y: iklimlendirme havalandırma

KP46
KP
Selçuk AVCI 
Avcı Architects 

• Havalandırma ve iklimlendirme planlamasında göz önüne aldığınız faktörler nelerdir? Tasarım süreci bu faktörlerle birlikte nasıl işliyor?

Her projede olduğu gibi ilk önce bulunduğumuz coğrafyanın iklimsel, (nem, derece, rüzgar vs gibi), araştırması yapılır, buna göre iklim şartları doğal havalandırmaya müsaitse ilk etapta doğal havalandırma kurgulanır. Bilhassa yaz aylarında gündüz ile gece arasındaki derece farkı büyük ise ve nem yok ise, doğal havalandırma verimli olmaya başlıyor ama tabii ki dışardaki şartlar da müsait olmalı. Gürültülü bir yol kenarı ise konum, o zaman sadece pencereleri açmak yetmez. Muhtemelen kanallar kullanılması gerekir fakat onların konumlandırması da olabildiğince binanın yapısıyla entegre bir şekilde olmalı. Genelde birçok insan kanalları asma tavanların arkasına saklamak ister. Onun arkasında yatan da bazı prensipler var. Mimar olarak bizim yöntemimiz binanın doğasını kullanmak, yani binanın kemiklerini dokusunu kullanmak.

• Aydınlatmada gün ışığının maksimum kullanımına dikkat edilmesi gibi iklimlendirme-havalandırma açısından uyguladığınız doğal çözümler var mı?

Spesifik olarak hepsinden bahsetmek uzun sürer, ama Ankara’da yaptığımız Müteahhitler Birliği Genel Merkez Binası’nda yazın gece soğukluğunu iklimlendirmede kullanmak için evvela binanın altına kurduğumuz bir labirentten geçirip sonra binaya veriyoruz. Hava labirentten kanallarla betonarmenin içine yönlendiriliyor. Binanın içinde betonarmenin altına solucan şeklinde döşediğimiz borulara ağız kapakları ve soğuk kiriş dediğimiz cihazları koyuyoruz. Bunu labirentin içinde elde edilen doğal soğumayı dağıtmak için yapıyoruz. Dolayısıyla o yüzey ısı emici bir yüzey oluyor. Gecenin daha soğuk havasıyla labirentin derecesi düşürüldüğü için bir doğal iklimlendirme “cihazı” olarak görev yapıyor. Türkiye’de ilk kez, dünyada da pek fazla örneği yok.

• Binalarda ısı yalıtım yolu ile enerji tasarrufunda hangi yöntemler, hangi malzemeler nasıl kullanılmalı? Bu malzemeler ne derece etkin?

Her zamanki gibi geri dönüştürtülürmüş malzemeler veya geri dönüşümü mümkün malzemeler tercih edilmeli. Binaların imalat sürecinde üretilen karbondioksiti minimize etmelisiniz. Bunu sağlamak için de kullanılan malzeme elden geldiğince geri dönüşümlü olmalı. Mesela Avrupa’da bilhassa konut binalarında kağıt hamuru kullanılıyor. Kağıdın yalıtım değerleri çok yüksek ve tabii ki çok ucuz. Çevreye zararı az ve kullanılmış kağıttan yapılabiliyor.

Balance Güneşli, İstanbul

• Bina kabuğunun doğal iklimlendirmedeki rolü nedir veya ne olmalı sizce?

Bina kabukları eskiden geçirgendi ve binalar “doğal” olarak nefes alabiliyordu. Şimdi enerji tasarrufu kaygısıyla binaların kabukları tamamen kapalı hale geldi. Bazı iklim şartlarında bu kaçınılmaz bir şey. Bilhassa nemli bölgelerde, ama Türkiye’nin birçok bölgesi bunu pozitif bir şekilde değerlendirebilecek nitelikte. Dolayısıyla yine coğrafya ve konuma göre bina kabuğu kontrollü bir şekilde ne kadar nefes alabilirse, o kadar iyi olur. Mesela Harran evleri bu konu için mükemmel bir örnektir. Ben konferanslarda da hep bu örneği kullanırım. O evlerin şekilleri, kubbelerin oluşumu, duvar kalınlıkları, kullanılan malzemeler, o kubbenin içine konulan küçük delikler, yaşanan bölümün duvarının kalınlıkları… Tamamen doğal iklimlendirmedir.

• Türk Müteahhitler Birliği Binası’nın tasarımını yaptınız, binanın iklimlendirmesinde nasıl çözümler uyguladınız?

Yukarıda bahsettiğim gibi soğutmayı yazın gece soğukluğunu kullanarak yaptık, fakat bunun ötesinde buradan çıkan havayı binanın döşemelerine borular sererek beton kütlelerinde soğutucu “cihaz” olarak kullandık. Daha evvel ikisinin de kombine edilmediği bir şey gerçekleştirdik.

• Sürdürülebilir yapılar ve bu doğrultuda üretilen teknolojiler ile ısıtma-soğutma-havalandırma ürünlerinin bu sistemlere entegrasyonu nasıl sağlanıyor?

TMB’de daha evvel Türkiye’de hiç kullanılmamış “chilled beam” (soğuk kiriş) sistemlerini kullandık. Ayrıca konferans salonunda “displacement ventilation” sistemleri kullandık. Entegrasyon normal bir sistemden pek farklı değil çünkü labirentten çıkan hava AHU’lar aracılığıyla yönlendiriliyor.

TMB Binası, Ankara

• Daha önce ticari alanlarda sunulan havalandırma-iklimlendirme çözümleri konut projelerine nasıl yansıyor?

Konut projelerinde de nispeten basit geri kazanım cihazları kullanılmaya başlandı son zamanlarda. Bu cihazlar mutfak, banyo gibi ısının yoğun üretildiği mekânlardan çıkan havayı dışarıdan gelen hava ile en-direkt olarak çarpıştırıp içerdeki ısı dışarı atılmadan o ısıyı kullanıyorlar.

• İklimlendirme konforun en önemli bileşenlerinden biri. Aynı zamanda estetik çözümler sunması da gerekiyor. Konforu sağlayan fonksiyonellik ile estetik görünüm nasıl dengeleniyor?

Eğer cihazlar göz önünde ise tabii ki estetik açıdan tasarlanmaları gerekiyor. Mesela TMB’deki “soğuk kirişler” bizim tarafımızdan birebir tasarlanarak ortaya çıktı.

• Bunlara ek olarak bize son dönemde yaptığınız projelerden bahseder misiniz?

Şu anda yoğun olarak Afrika’da bir kongre merkezi ve “resort” otel projesi ile uğraşıyoruz. Tabii ki oradaki iklim şartları çok farklı, ekvator da hemen hemen ve güneş çok etkili. Dolayısıyla en önemli şey güneş analizleri ve soğutma yükünü azaltmak için gölgelendirme elemanları. Aynı zamanda Bağcılar’da Şölen Çikolata için yaptığımız karma kullanım projesi 25. kata yaklaştı ve cephe elemanları takılmaya başladı. Orada güney cephelerinde yatay, doğu, batı ve kuzey cephelerinde dikey elemanlar kullanarak güneş kontrolü yapıyoruz. Ayrıca alçak blokların güney cephesinde bir “solar buffer zone” kullanarak o mekânların ısı kazanımını, ve kaybını dengeliyoruz.

TMB Binası, Ankara
Prof. Dr. Gül Koçlar Oral
İstanbul Teknik Üniversitesi

• Havalandırma ve iklimlendirme planlamasında göz önüne alınması gereken faktörler nelerdir? Tasarım süreci bu faktörlerle birlikte nasıl işliyor?

Mimarlık Fakültesi’nin öğretim üyesi olarak konuyu mimari açıdan ele almak isterim. Yapının yüklendiği işlevlerden biri de pasif iklimlendirme (doğal iklimlendirme) ve doğal havalandırma işlevidir. Pasif iklimlendirme, yapısal çevre içinde yer alan kullanıcıların bu çevrede süregelen iklimsel olaylardan (sıcaklık, güneş ışınımı, rüzgar, yağış, nemlilik gibi) optimum yarar sağlayacak şekilde yapıların tasarlanma sürecidir. Pasif iklimlendirme ve doğal havalandırma tasarım sürecinin bir alt sürecidir. Pasif iklimlendirme ve doğal havalandırma işlevlerini optimal düzeyde gerçekleştiren yapılar kullanılma süresi boyunca sıcaklık, nemlilik, rüzgar gibi iklimsel etkilerin kontrolünde optimal performans göstermenin yanı sıra güneş ışınımının ısıtıcı etkisinin de optimizasyonunu gerçekleştirir. Dolayısıyla, güneş ve diğer enerji kaynaklarına dayanan aktif-yapma iklimlendirme ve havalandırma sistemlerine minimum ihtiyaç duyarak istenen iç iklimsel koşulları sağlarlar.

Mimari tasarımda optimum iklimlendirme ve havalandırma sistemi planlama/tasarımını etkileyen ve ele alınması gereken başlıca faktörler olarak; yapının kullanılış şekli, iklimsel konfor koşulları, iç iklimsel durumun oluşumunu etkileyen faktörleri ele alabiliriz.

Yapının kullanılış şekli; kullanıcıların nitelikleri, yapıda yer alacak eylemler, yapının kullanıldığı devrelerin belirlenmesi açısından önem taşır. Bina içinde sağlanması istenen optimum iklimsel durumun tanımlanabilmesi için kullanıcıların yaş ve cinsiyetlerinin, eylem şiddetlerinin bilinmesi gereklidir. İklimsel konfor koşullarının belirlenebilmesi için, yapının yıl ve gün içinde kullanıldığı devrelerin belirlenmesi, meteorolojik verilerin derlenmesi iklimsel analizlerin yapılması, iklimsel ihtiyaçların belirlenmesi ile olanaklı olur. İklimsel konfor koşullarının sağlanmasında kullanıcıya ilişkin faktörlerin yanı sıra hava sıcaklığı, yüzey sıcaklıkları, hava nemi ve hava hareketi gibi iç iklimsel faktörlerin belirlenmesi gereklidir.

İklimsel durumu etkileyen faktörler ise iklim ve iklimsel etkilerin kontrolünde rol oynayan yapıya ilişkin tasarım parametreleridir. İklim kontrolünde rol oynayan yapıya ilişkin tasarım parametreleri, yapının yönlendiriliş durumu, yapının yer aldığı yerleşme dokusu, bulunulan yer, yapı kabuğuna ilişkin özellikler, yapı formu, doğal havalandırma düzeni gibi parametrelerdir.

Doğru bir iklimlendirme-havalandırma sistemi, açıklanan tüm bu faktörler için en uygun değerlerin tasarım sürecinde belirlenmesini gerekli kılar. Diğer bir deyişle, tasarım sürecinin ilk aşamalarında
yapıların optimum iklimlendirme ve havalandırma sistemleri olarak düşünülmesi ve tasarlanması gerekir. Bu tür bir tasarım, uygulama ve kullanım aşamalarında olabilecek problemlerin ortadan kaldırılması ve işletim maliyetlerinin azaltılmasını olanaklı kılar. Bu açıdan tasarım sürecinin ilk aşamalarında tasarımcının tesisat mühendisleri ile bir araya gelerek bütünleşik bir yaklaşım içerisinde yapının iklimlendirme ve havalandırma alt sistemlerinin optimum performans sağlayacak şekilde tasarlanmasını sağlaması gerekir. Bütünleşik tasarım süreci geribildirim gerektiren bir süreçtir, tasarımcı bu sayede hatalarından ve kazanımlarından doğru sonuçlara yaklaşır. Bütünleşik tasarım sürecinde farklı disiplinlerin bir araya gelerek optimum çözümü elde ederek ortak hedefte birleşmeleri temel amaçtır. İklimlendirme ve havalandırma planlamasının bütünleşik tasarım sürecinde yapılmasıyla tasarımcıların, fikirlerini ve çözümlerini daha yaratıcı ve etkileyici bir şekilde üretmelerinin teşvik edildiği ve sonuç olarak başarılı, istenen düzeyde performansı sağlayan iklimlendirme-havalandırma sistemlerinin gerçekleştirilmesi mümkün olabilecektir.

• Aydınlatmada gün ışığının maksimum kullanımına dikkat edilmesi gibi iklimlendirme-havalandırma açısından uygulanan doğal çözümler var mı?

İlk soruda açıkladığım gibi iklimlendirme ve havalandırma açısından elbette doğal çözümler vardır. Günümüzde çevre ve enerji problemlerini minimize etmek için mimari açıdan tasarımcının yapıyı öncelikle pasif iklimlendirme (doğal iklimlendirme) ve doğal havalandırma sistemi olarak tasarlaması gereklidir. Pasif iklimlendirme süreci, yapma enerji kullanan mekanik iklimlendirme sistemlerini işin dışında tutarak, yapının yönlendiriliş durumu, yapının yer aldığı yerleşme dokusu, bulunulan yer, yapı kabuğuna ilişkin özellikler, yapı formu, doğal havalandırma düzeni gibi tasarım parametreleri için optimum değerler belirlenmesi sürecidir. Doğal havalandırma, bir hacimde kullanılmış kirli hava ile taze havanın mekanik bir etki olmaksızın yer değiştirilmesi olayı olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyişle doğal havalandırma hacim boyutları, havalandırma giriş ve çıkış açıklıkları, açıklıkların birbirine göre ve rüzgara göre konumları gibi bileşenler yoluyla hiçbir mekanik etki ve enerji kullanmadan yapılan havalandırma olup enerji giderlerinin azaltılmasını olanaklı kılar.

İklimsel konfor durumunun yaratılmasında mekanik iklimlendirme ve havalandırma sistemleri ele alındığında, bu sistemlerin yapım ve bakım enerji maliyetlerinin oldukça yüksek olabilecekleri görülmektedir. Mekanik iklimlendirme ve havalandırma sistemlerinin tasarımında, öncelikle yapının pasif bir iklimlendirme ve doğal havalandırma sistemi olarak değerlendirilmesi yapılarak, yönlendiriliş durumu, form ve dış kabuk termofiziksel özelliklerine göre değişkenlik gösteren, toplam yitirilen ve kazanılan ısı miktarlarına göre sistem seçimi gerçekleştirilmektedir. Günümüzde enerji maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, yapma enerji kaynaklarının kullanılması ile çalışan mekanik iklimlendirme ve havalandırma sistemlerine, istenen iç iklimsel koşulları sağlamada düşen görev payının minimuma indirgenmesi gereklidir. Bunun için yapının, öncelikle ısıtıcı ajanlar olan güneş ışınımı ve hava sıcaklığı ve yanı sıra rüzgar gibi doğal etkenlerin etkisinden optimal yarar sağlayan pasif iklimlendirme ve doğal havalandırma sistemi olarak tasarlanması önemli olmaktadır. Optimal bir pasif ısıtma ve iklimlendirme sistemi olma niteliğinin kazandırılmasının, yapının yapım maliyetine olan etkisinin öngörülen maliyet tavanını aşmayacak şekilde kontrol altında tutulabilmesi ise, mimarın malzeme seçiminde göstereceği titizlik ve maliyet düşürücü diğer yöntemleri uygulaması ile sağlanabilir. Pasif iklimlendirme ve doğal havalandırma yoluyla diğer bir deyişle doğal enerji kaynakları ve iklim etkilerinden yararlanarak enerji ve kaynak tüketimini minimize eden örnekleri araştırmak gerekirse geleneksel yapılardaki akılcı yaklaşımlar ve detayların incelenmesini öneririm.

• Binalarda ısı yalıtım yolu ile enerji tasarrufunda hangi yöntemler, hangi malzemeler nasıl kullanılmalı? Bu malzemeler ne derece etkin?

Ülkemizdeki enerji açığı sorununun giderilebilmesi için özellikle binalarda enerji korunumu zorunlu olmaktadır. Binalarda enerji korunumu, ülkemizin enerji politikasını etkileyen ve sosyoekonomik düzeyde değiştiren bir süreçtir. Isı yalıtımı, tüm dünyada enerji korunumuna bağlı olarak geliştirilen politikaların en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Avrupa Birliği’nde konut ve yapı sektörünün toplam enerjinin yaklaşık yüzde 40’ını tüketmesi bu sektöre yönelik ilgiyi artırmıştır. Bu nedenle, enerji korunumu ile ilgili çalışmalarda, yapı ve yalıtım sektörüne yönelik düzenlemeler ağırlıklı yer tutmaktadır. Yalıtım, binalarda
konfor koşullarının sağlanması için harcanacak enerjinin rasyonel kullanımını sağlamada önemli etkenlerden birisidir. Binalarda ısı yalıtımı uygulamaları, kullanıcı sağlığının yanı sıra, yapı sağlığının da korunması, ısıl konfor koşullarının gerçekleştirilmesi, için gereklidir. İstenilen, bu etkenleri birbirinden bağımsız olarak değil, bir bütün olarak düşünmek ve bina yalıtımı konusunda optimum çözüme ulaşabilmektir.

Yapıda yalıtım için kullanılacak sistemleri ve malzemeleri her yönü ile iyi tanımak ve bu sistemlerin uygulama özelliklerini iyi bilmek, kullanım esnasında karşılaşılacak sorunları azaltmaktadır. Isı yalıtım malzemeleri olarak adlandırılan yapı malzemelerinde, kullanımlarına ilişkin bir takım özellikleri bulunması gerekir. Ancak bu özelliklerin tümünün bir malzemede bulunması da mümkün değildir. Bu nedenle, içinde bulunulan koşullara göre ısı yalıtım sistemleri optimum çözümleri gerçekleştirmelidir. Isı yalıtım malzemelerinden beklenen özellikler,

• strüktürel işlevsellik (yeterli basınç dayanımı, yeterli çekme dayanımı, boyutsal kararlılık)
• fiziksel özellikler (yüksek ısı tutuculuk, düşük birim ağırlık, koşullara uygun buhar difüzyon direnci)
• dayanıklılık (su ve neme dayanıklılık, kimyasal etmenlere dayanıklılık, biyolojik etkilere dayanıklılık, yüksek sıcaklığa dayanıklılık-yangın emniyeti)
• kokusuzluk, işlenebilirlik, ekonomiklik, kullanıcı sağlığı açısından uygunluk, bitirme malzemeleri ile uygulama uyumu gibi özelliklerdir.

Binalarda ısı yalıtım yolu ile enerji tasarrufunda, ısı yalıtımı malzemeleri kullanımında; güneş ışınımı, hava sıcaklığı, nemlilik, rüzgar gibi dış çevreye ilişkin parametreler ile yalıtılacak binanın bulunduğu yer, binanın konumu, yönü, formu, bina kabuğunun ısı geçişine ilişkin fiziksel özellikleri, diğer malzeme ve sistemler ile uyum gibi parametrelere bağlı olarak değişir. Bulunulan bölgenin iklimsel koşulları çok önemlidir. Örneğin soğuk ve ılımlı iklim bölgelerinde ısı yalıtımı enerji tasarrufunda çok nemli bir etken iken sıcak iklim bölgelerinde bu bölgelerdeki kadar etkin olmayabilir. Sıcak bölgelerde güneş kontrolü önem kazanmaktadır. Sıcak nemli iklim bölgesinde özellikle uygun havalandırma, sıcak kuru iklim bölgesinde ise (gece ve gündüz sıcaklık farklılıkları çok olduğundan) termal kütle etkisi yüksek malzemelerin kullanımı enerji tasarrufunda daha etkin olabilmektedir. Bu nedenle yöntem ve malzeme seçiminde iklimsel ve yapıya ilişkin parametreler bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

• Bina kabuğunun doğal iklimlendirmedeki rolü nedir veya ne olmalı sizce?

Bina kabuğu iç ve dış ortamı birbirinden ayırması sebebi ile pasif (doğal) iklimlendirme kontrolünde yapının en etkin ögesidir. Pasif iklimlendirme açısından bina kabuğunun tanımı, bina kabuğunun güneş ışınımına karşı yutuculuk, yansıtıcılık, geçirgenlik gibi optik özellikleri ile toplam ısı geçirme katsayısı, zaman geciktirmesi genlik küçültme faktörü, saydamlık oranı gibi termofiziksel özellikleri ile yapılmaktadır.

Bina kabuğunun birim alanından, dış hava sıcaklığı ve güneş ışınımı etkileriyle, kazanılan ve yitirilen ısı miktarları ve dolayısıyla kabuk iç yüzey sıcaklıkları ve iç hava sıcaklıklarının değişimi söz konusu optik ve termofiziksel özelliklere bağlı olarak değişmektedir.

Dış iklimsel koşullar, yöresel veriler ve iklimsel konfor koşulları insana ilişkin iç çevresel veriler olarak ele alındığında, iç iklimsel konfor durumunun gerçekleştirilmesi sürecinde bina kabuğu en etkin eleman olup, bina kabuğuna ilişkin özellikler tasarımcının kontrolünde kalan değişkenlerdir. Bu özellikler iklim bölgesine uygun olarak seçilmelidir. İstenilen konfor koşullarını sağlamada tasarım aşamasında cephe kabuğu için belirlenecek en uygun değerlerle diğer tasarım parametre değerlerinin oluşturacağı uygun kombinasyonlar, en az doğal kaynak harcayarak çevreye yenilenme hızından daha az zarar veren yapıları diğer bir deyişle optimum pasif iklimlendirme sistemlerini tanımlarlar. Dolayısıyla optimum pasif iklimlendirme sistemleri tasarımın ilk adımını minimum enerji kullanımı ile dış iklimsel etkileri kontrol ederek bina kabuğuna ilişkin tasarım parametreleri için en uygun değerlerin belirlenmesi oluşturmaktadır. Bu açıdan, bulunan yörenin iklimsel koşullarına uyum sağlayarak, enerji ve kaynak tüketimini azaltan ve iklimsel etkilerin kontrolünde optimum performans gösteren tasarım parametreleri ile oluşturan bina kabuğu iklimle dengeli kabuk olma özelliğini kazanırlar.

• Sürdürülebilir yapılar ve yenilenebilir enerji teknolojileri ile ısıtmasoğutma- havalandırma sistemleri entegrasyonunu değerlendirir misiniz?

Sağlıklı, kaliteli yapma çevreler oluştururken gelecek kuşakların da gereksinmelerini karşılamalarına olanak sağlamak için mimarlıkta sürdürülebilir yapı anlayışı benimsenmiştir. Mimarlıkta sürdürülebilir yapıların hedefi, insanın tüm ihtiyaçlarını doğal döngülerine zarar vermeden, doğal enerji kaynaklarını etkin kullanarak sağlamaktır. Enerji kaynaklarının büyük bir bölümünün binalarda ısıtma soğutma havalandırma amacıyla tüketildiği bilinmektedir. Bu açıdan sürdürülebilir yapılarda ısıtma soğutma havalandırma ürünlerinin gerek enerji tüketimini gerek karbon salımlarını minimize edecek doğal ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre edilerek geliştirilmesi önem kazanmaktadır.

Enerjiye bağımlı olarak yaşadığımız dünyada güneş, rüzgar ve jeotermal enerji gibi çevreye daha az zarar veren, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı için yeni teknikler geliştirilmesine olan gereksinim artmaktadır. Isıtma ve soğutma için sürdürülebilir bir strateji yüksek sıcaklıkla soğutma ve düşük sıcaklıkla ısıtma uygulamalarıdır. Günümüzde geri ısı kazanımlı sistemler, toprak ve su kaynaklı ısı pompası sistemleri, termal güneş paneli, yüksek verimli soğutma grupları gibi ürünlerin binaya entegre edildiği görülmektedir. Mimari açıdan, üretim maliyeti olmaması sebebi ile ilk akla gelen yenilenebilir enerji kaynağı güneş enerjisi olmaktadır. Son zamanlarda güneş enerjisine dayalı teknolojiler giderek gelişmekte ve daha yaygın olarak kullanılmaktadır.Özellikle örnek olarak mekanik ısıtma soğutma sistemlerinin enerji, giderlerinin azaltılmasında etkili olan güneş enerjisinden elektrik elde edilmesinde kullanılan ve bina çatı ve cephelerine entegre edilen güneş panellerini örnek vermek isterim. Ancak bu panellerin binaya sonradan entegrasyonu yerine tasarım aşamasında bir mimari sistem ögesi olarak tasarlanması gereklidir.

• Daha önce ticari alanlarda sunulan havalandırma-iklimlendirme çözümleri konut projelerine nasıl yansıyor?

Günümüzde kullanıcıların daha kaliteli, konforlu ortamlarda yaşama isteği giderek artmaktadır. Konutlarda öncelikle ısıtma sistemlerine önem verilirken son yıllarda küresel ısınma, şehirlerde olumsuz yapılaşma koşulları, yaz aylarında yaşanan yüksek sıcaklıklar nedeni ile artık konutlar için de soğutma sistemleri gerekli kılınmaktadır. Özellikle yüksek katlı konutlarda doğal havalandırmanın çözümü sağlayamaması mekanik havalandırma sistemlerine ihtiyaç duyulmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla önceden kullanıcı sayısı çok olan alanlarda kullanılan mekanik sistemler konutlarda da kullanılır hale gelmiştir. Bu durum ön tasarım aşamasında mimarların konuyla ilgili mühendislerle çalışarak projelerini geliştirmesini zorunlu kılmaktadır. Konut projelerinde istenen konfor koşullarının sağlanabilmesi için mimari grup liderliğinde mekanik tasarım ekiplerinin birlikte uzmanlık isteyen mekanik ısıtma, soğutma, havalandırma danışmanlarının yardımı ile bütünleşik tasarım yaklaşımı ile ortak çalışmalarını gerekli kılmaktadır. Diğer bir deyişle, konut projelerinin istenen performans düzeyine ulaşabilmesi için artık daha kollaboratif (disiplinlerarası) bir yaklaşıma ihtiyaç duyulur hale gelmiştir. Bu açıdan günümüz konut projelerinin geleneksel
yaklaşım yerine bütünleşik yaklaşım ile tasarlanmaları çağdaş bir yaklaşım olarak benimsenmektedir. Bu bağlamda konut projelerinde havalandırma-iklimlendirme çözümleri sistemin bir bütün olarak düşünüldüğü, tam bir optimizasyonun yapıldığı bir süreç anlayışına yönelmeyi gerektirmiştir.

• İklimlendirme konforun en önemli bileşenlerinden biri. Aynı zamanda estetik çözümler sunması da gerekiyor. Konforu sağlayan fonksiyonellik ile estetik görünüm nasıl dengeleniyor?

Günümüzde teknolojinin akıl almaz hızda gelişmesi, iklimlendirme sistemlerinin de gelişmesine olanak vermiştir. Bu gelişme, estetik kaygıları da ön plana taşımaktadır. Fonksiyonel performans ve yüksek dekoratif özelliklerden yola çıkan tasarımcılar iklimlendirme sistemi ünitelerini bina ile uyum sağlayacak şekilde tasarlamayı hedeflemektedir. Örneğin ısıl konfor sağlamada gerekli elemanlar bugün artık, iç dekorasyon elemanı karakteri verme isteğini ön plana çıkararak, detaylı araştırmaların tasarım odaklı sonucunu en iyi şekilde yansıtabilmektedir. Fonksiyonelliğin tasarımla dengelendiği bir görünüme sahip sistem elemanları mekânlardaki diğer estetik ögelere uyum sağlayarak dekorasyonla bütünlük oluşturabilmektedir. Fonksiyonellik ile estetiğin dengesi mimari tasarımla başlar. Bir önceki sorunun cevabında belirttiğim gibi, günümüz tasarım anlayışı istenilen dengeyi sağlayabilmek için bütünleşik tasarım yaklaşımını benimsemek durumundadır. Entegre yapı tasarımı; tasarım ekibini gelişmelerle ilgili sürekli bilgilendirerek, olası problemleri minimize eden, tasarım ve uygulama süreçlerinden aktarılan düzenli geribeslemeleri gerektiren, iterative yapısıyla, fonksiyon estetik ve diğer performans kriterlerinin optimizasyonuna olanak sağlamaktadır. ■
also read best-cooler.reviews

read here best-cooler.reviews

more information best-cooler.reviews