Yat Tasarımcısı Tim SAUNDERS İle Söyleşi

KP

Tim Saunders
Tasarımlarınız 21 yıllık tecrübe ve güçlü bir bilgi birikimine dayanıyor. Yat tasarımcılığına nasıl başladığınızı bize aktarabilir misiniz?

Çocukken hatırladığım kadarıyla saat, araba, yat gibi şeylerin nasıl çalıştığını merak edip, onları parçalayarak mekanizmalarının nasıl işlediğini ya da ne şekilde birleştirildiğini anlamaya çalışıyordum. Bu analitik merak hiçbir zaman beni bırakmadı ve bana inanılmaz bir motivasyon sağladı, hala eğitim ve tecrübelerim arasında denge kurmama ve rafine işler çıkarmama yardımcı oluyor. Endüstriyel Tasarım (Otomotiv Tasarımı) eğitimimi bitirdikten sonra estetik, mühendislik, ergonomi, materyal, eskiz çizimi, render alımı, fotoğraf, grafik tasarımı, bilgisayarda modelleme uygulamasına kadar tasarımla bağlantılıher konuda kendimi geliştirip bilgi sahibi olmaya çalıştım. Ama başından beri yat sektöründe olmayı arzuladığımı biliyordum.

Dünya çapında birçok başarılı yat firmasıyla çalışma fırsatı yakalamışsınız. Yaşamış olduğunuz tecrübeler nelerdir?

Kariyerime, yat çizimlerinin rotring kalemlerle elde yapıldığı, açıklamalarının ise Lettraset transfer filmleri kullanılarak yazıldığı zamanlarda, İngiltere’de bulunan Andrew Winch Designs’da başladım. Busüreç benim tasarım içerisindeki her satırı doğru yere yerleştirerek, tasarım sürecine pozitif katkıda bulunmam konusunda oldukça eğitici oldu. Zihnimde tüm konseptin canlanması adına beynimi cesaretlendirerek yaratıcılığımın ortaya çıkmasını sağladım. Her birinin uzman becerilere ve son derece yüksek standartlarda yenilikçi bakış açısına sahip olduğu, dünyaca ünlü tasarımcılarla beraber çalışma fırsatı bulmuş olduğum bu dönem için ‘Çıraklık Yıllarım’ diyebilirim. Dış Tasarım, İç Tasarım, Gemi İnşaat Mimarisi gibi çalışma rollerinde ‘canlı projeler’ üretirken oldukça deneyim kazandım. Bana, ‘Stem to Stern’ olarak baştan sona tasarım süreci içerisindeki dengeli anlayışın nasıl oluştuğunu algılamam için olanak sağladı.

Beraber çalışmış olduğum firmaların bazıları; Fairline Boats, Andrew Winch Designs, Princess Yachts, Espen Oeino Naval Architect, Mulder Design, Pieter Beeldsnijder Design, Felix Buiterdijk Design, Redman Whitely Dixon, Guido de Groot Design ve bunların yanı sıra Gemi İnşaat Mimarisi’nde yer alan daha birçok firmada çalışma imkânı buldum.

Nispeten bu dönemden kısa bir süre sonra yat tasarımlarında yeniçağın habercisi ‘bilgisayar destekli’ üretim başladı. Fransa’da, Espen Oeino Naval Architects’de çalışırken CAD gibi yazılım programları ile yaratıcılığımı birleştirerek bu konuda kendimi geliştirdim. Bilgisayar programları ile eskizlerimi birleştirerek uyum ve sinerji sağladım. Hala el çizimlerinin ifadenin en saf hali olduğunu ve tüm tasarımın temelini oluşturduğunu düşünüyorum. Bugün elimin bir uzantısı olarak kabul ettiğim bilgisayar benim tasarım ve fikirlerimi geliştirip, paylaşmam adına bir araç. Biz bugün CAD programını kullanarak yat tasarımlarımızı üç boyutlu hale getirebiliyoruz ve böylelikle görsel analiz açısından ve yatın son halinin ne şekilde olacağına dair önceden bilgi sahibi olabiliyoruz.

Tim Saunders Çalışırken
Konsept Tasarım, Dış ve İç Tasarım, Gemi İnşaat Mimarlığı ve hatta Tasarım Yöneticiliği’ne kadar birçok rolde görev alıyorsunuz. Bu derece kapsamlı bilgi birikimini bu kadar kısa bir süreye sığdırabilmiş olmanızı neye bağlıyorsunuz?

Öncelikle, tüm tasarım aşamalarını maksimum potansiyelde yönetmek adına; müşteri ihtiyaç ve taleplerini açık ve kapsamlı olarak algılayıp, sonrasında sıralı bir iş akışı ile projenin koordine edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tasarım kapsamında birden fazla alanda sorumluluk ve bilgi sahibi olmanın avantajlı bir durum olduğu kanısındayım ki bu bütüncül yaklaşım, müşteri beklentisi ile tasarım arasındaki dengeyi kurmanıza yardımcı oluyor. Gemi İnşaat Mimari alt yapısıyla oluşturulmuş dış ve iç mimari, müşterilerimiz için de kolaylık ve algı bütünlüğü sağlamaktadır. Proje süresince yapılan çok yönlü toplantılar, tasarımın gelişme hızını artırırken, proje kapsamında görevli farkı firmalar arasındaki dosya paylaşımından kaynaklanabilecek potansiyel hata oranlarını da azaltmış oluyor. Ayrıca kendi içimizdeki doğru iletişim, daha verimli çalışmamıza sebep oluyor.

Tim Saunders YACHT DESIGN’ı Türkiye’de açmaya nasıl karar verdiniz? TSYD’nin Türkiye’de konumlanmış olmasının getirdiği avantaj ve dezavantajlardan bahsedebilir miyiz?

Türkiye’ye olan ziyaretlerimde ilk günden bu yana insanların sıcaklığı, zengin kültürü ve güzel manzarası beni hep etkiledi. Ama Türkiye serüvenim, 2004 yılında Londra’daki yat tasarım şirketim üzerinden Bodrum’da 46,5 m’lik bir yat projesinin tasarım işini almamla başladı. Projenin baş tasarımcısı olarak 1 yıl boyunca Londra’dan Bodrum’a tam 25 kez gidip geldim. Profesyonel hayatımı ve özel hayatımı Ege kıyılarında geçirmekten son derece keyif alıyordum ve bu arada üzerinde çalıştığım yatı da başarılı bir şekilde bitirmiş olmaktan çok mutluydum. Ayrıca aynı dönem, eşimle tanışmış ve çok kısa bir süre içinde evlenip Londra’ya yerleşmiştik. Fakat ikimizin de aklında Bodrum’a bir gün geri dönmek yatıyordu ve nihayet 3 yıl sonra 2009 yılında Bodrum’a geri döndük ve Tim Saunders Yacht Design’ı kurup çalışmalarımıza devam ettik.

İş açısından Türkiye’nin büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Yetenekli ustaların bolluğu, iyi eğitimli profesyoneller ve doğudan batıya kültürel ve materyal açısından geniş kaynaklara sahip olması, yüksek standartlarda işler yapılmasına olanak sağlıyor. Türkiye’de yüksek standartlarda Superyacht üretimi adına önemli adımlar atılıyor. Şunu söylemekten çok memnunum, Türkiye’de Proteksan Turquoise ve RMK gibi gelişmiş ve dünya kalitesinde Superyacht yapan başarılı tersanelerin sayısı giderek artıyor. Bu tersanelerin sahipleri, yeni projelerini ‘Monaco Yacht Show’ gibi uluslararası önemli arenalarda gururla sergiliyor ve çok başarılı geri dönüşler alıyorlar.

Diğer taraftan, pek çok Türk tersanesi yüksek standartlarda üretim yapabilmek adına kötü işçilik, işin zamanında yetişmemesi, güvenilirlik sorunları ve bütçe üzerine çıkılması gibi sorunlarla mücadele ediyor. Ne yazık ki bu durum, Türk yat inşaat endüstrisi hakkında olumsuz bir imaj oluşturup, bazı yat sahiplerinin bundan kötü anlamda etkilenmesine sebep oluyor. Tabii ki bu sorunlar doğru bir zihniyetle ele alınınca düzelecektir. Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, eğer tersaneler her projede, daha anlaşılır bir iletişim kurabilirlerse, ince detaylara daha çok önem verip daha sıkı kontrol yapılırsa ve daha güvenilir tasarım uygulamaları geliştirirlerse bu sorunlar kendiliğinden çözülecektir.
Türkiye’nin en az 10 yıl içerisinde yaklaşık %20’lik bir büyüme hızıyla dünya kalitesinde Superyacht üreten başlıca ülke olacağına inanıyorum.Bu meydan okumanın hizmet ve tasarımda gelişim sürekliliği adına gerekli olduğunu düşünüyorum ki bugün çalışmalarımda beni motive eden şeylerden bir tanesi de bu diyebilirim. Profesyonel ve iyi eğitimli Türk çalışma ekibimizle, yerel ve uluslararası müşteri portföyümüzle TSYD olarak Türkiye yat sektörünün dünya çapında iyi bir konumda bulunması adına aktif olarak destek vermekteyiz.

Müşteri talepleriniz genellikle ne şekilde oluyor? Türkiye’den mi yoksa yurtdışından mı daha çok talep görüyorsunuz?

Müşterilerimiz genellikle yerel ve uluslararası olmak üzere üst segment, yat tasarımına tutkuyla bağlı bireyler ve diğerleri ise yeni tasarım bir dizi yatın, tekli ya da çoklu modellerinin siparişini veren tersanelerdir. Dikkat çekicidir ki kişiye özel tasarlanan yatların maliyeti, standart yat maliyetlerinden daha fazla olmayabilir. Seçilen malzemeler kişiye özel olacağından fiyatlandırma da o oranda farklılık gösterecektir. Buna göre tasarım ve inşaat maliyeti metrede bir makul oranda değişecektir.

TSYD, Türkiye’de konumlanan, üretim ve iletişim ağını en iyi şekilde kurabilecek bir bölgede bulunmaktadır. Ayrıca en fazla dört saatlik bir uçak yolculuğuyla Avrupa, Rusya ve Orta Doğu’daki müşterilerine ulaşabilme imkânı bulunmaktadır. Türkiye, sadece kurulmuş altyapısı ile gelişmekte olan bir yat inşaat endüstrisi sağlamasının yanı sıra aynı zamanda seyir ederken keşfetmek için yat sahibine harika bir sahil şeridi ve birçok ada da sunar.

Tasarımlarınızı şekillendirirken ne gibi şeyler sizi hırslandırıyor? Nelerden ilham alıyorsunuz?

Benim için en büyük ilham kaynağım, yatlarımı tasarlarken müşterimin tam olarak ne istediğidir. Kendilerini çok iyi dinleyip, tam olarak ne istediklerini anlamaya çalışıyorum. Bir Superyacht’ı tanımlayan şey kalitesi ve sahibini ne ölçüde yansıttığıdır. Bazıları büyüklüğünün, boyutunun ya da hızının daha önemli olduğunu düşünse de ben böyle düşünmüyorum.

Yat tasarımı yaparken, objeyi bütünsel olarak ele almam gerektiğine inanıyorum ki böylelikle sahibinin vizyonunu, karakterini ve yaşam tarzını en iyi şekilde yansıtabilsin. Tasarımını yapacağım yat için önce yeni gövde konsepti oluşturmayı tercih ediyorum, bu da bana yeni bir yat tasarlayabilmem için özgürlük veriyor. Sonrasında bu konsept üzerinde tersanenin proje geliştirme ekibiyle görüş alışverişinde bulunup üzerinde çalışıyorum ve böylece yatın iç ve dış tüm stilinin oluşmasını sağlıyorum.

İlk çizimlerin ve yapılan tasarımın aynı doğrultuda ortaya çıkması inanılmaz bir haz veriyor. Pek çok üst yapı, genellikle yatın karakterini ortaya çıkaracak modifiye edilebilen yumuşak hatlardan oluşur ve tasarım buna göre şekillendirilir. Tasarımcı bu yarattığı karakteristik özellikten yola çıkarak dış mekânlarda ve iç mekân mobilyalarında bu stili devam ettirir. Böylece yatın bütününde kendine has bir stil oluşmuş olur.

Bana göre başarılı bir tasarım, misafir ve personel kabinlerinin yerleşim sirkülasyonlarının iyi çözülmüş olması demektir. Yat sahibi alışılmışın dışında bir yerleşim düzeni isteyebilir ancak bu tasarımcının vereceği bir karar olmalı ve müşteri bu konuda yönlendirilip iyi hava ve kötü hava koşullarını da düşünüp doğru bir yerleşim düzeni oluşturmalıdır. Dünyada Superyacht’lar, özel tatiller, iş ve charter gezileri için kullanılmaktadır ve yat tasarımcıları da bu üç gruba farklı veya paralel zamanlarda hitap edebilecek tasarımlar yapmalıdırlar. Tasarımcı, tasarımı daha esnek hale getirerek - örneğin; özel bir kabinin sürme panellerle yemek odasına dönüştürülebilmesi, ya da VIP kabinin gerektiğinde bir sinema salonuna dönüşebilmesi gibi - bazı önemli mekânları akıllıca ortaya çıkartabilmelidir. Kilit alanların böyle akıllıca tasarlanması, yatın her bir metresinde değer kazanması için önemli bir unsurdur.

Türk yat firmaları ve tasarımcıları hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye, sizce dünya yat piyasası içerisinde ne konumda yer alıyor? 

Kendi ekibimizin güvenilir üyeleri dışında şimdiye kadar birkaç Türk yat tasarımcıyla çalışma fırsatım oldu ancak bende hayranlık uyandıran sayılı tasarımcı olduğunu söylemeliyim. Favorilerimden biri Turhan Soyaslan, kendisinin zarif ve sade çizgisini beğeniyorum. Yat tasarımı Türkiye’de gelişen bir meslek özellikle bu konuda açılan okulların, yakın gelecekte sektöre yenilik ve değişiklik getireceği kanısındayım. Türkiye’nin benzersiz kültürü, çok değerli etkiler sonucu oluşmuştur ve eğer Türk tasarımcılar bu kültür zenginliğinden etkilenip tasarım yaparlarsa eminim dünya çapında benzersiz ve farklı
şeyler ortaya çıkartabileceklerdir.

Sizi etkileyen herhangi bir tasarımcı var mı?
Eğer bana ilham aldığın tek bir kişi söyle derseniz, o kişi Jon Bannenburg’dür. O şüphesiz kariyeri boyunca yenilikçi yat tasarımları gerçekleştirerek bu mesleğin kurucularından birisidir. Bunun dışında da ilham aldığım birçok başka tasarımcı da oldu ki bu benim ’Çıraklık Yıllarım’a denk düşmektedir. Bugün her bir yat tasarımcısına ve ekibine saygı duymamız gerektiğini düşünüyorum. Hepsinin ardında bir hikâye ve zorlu bir oluşum süreci yatmakta. Her bir ekip kişinin hayal ve isteklerini yerine getirmek adına var gücüyle çalışır. Ben bu insanlardan da ilham almadan edemiyorum.

Tasarımlarınızdan bahsedecek olursak, üretimdeki modelleriniz geniş bir skalaya yayılıyor. Bize tasarladığınız yat modellerinden bahsedebilir misiniz?

21 yıllık kariyerim boyunca sektördeki talepler doğrultusunda yat sayısı ve boyutlarında patlama yaşandığına tanık oldum. Her yıl daha kompleks projeler, sahiplerinin beklentileri doğrultusunda sektöre şekil veriyor. Bizim projelerimizin çoğunluğu klasikten ultra moderne, 10 metreden 235 metreye kadar değişen boylarda yatlar ve özellikle Superyacht’lardan oluşuyor. TSYD’nin spesifik bir tarzı yoktur, çünkü bizler; her yat sahibine uyacak, sahibinin isteğine uygun tasarımlar yapıyoruz. Bu sebeptendir ki şimdiye kadar hiçbir müşterimizin projesi bir başkasıyla aynı olmadı. TSYD olarak şu anda müşterilerimizin isteği doğrultusunda geliştirdiğimiz boylar, 24-45 m, 60-90 m, 100 m ve üstü olmak üzere değişen boylarda motoryat, yelkenli ve superyacht projelerimiz tasarım aşamasında devam etmektedir. Ne yazık ki projeleri çeşitli gizlilik anlaşmaları nedeniyle size gösteremiyoruz. Ama gelecek zamanlarda bunları sizinle paylaşmaktan mutluluk duyarız. Gelişmeleri takip etmek için internet sitemizi takip edebilirsiniz.

Tim SAUNDERS'ın Konsept Projeleri




KP 21
https://showroom-kiev.com.ua

www.ukrterminal.kiev.ua

www.ukrterminal.kiev.ua/ru/services/Transportnoekspeditsionnye-uslugi/