyi (eko, salondaki tüm dinleyicilerin yeterli duyum alabilmeleri vs.) ile ilgili çalışmaları kapsamaktadır.

• Akustik açıdan iyi mekânlar oluşturmak neden önemli bir konu?

İnsanlara; yaşadığı, uyuduğu ya da çalıştığı mekânlarda en üst düzeyde konfor sunmaya çalışan mimar, bu mekânlarda gerçekleştirilecek her türlü işlevin performansını önemli ölçüde etkileyen akustik sorunları çözüme ulaştırmak ve akustik konfor düzeyi yüksek mekânlar tasarlamak durumundadır.

• Akustiğin mimari form ve elemanlarla nasıl bir ilişkisi var? Akustik projeler tasarlanırken mekânda dikkate alınan başlıca fiziksel özellikler neler?

Akustiğin mimari form ve elemanlarla direkt ilişkili olduğunu söyleyebilirim. Mekânın geometrik formu, en/boy oranları ve yüksekliği; hacmin iyi bir akustiğe sahip olması için bilinmesi gereken ilk kurallar. Bu nedenle mimarlarımızın, henüz tasarım aşamasında akustik danışmanları ile çalışması gerekiyor. Ne yazık ki genelde tasarım bitip kaba inşaat aşamasında biz akustik danışmanları aranmaya başlanıyor. Bu durum ise mekânın iyi bir akustiğe sahip olmasını oldukça güçleştiriyor. Ancak konunun öneminin farkında olan mimarlar ve büyük şirketler, tasarıma başlarken hemen akustik destek arayışına giriyorlar.

• Farklı mimari yapılar için akustik çözümler nasıl farklılaşıyor?

Farklı işlevli binalarda, gerçekleştirilen işlevlerin yanı sıra çevre koşulları da değişiyor. Bırakın bir konut, hastane, otel ya da okul gibi birbirinden keskin olarak ayrılan mekânları; birbirine çok yakın gibi gözüken konferans, konser, tiyatro, opera işlevleri bile farklı akustik çözümler gerektiriyor. Az önce belirttiğim gibi binanın konumlandığı sessiz veya gürültülü çevre koşulları da son derece önemli oluyor. Bu nedenle ben akustik tasarıma başlamadan önce çevre gürültüsünü ölçerek işe başlıyorum. Örneğin TBMM’de milletvekillerinin yeni odaları için yaptığım akustik tasarımda; önce, odaların hemen önünden geçen cadde gürültüsünü belirledim ve bu gürültü düzeyini içeri almayacak duvar tasarımını yaptım.

Ayrıca, özellikle ülkemizde; binalarda çok sayıda içinde hem konferans hem konser gibi farklı işlevlere hizmet veren çok amaçlı salonlar var. Bu tür salonlarda akustik tasarım, hareketli elemanlar aracılığı ile sağlanıyor. Örneğin bu yıl akustik tasarımını gerçekleştirdiğim Sivas Kültür Merkezi’nde; konferans, konser, tiyatro ve opera işlevlerinin aynı salon içinde gerçekleştirilmesi mimari projede öngörülmüştü. Tüm bu işlevlere uygun, hareketli akustik elemanlar tasarlayarak, tüm aktivitelere (konferans, konser vs.) yönelik akustik konfor koşullarını sağlayabildim. Elbette bu tür çözümler; gerek tasarımı, gerekse uygulanması zor çözümler olmakla beraber günümüz teknolojisi ile mümkün. Ancak akustik açıdan en doğrusu; Amerika ve Avrupa ülkelerindeki gibi konferans için konferans salonu, konser için konser salonu, tiyatro için tiyatro salonu gibi her işleve yönelik farklı salonların inşa edilmesi.

• Yeni yapılan binalarda akustik hangi aşamada ve nasıl ele alınmalı? Yenileme aşamasından geçen binalarda bu süreç nasıl olmalı?

Yukarıda da ifade ettiğim gibi, akustiğin mimari form ve elemanlarla direkt ilişkili olması nedeni ile mimari tasarıma başlarken, akustik danışmanları ile birlikte çalışılması gerekiyor. Çünkü mekânın iyi bir akustiğe sahip olabilmesi için mekânın geometrisi, en/boy oranları, yüksekliği, varsa balkon boyutları için belli akustik kriterler söz konusu. Bu boyutların dışına çıkılarak tasarım yapıldığında, düzgün bir akustiğin sağlanması oldukça güçleşiyor. Başka bir değişle, çok sık karşılaştığım gibi kaba yapının inşasının tamamlanmasından sonra
akustik danışmanının devreye sokulması, binanın/mekânın akustiğinin bir sıfır yenik başlamasına neden oluyor. Yenileme çalışmalarında da aynı şey söz konusu. Bitiş malzemelerinin boyutu, formu ve yalıtım malzemelerinin cinsi - yoğunluk seçimleri için, yine tasarım aşamasında akustik danışmanlarının devreye girmesi gerekiyor.

• Açık mekânlar için uygulanan akustik çözümler neler? Örnekler üzerinden açıklayabilir misiniz?

Bu konu; akustik içinde farklı bir uzmanlık konusu. Bu konuda deneyimli arkadaşlarımız var. Ancak ben bu konuda çalışmalar yapmadım.

• Akustik konusunda geçmişten bugüne ulaşan yöntemler dışında, teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni malzemeler ve uygulamalar neler? Bunların projelere etkisinden bahseder misiniz?

Yeni binalar için geçmişte, sadece hesap yöntemleri ile akustik çalışmalar yapılırken, günümüzde bu yöntemlerin yetersiz kaldığını söylemeliyim.

Şimdi ise son derece gelişmiş simülasyon programları ile salona binlerce sesi simüle eden ışınlar göndererek analiz yapma şansımız var. Hem hacim akustiği, yani iç mekânın akustik düzenlenmesi için simülasyon programları kullanmanın yanı sıra, yapı akustiğine yönelik olarak (gürültünün önlenmesi), duvar ve döşeme gibi yapı elemanlarının da akustik tasarımını; gelişmiş simülasyon programları kullanarak yapabiliyoruz.

Yenileme aşamasından geçen bina ve mekânların akustik analizleri için de oldukça ileri düzeyli ekipmanlarla ölçüm yaparak iyileştirme önerileri getirebiliyoruz. Elbette bu teknolojik imkanların yanı sıra, bu konuda giderek artan sayıda yüksek lisans ve doktora yapan gençlerin ilgisi ile ülkemizde akustik bilimi oldukça gelişme gösterdi ve göstermeye de devam etmekte. Bu durum beni oldukça heyecanlandırıyor ve mutlu ediyor.

Ayrıca sektörde de konuya olan ilginin artışı, yeni malzemelerin geliştirilmesine ve çeşitliliğin artmasına da neden oldu. Ancak hala önemli bir eksiklik; ülkemizde TÜBİTAK bünyesinde olan Gebze’deki laboratuvara rağmen, üretilen yapı malzemelerinin akustik değerlerinin belirlenmesinde yetersiz kalındığını ifade etmek isterim. Örneğin ben, yaptığım akustik tasarımın en üst düzeyi yakalaması ve gerçekçi olması adına, kullandığım malzemelerin ve elemanların kataloglarında ses yutma katsayıları, ses azaltma düzeyi gibi bilgilerinin bulunmasına
çok büyük özen gösteriyorum. Bu bilgileri bulunmayan yapı malzemesi veya elemanlarını projelerimde kullanmıyorum. Eğer bu bilgilerin bulunmadığı malzeme/elemanların kullanılması işveren tarafından isteniyorsa, mutlaka bu testlerin yaptırılmasını sağlıyorum.

• Yakın dönemde akustik açıdan en başarılı bulduğunuz proje/mekân hangisi? Neden?

Son yıllarda gerek mimari, gerekse akustik açıdan en çok beğendiğim bina/mekân; akustik tasarımı Yasuhisa Toyota tarafından gerçekleştirilen ve Los Angeles’ta bulunan 2265 kişilik Walt Disney Konser Salonu. İçinde bir konser dinleyememekle beraber, bu binayı görme ve gezme şansını bulabildiğim için kendimi şanslı hissettiğimi belirtmeliyim. ■
У нашей организации интересный web-сайт про направление Лечение за рубежом в Германии.
У нашей организации важный сайт про направление Бизнес эмиграция в Германию.
У нашей компании популярный сайт , он рассказывает про Лечение простатита.