y: iklimlendirme havalandırma

KP35
KP
● Yapı tasarımında havalandırma ve iklimlendirme planlamasında göz önüne alınan faktörler nelerdir? Planlama süreci nasıl işliyor?

Yapı tasarımında öncelikli olarak amaçlanan, kullanıcıların ısıl, görsel ve işitsel konfor koşullarının sağlanması. Isıl koşulların sağlanabilmesi için hava sıcaklığının ayarlanması, radyasyon ısısının kontrolü, nemin ayarlanması ve insanlar etrafında hava akışının kontrolü gerekir. Ortam hava kalitesi ise içeride solunum için gerekli oksijen miktarı ve havada zararlı maddelerin giderilmesine bağlı. Bu nedenle havalandırma ve iklimlendirmede çoğunlukla bu unsurların kontrolünü kapsamlı olarak sağlayacak sistemlere gereksinim duyulur.

İklimlendirme planlaması, mekânda uygun şartlarda hava kalitesini ayarlamaya yönelik yapılmaktayken; havalandırma ısıtma ve soğutmanın yapılmadığı durumlarda bile gereklidir ve ortam havasının sürekli yenilenmesi amaçlanır. Havalandırma ve iklimlendirme sistemlerinin projelendirilmesi, ilgili standartlarda belirlenmiş ve insan sağlığı için gerekli olan termik ve psikometrik şartları gerçekleştirecek şekilde yapılmalı. Planlama aşamasında içeride sağlanması gereken iklimsel şartların belirlenmesinde öncelikle çevresel şartlar olarak tanımlanan güneş ve rüzgâr etkileri açısından coğrafi koşullar, binanın konumu, komşu binalar tarafından gölge etkisinin olup olmaması gibi durumlar gözönünde tutulur. Yapının hastane, ofis, fabrika vb. kullanım amacı da kriterlerin belirlenmesinde en önemli faktör. Yapısal faktörler ise mekânın

boyutları (en-boy-yükseklik) ve hacmi; yapı elemanlarını oluşturan duvar, döşeme, çatı gibi elemanların malzemesi ve konstrüksiyonu, ısı yalıtımı uygulanıp uygulanmaması, bitişik mahaller arası ısı geçişinin olup olmaması gibi durumları tanımlar. Pencere ve kapıların binadaki konumları, kullanım sıklığı, boyutları, katmanları da ısıl kayıpların belirlenmesinde önemli.

Sistem tasarımında iç ortam sıcaklıkların oluşmasında belirleyici olan diğer faktörler de hesaba katılır. Bu faktörleri; iklimlendirilmesi istenen ortamlarda bulunan insanların sayısı, ortamda bulunma saatleri ve süreleri, iş ve çalışma durumları, aydınlatma armatürlerinin çeşidi ve özellikleri, ortamda bulunan cihazlar, elektrikli büro makinaları, bunların çektiği güç, buhar veya gazla çalışan iş makinaları varsa, bunların ortama verdiği ısı miktarları şeklinde sıralayabiliriz.

Bu doğrultuda projelendirmeye esas tüm hesaplarla birlikte uygulama projesi hazırlanarak ayrıntılı rapor ile sunulur. Projede, bina veya ortamın ısıtma ve soğutma yükleri ile bu yüklere uyan hava debilerine göre, çeşitli tip havalandırma ve iklimlendirme sistemleri önerilir; akım şemaları, cihaz büyüklükleri vb. çizilerek, yetkili kuruluşlarca belirlenmiş olan birim fiyatları esas alınarak, ilk tesis, işletme, bakım ve onarım giderlerinin karşılaştırılmasıyla en ekonomik sistemin seçimi sağlanarak hazırlanır. Sistemlerin, istenen amaçları gerçekleştirebilmek için gerekli olan miktar kadar enerji tüketmesi gerektiği konusuna dikkat edilmeli.

● Binalarda ısı yalıtım yolu ile enerji tasarrufunda hangi yöntemler, hangi malzemeler kullanılmalı? Bu malzemeler ne derece etkin?

Binalarda ısınma konusunda tasarruf önlemleri, binanın tasarımı ve uygulama projesinin hazırlanması aşamasında, çevresel etkiler dikkate alınarak performans ölçümleri, yürürlükteki en güncel standartlara göre belirlenmiş doğru malzeme seçimiyle başlar. Eğer yalıtım önlemleri tasarım aşamasında yapılmazsa daha sonra yapılan uygulamalarının maliyeti yüksek ve performansı daha düşük oluyor.

Ülkemizde ısı yalıtımı konusunda “TS 825 - Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği” ve “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği (BEP-TR) ” dikkate alınıyor. TS 825 ile Türkiye’de binanın konumu, bulunduğu iklim bölgesi gibi faktörler dikkate alınarak her binanın ısınma için harcayacağı toplam enerji miktarının hesaplama yöntemi belirleniyor. BEP hesaplama yöntemi ile binaların ısıtılması ve soğutulması için binanın ihtiyacı olan net enerji miktarının hesaplanması, binanın toplam ısıtma-soğutma- havalandırma enerjisi tüketiminin belirlenmesi, binalarda günışığı etkileri de göz önüne alınarak, aydınlatma enerji ihtiyacının ve tüketiminin hesaplanması ve sıhhi sıcak su için gerekli enerji tüketiminin hesaplanması mümkün oluyor. Ayrıca elde edilen sonuçlara göre binanın enerji performansı ve emisyon salım sınıfı belirlenerek ilgili binaya uygun enerji kimlik belgesi de veriliyor.

Isı yalıtım malzemeleri, ISO ve CEN standardına göre ısı iletim katsayısı I=0,065W/mK değerinden küçük, ısı geçişlerine karşı yüksek direnç gösteren malzemeler olarak kabul ediliyor. Bu malzemelerin kullanım alanı oldukça geniş ve malzemelerin seçiminde kullanılacak bölge ve ortam göz önünde bulundurulmalı. Malzemelerin neme karşı duyarlılığı, korozyon direnci, sağlığa etkisi, basınç, kuvvet, mekanik ve yangın dayanımı, kullanışlı olması ve kolay uygulanabilirliği de seçimlerde dikkat edilmesi gereken önemli etkenler.

Duvar, çatı, döşeme gibi yapı elemanlarında çoğunlukla cam yünü, taş yünü, genleştirilmiş polistren (EPS), ekstrude polistren (XPS), genleştirilmiş perlit, poliüretan köpük, kalsiyum silikat gibi malzemeler tercih edilirken binaların ısıtma, soğutma, havalandırma ve klima tesisatında kullanılacak olan boruların, kollektörlerin ve bağlantı malzemelerinin, vanaların, havalandırma ve iklimlendirme kanallarının, sıhhi sıcak su üreticilerinin ve depolama ünitelerinin, yakıt depolarının ve benzeri mekanik tesisat ekipmanlarının yalıtılması konusunda cam yünü, taş yünü gibi malzemelerin yanı sıra elastomerik kauçuk köpüğü, fenol köpüğü, melamin köpüğü, poliizosiyonürat köpük (PIR), cam köpüğü vb. tercih ediliyor. Doğramalarda da ısı ve güneş kontrolü sağlayan kaplamalı yalıtım camları kullanılmalı.

Doğru ısı yalıtım sistemi ile ortalama yüzde 50’lik enerji ve yakıttan tasarruf sağlanıyor ve enerji verimliliğinde 2 ila 2,5 kat arasında artışlar mümkün.


● Aydınlatmada gün ışığının maksimum kullanımına dikkat edilmesi gibi iklimlendirme-havalandırma açısından da doğal çözümler var mı? Örneğin; yeraltı şehirlerinde yerin metrelerce altında bugün bile kaliteli havanın solunabilmesi nasıl sağlanabilmiş?

Yapıyla ilgili doğal çözümlerin uygulanabilmesi için ise öncelikle yapının bulunduğu bölgenin iklimsel özelliklerinin, güneşlenme ve havalanma potansiyelinin bilinmesi gerekiyor.

Bu konuda geleneksel yapılar ve günümüzde yeşil bina olarak tanımladığımız doğayla uyumlu, iklim verilerine ve o yere özgü koşullara uygun, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelen, ekosistemlere duyarlı yapılar, sağlıklı ve konforlu yaşama koşullarını sağlaması yönünden bina tasarımında yol gösterici olur.

Binanın havalandırma potansiyelini; eğimli veya düz bir arazide yer alması, kıyı ile ilişkisi, çevresindeki ağaçlandırma, binanın yönü, binanın T,L,U veya kare gibi forma sahip olması ve çatı formu önemli ölçüde etkiliyor. İç ortamda da rüzgârın geliş yönüne göre açıklıkların çapraz konumlandırılması ve boyutları, basınç farklılıklarının oluşmasını sağlayarak hava akımını etkileyebiliyor.
Geleneksel mimaride, sıcak ve kuru iklime sahip bölgelerdeki binalarda, özellikle Orta Doğu’da, İran’da ve ülkemizde çoğunlukla Kapadokya bölgesinde, havalandırma bu basınç farklılıkları ile sağlanabiliyor. Bu sistem eski zaman yeraltı şehirlerinde de görülüyor. Prensip olarak bu alanlarda rüzgâr bacası (havalandırma bacası) olarak adlandırılan uygulama ile iç ve dış mekân arasında sıcaklık farkı nedeniyle, mekânlarda yüksek ve düşük basınç bölgeleri oluşturuluyor ve bu basınç bölgeleri arasında hava dolaşımı sağlanabiliyor.

Rüzgâr bacalarıyla bağlantılı veya ayrı olarak toprağa gömülü kanallar ile zemin altında betonarme labirentler yardımıyla da hava akımı oluşturulabiliyor. Sözgelimi; İtalya, Vicenza bölgesinde yer alan Costozza’da, Berici tepesinin eteğinde 16. yüzyılda yapılan 6 adet villa, mağara üzerinde konumlandırılmış ve mağara binalardaki havalandırma odaları ile ilişkili. Toprak içerisinde yer alan kanallar soğuk iklim bölgelerinde dış ortam sıcaklığına göre nispeten daha sıcak olan toprak nedeniyle oluşan ısıl farklılıklarından dolayı sıcak bir hava akımı oluşturmakta; yazın ise iç ortamın serinletilmesine katkı sağlıyor.

İç ortamın ısıtılması ve soğutulması konusunda ise pasif güneş sistemleri avantaj sağlıyor. Örneğin; güneşli fakat soğuk kışların görüldüğü iklim kuşakları için dolaylı kazanım sistemlerinde trombe-michel veya bidon duvar uygulaması oldukça yaygın. Bu sistemde cam yüzey ve arkasına yerleştirilmiş, tercihen siyaha boyanmış ya da seçici yüzeye sahip beton, dolu tuğla, kerpiç veya taş gibi ısı depolamaya uygun bir ısıl kütle bulunuyor ve cam yüzeyden geçerek ısıl kütleye gelen ısı, ışınım ve taşınım yoluyla iç mekâna veriliyor.

Gün içerisinde, iç mekândaki soğuk hava, ısıl kütle üzerinden geçerek ısınıyor ve sürekli bir sürkülasyon gerçekleşiyor. Gece ise ısıl kütle üzerindeki açıklıklar kapanıyor ve depolanan ısı iç mekâna veriliyor. Bina cephelerinde çift cidarlı cephe uygulamaları da tasarıma bağlı olarak ısı depolama, doğal havalandırma alanında işlev görmenin temel elemanlar olarak tanımlanabilir.


● ‘Pasif iklimlendirme’ nasıl tanımlanmalı ve bu yöntem nasıl kullanılmalı, uygulanmalı?

Binalarda güneş ışıma enerjisinden aktif ve pasif sistemler aracılığıyla yararlanılabiliyor. Pasif sistemlerde ısının kazanılması (heat gain), depolanması (heat storage), ısının yalıtılması (heat insulation) ve ısının iletilmesi (heat transport) önem taşıyor. Bu sistemler ucuz olmakla beraber ılıman iklim bölgeleri için uygun. Aktif sistemler ise bitişik bina, ağaç vb. nedenlerle binaların gölgelendiği ve yeterli ışınım alamadığı durumlar ve soğuk iklim bölgeleri için uygun.

Pasif sistemlerde çevre ve iklim verileri en önemli parametre ve oluşturulması üç temel prensibe dayanıyor:

1. Direkt ışınımın toplanması
Binanın öncelikle tasarım aşamasında güneş enerjisinin yapı içerisine alınması için uygun konumunun belirlenmesi gerekiyor. Ancak bu enerjinin yüksek sıcaklık, aşırı aydınlık ve kişilere ve malzemelere zarar verecek, istenmeyen etkilerinden ise korunulacak şekilde kontrol edilmesi ve kullanılması çok önemli.

Güneş enerjisinin içeri alınmasında seralar, güneşin geliş yönünde konumlanan pencereler etkili oluyor. Pencerelerin veya güneş kontrol elemanlarının açısını belirlemede güneş ışınların kış mevsiminde yatık, yaz mevsiminde ise dik konumda gelmesi durumu dikkate alınmalı elbette.

2. Yapı elemanlarında ısıl depolama
Mekânın içerisine alınan güneş ışınları, bu ışığı emmesi için tasarlanan ısıl kütle duvarları, çatı havuz sistemi ve yalıtılmış alanlar (kış bahçesi, sera vb.) elemanlar yardımıyla soğurulup ısı olarak salınarak mekânın ısınmasını sağlıyor. Isı depolama ögelerinin kullanımı ile bina içerisine alınan ısının fazlasının daha sonra kullanılmak üzere zemin ve duvarlara depo edilebilir. Depolanan bu ısıdan günün geç saatlerinde de yararlanılabilinir.

3.Depolanan ısının ihtiyaç duyulduğunda yapıya tekrar aktarılması
Depolanan ısının ihtiyaç duyulduğunda yapıya tekrar aktarılması işlemi ısısın yayılmasıyla olabilebiliyor. Bu konuda fanlardan da yararlanılabiliyor.

● Bina kabuğunun doğal iklimlendirmedeki rolü nedir?

Bina kabuğu, dış ortamdaki çevresel etmenlerden iç ortam şartlarını birbirinden ayırmakta olduğu için en önemli yapı bileşeni olarak tanımlanabilir. Binalarda ısıl-görsel ve akustik konfor koşullarına bağlı olarak optimum performansı elde etmek ve özellikle yapma ısıtma ve iklimlendirme enerjisi ihtiyaçlarını minimuma indirgemek için kabuk tasarımı detaylı analizlerle değerlendirilmeli.

Kabuk katmanlaşmasının belirlenmesinde öncelikle, güneş radyasyonu, atmosfer koşulları, rüzgâr gibi iklimsel parametreler ile binanın yönlendiriliş durumu, geometrik yapısı-formu, yapı kabuğu ve kaplamaların saydam olup olmaması gibi mimari etkenler ele alınmalı. İstenen koşulların sağlanabilmesi için kabuk tasarımında işletme tüketim ve bakım maliyeti düşük, sürdürülebilirlik ilkelerine göre üretilmiş ve çevreye zararlı etkisi bulunmayan, kullanıcıya yüksek iç ortam hava kalitesi sunan malzemelerin tercih edilmesi ve malzemelerin ısıl özelliklerinin analizinin yapılması gerekiyor.

● Sürdürülebilir yapılar ve bu doğrultuda üretilen teknolojiler ile ısıtma-soğutma-havalandırma ürünlerinin bu sistemlere entegrasyonu nasıl sağlanıyor?

Sürdürülebilir yapılar bilindiği üzere çevresel, ekonomik ve sosyal anlamda etkinliği yüksek, doğal ve yapma çevre üzerindeki olumsuz etkisi en az olan yapılardır ve yüksek performansın elde edilebilmesi için bütünleşik tasarım yöntemleri ile tasarımın ilk aşamasında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu yapılarda iklimlendirme-havalandırma konularında yenilenebilir enerji teknolojilerinin kullanımı önem kazanmakta ve bina uygulamaları gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Ancak bu teknolojilerin hala çok yaygın olarak kullanılmamasının nedeni tasarım zorlukları değil, sistemlerin yeterince bilinmiyor olmasından ileri gelmektedir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının binaya entegresyonu kullanımına, ısıtma-soğutma ve sıcak kullanım suyu elde etmekte kullanılan toprak-su-hava kaynaklı ısı pompaları örnek olarak verilebilir. Bu sitemlerde, fosil yakıtlar yerine toprak, göl ve benzeri yer üstü suları ile yer altı sularından yararlanılmaktadır. Bu nedenle çevreci ve uzun ömürlü olup yüksek verimlidir ve düşük işletme gideri sağlar. Isı pompaları kışın dış ortamdaki düşük sıcaklıktaki ısı kaynağından, yüksek sıcaklıktaki iç ortama ısı pompalarlar. Yazın iç ortamdaki ısıyı tam tersine dış ortama atarlar.

Bununla birlikte döşemeden, duvardan veya tavandan ışınım yoluyla (radyant) ısıtma, soğutma sağlayan sistemler de düşük sıcaklıklı ısıtma (27-29 C°) ve yüksek sıcaklıklı soğutma (18-20 C°) imkanı sunarak enerji tüketimlerini azaltmaktadır. Bu sistemde borular döşemeye gömülerek veya özel üretimli alçıpan plakaların içerisinden geçirilerek bina kütlesi termal depolama için kullanılabilmekte, geceleri de yüklenebilmektedir. Genleştirilmiş polistiren (EPS) ve fabrikada kaplanmış alüminyum ısı iletim lamellerinden oluşan döşeme plakaları da bu amaçla üretilmekte olup borular bu plakalardan geçerek ortamın şartlandırılmasında kullanılabilmektedir

Güneş ışınımlarından enerji elde eldesi ise çeşitli tiplerde güneş kolektörleri ve fotovoltaik sistemler aracılığıyla verimli bir biçimde sağlanabilmektedir.

Sistemler ısıtma ve soğutma yüklerini tek başına karşılamada yeterli olmadığı durumlarda birbirleriyle entegre çalışabilir veya başka sistemlerle de desteklenebilir.

● Havalandırma ve iklimlendirme konusunda en başarılı bulduğunuz örnekler hangileri?

Guntramsdorf, Viyana’da (Avusturya) yer alan REHAU Güneydoğu Avrupa Merkez Binası’nın enerji verimliliği hedef alınarak 2011 yılında yenilenmesi projesi bu konuda başarılı bir proje örneği olarak verilebilir. Bu projede enerji verimliliği ve tasarrufu sağlayan sistemlerin kullanımının yanı sıra bina otomasyon sisteminin entegrasyonu, sağlıklı, ekonomik ve güvenli bir işletim imkanı sağlamış. 1977 yılında inşa edilmiş üç katlı bu ofis binası önceki durumda çalışanlar tarafından konforsuz bir ortam olarak değerlendirilmekteymiş. Isı kayıpları yüksek olan bina, ısıl konfor koşullarını sağlayamıyormuş ve elektrik tüketimleri yüksekmiş.

Binanın yenilenmesi kapsamında öncelikle, bina cephesinde iyileştirilme yapılmaya yönelik çalışmalar yapılmış. Dış duvarlarda ısı izolasyonu uygulaması ile birlikte pencereler özel olarak yüksek ses ve ısı yalıtımını sağlayacak şekilde imal edilmiş. Binanın ısı kayıp ve kazançlarının hesaplanması yazılım programları desteğiyle yapılarak bina otomasyon sistemi üzerinden kontrol edilen gölgeleme önlemiyle ısıl kazançların azaltılması da hedeflenmiş. Binanın ısıtılması ve serinletilmesi ise kışın yerden ısıtma, yazın ise yerden ve tavandan serinletme sistemleri tasarlanarak uygulanmış. Bu sistemler geniş yüzeylerde uygulandıkları için düşük sıcaklıkla ısıtma, yüksek sıcaklıkla soğutma yapabilmekte. Tavandan serinletme sisteminde asma tavan alt konstrüksiyonu üzerine uygulanan alçıpan akustik tavan plakaları akustik konforun sağlanmasında da etkili oluyor.

Ofis binasının ısıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyu ihtiyacının karşılanması için ise üç adet toprak kaynaklı sudan suya ısı pompası cihazı kullanılarak sağlanmış. Isı pompası kışın topraktan çekilen enerjiyi bina içerisinde kullanılabilir sıcaklıkta bir suyun üretilmesi için kullanırken, yazın ise iç mahalden çektiği ısıyı yeraltı devresinde dolaşan ısı taşıyıcı akışkan vasıtasıyla toprağa gönderiyor. Bu cihazın verimi büyük ölçüde ısıtma ve soğutma için ihtiyaç duyulan su sıcaklıklara bağlı. Ayrıca arazideki toprağın ısıl davranışı da önemli bir faktör. Bu konuda toprak ısı duyarlılık testi (TIDT) de yapılıyor.

Projede binanın taze hava ihtiyacı, ısı geri kazanımlı bir havalandırma sistemi ile enerji verimliliğini sağlayacak şekilde planlanmış. Isı geri kazanım cihazının önüne ise bir hava-toprak ısı değiştiricisi de planlanmış. (H-TID) Bu sistem alınan taze havanın toprak altında 1,5–2 m derinlikte döşenmiş borular içerisinden geçirilerek, toprağın ısısı ile ön şartlandırılmasına dayanıyor. Tüm ofis katları CO2 duyarlı elemanlarıyla donatılmış ve içeri alınacak taze havanın miktarı da bina otomasyonu tarafından kontrol ediliyor. CO2 oranı istenen değerlerin üzerine çıkarsa taze hava beslemesi tam kapasite ile devreye giriyor.

Tüm bu sistemlerin istenen kapasitede ve verimde çalışabilmesi ise bina otomasyon sistemleri aracılığıyla oluyor. Otomasyon sistemleri ile sistem anlık olarak gözlenebiliyor ve herhangi durumda müdahale etmek ve iyileştirmek mümkün oluyor. Bu amaçla projede 500 noktada ölçüm yapacak bir ölçüm altyapısı oluşturulmuş. Yapılan ölçümler her 2 dakikada bir yedekleniyor ve her saat başında değerlendirilmek üzere Braunschweig Teknik Üniversitesi’ne aktarılıyor ve kontrol ediliyor. Bu yönleriyle proje, yapılan hesaplamalar ile uygulama sonrası yapılan analiz ve değerlendirmelerle enerji verimliliğini ve konfor düzeyini arttırmayı hedefleyen bir proje olması ve bir çok yeni uygulamayı içinde barındırıp binanın sürdürülebilir olmasına katkı sağlaması anlamında rehber niteliğinde.

● Hedeflenen değerlere ulaşmak için projelendirme veya ölçümlerde teknolojiden nasıl yararlanılıyor?

Binaların sürdürülebilir ve yüksek performanslı tasarımında ve mevcut binaların performanslarının iyileştirilmesinde günümüzde bina performans modelleme ve simülasyon araçlarından yararlanılıyor. Bilgisayar tabanlı bu programlar enerji, aydınlatma, ısıl konfor ve akustik alanlarında kompleks algoritmaların bilgisayar ortamına aktarılmış hali olarak tasarım aşamasında hedeflenen değerlerin sağlanmadığının kontrolü ve bu değerlere ulaşabilmek için bir çok alternatifin test edilmesi, karşılaştırmaların yapılması gibi işlemlerde zamansal açıdan avantaj sağlıyor.

Bina enerji performansının belirlenmesinde BLAST, DOE-2, TRNSYS, ECOTECT, ENERGYPLUS ve ESP-r, DESIGNBUILDER, EQUEST, HAP E20, dünyada en yaygın olarak kullanılan programlar olarak kullanılıyor. CONTAM, iç hava kalitesi hesaplamalarında kullanılmakta olan bir simülasyon aracı. DAYSIM, RADIANCE, RELUX, DIALUX vb programlarda günışığı analizleri yapılabiliyor. İşitsel konforun sağlanması konusunda ise Odeon, Catt-Akustik Insul, Sonarchitect, Bastian hacim akustiği ve ses yalıtımı konularında kullanıcılarına yarar sağlıyor.

Ayrıca “Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD-CFD)” analizleri ile kompleks ve karmaşık simulasyonlar kolaylıkla modellenebiliyor. Her türlü aerodinamik akış, bina havalandırma ve dış cephe yükleri hesabı, rüzgâr, güneş ışınımı gibi iklim kaynaklı enerji kayıp/kazanç hesapları, fan tasarımı ve optimizasyonu, duman dağılım senaryoları, ısı transferi uygulamaları, toz toplama üniteleri gibi tanecik içeren akışkanların analizi CFD kullanılarak yapılan analizlere örnek olarak verilebilir.

● Farklı mimari yapılar için farklı havalandırma-iklimlendirme çözümleri söz konusu mu? Örneğin bir ofis ortamı ile bir otelin havalandırma sistemi benzer midir? Farklıysa, hangi noktalarda ayrılıyor?

Her yapının içeride gerçekleştirilen işlevi, kişi sayısı, çalışma durumları, çalışma saatleri gibi etkenlerinin farklılık göstermesi nedeniyle havalandırma-iklimlendirme çözümleri de projeye özgü değişiyor.

Genel olarak havalandırma-iklimlendirme çözümleri, konfor-hijyenik ve endüstriyel başlıkları altında sınıflandırılıyor. Konfor havalandırma ve iklimlendirmesinde, sıcaklık, nem oranı, taze hava tasarım parametreleri ele alınmaktayken; hijyenik veya temiz oda tasarımında, partikül ve mikro-organizma sayısı, ortamdaki hava akışı ve ortam hava basıncı da tasarım parametrelerine dahil ediliyor. Bu mekânlarda taze hava miktarı ve filtrasyonu oldukça önem taşıyor.

Endüstriyel havalandırmada ise hedeflenen; konfor koşullarının sağlanması, ortamdaki kirleticilerin ortadan kaldırılması ya da seyreltilmesi, istenmeyen hava akımlarının oluşmasını engellemek üzere (pis kokuların yayılması gibi) birçok durumda ortamlara veya dış havaya karşı ortamın negatif basınç (vakumlu havalandırma) veya pozitif basınç (basınçlı havalandırma) altında tutulmasının sağlanması ve yangın ve patlama tehlikelerinin azaltılması.


● Klimalarda kullanılan gazların 2020 yılına kadar doğaya daha az zarar verecek şekilde değişimi söz konusu. O döneme kadar alınabilecek önlemler neler olabilir?

Günümüzde soğutkanların kullanımında klima üreticileri farklı alternatif gazlara yönelik çalışmalarına devam ediyor ve yeni ürünler de geliştiriyor.

Ancak alınabilecek önlemler ürün bazında değil binanın genelini kapsayacak şekilde olmalı. Isıtma ve soğutma kaynaklarının seçiminde güneş, jeotermal, rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir veya düşük maliyetli enerji kaynaklarına yönelinmesi öncelikli tercih edilmesi gereken bir konu. Bununla birlikte bina tasarımında klimalara duyulacak ihtiyacı azaltmak için birçok alanda ihtiyaçlara yanıt verecek doğrultuda gelişen nano teknoloji uygulamalarına da başvurulabilir. Örneğin yazın pencerelerden geçen güneş enerjisi nedeniyle soğutma ihtiyacı ortaya çıkmaktaysa o halde nano teknolojiden yararlanıp cam kaplamalarından çok daha küçük boyutlarda hatta mikron kalınlıkta ışığı kontrol edebilen moleküllerin pencere ve cephelere entegresyonu ile güneş ışınımı kontrol edilip akıllı bina sistemi oluşturulabilir.

Alınabilecek önlemler bina otomasyon sistemi ile yönetilmeli ve her mevsim için kontrol edilmeli. Çünkü ısıtma döneminde enerji giderlerini azaltan bir strateji soğutma dönemleri için aynı etkiyi oluşturmayabilir. Aynı zamanda cihazların iç ve dış ortam şartları gözetilerek devreye girip çıkması, ihtiyaç duyulandan fazla çalışmaması enerji tasarrufu sağlar. Bu nedenle sistemin uygun şekilde projelendirilmesi ve sistem bakım ve yalıtımlarının sağlanması gerekli.

● Hastalıkların çoğunun hava yoluyla yayıldığını düşünürsek, iklimlendirme-havalandırma çözümleriyle kapalı ortamlarda daha sağlıklı hava solumamızı sağlayan teknolojiler var mı? Bu konuda yakın gelecekte karşılaşacağımız çözümlerle ilgili öngörülerinizi paylaşır mısınız?

İç ortam hava kalitesini, mekânda bulunan kişilerin nefes alıp vermesi, üzerindeki giysiler, yapılan aktivite, ortamdaki tüm kullanılan malzemeler (duvar, tavan, kapı, pencere vb.) etkiliyor. İç ortamlarda konfor koşullarının sağlanabilmesi için havadaki partikül miktarı, CO oranı, CO2 oranı, sıcaklık, nem, hava hızı, formaldehit miktarı parametrelerinin standartlarda belirtilen değer aralığında olması gerekli.

İklimlendirme ve havalandırma konularında çözüm üretilebilmesi, seçilen klima santrali, kanal ekipmanları, üfleme ve emiş elemanları ile ilişkili.

Günümüzde standartlara uygun üretimi sağlanmış ve sertifikalandırılmış klima santralleri, VAV, Mekanik CAV, sızdırmaz damper gibi üfleme ve emiş elemanları ortam hava kalitesini düzenlemekte kullanılıyor. Bu elemanlarla ortamdaki partikül ve mikroorganizmalar koruma alanından uzaklaştırılıyor; partikülden arındırılmış hava veriliyor.

Sistem performansının iyileşmesi konusunda gün geçtikçe yeni ürünler geliştiriliyor; daha az yer kaplayan, performansı yüksek ürünler piyasaya sunuluyor. Akıllı sistemlerle sıcaklık, nem, fan hızı, hava kalitesi, havalandırma filtresi değiştirilmesi gerektiğinde sistem, kullanıcıları bilgilendiriyor ve uzaktan kontrol de sağlanabiliyor.

İleriye yönelik düşünüldüğünde ise son yıllarda nano teknolojinin endüstri alanında fark yaratması dikkate alınmalı. Yakın gelecekte de HVAC sistemlerinde daha yoğun kullanılmasıyla performans artışının gerçekleşmesi mümkün olabilir. Bu teknolojinin kullanımı nano-kaplama alanındaki gelişmelere bağlı. Malzeme bünyesine katılan ince bir film kaplaması şekilde uygulanan anti bakteriyel özellikte malzemeler HVAC sistemlerinde kanallar, borular, kazan gibi elemanlara uygulanarak bakteri, küf, mantar gibi istenmeyen durumların HVAC sistemlerinde oluşmasını engelleyebilir. Böylelikle yüksek verim sağlanıp iklimlendirme sistemlerinin servis ömrü ve havalandırma kaliteleri artabilir. İç ortamda da daha kaliteli ve sağlıklı bir ortam şartları hazırlanmış olur. ■
Наша организация предлагает Туринаболик купить по вашему желанию, недорого.
источник eurobud.com.ua

В интеренете нашел важный портал , он рассказывает про Битумная черепица Docke Сота www.eurobud.com.ua/